Ar-Ge merkezleri, kimya sanayinde proje sayısını katladı

0
Araştırma Geliştirme projelerine hibe veren kurumlarla firmalar arasında adeta köprü kuran danışmanlık şirketi Experto’nun Genel Müdürü Jülide Birol, kimya sanayinde Ar-Ge faaliyetlerinin gelişimini Kontrol Dünyası’na anlattı. Daha önce tek bir ekibin hem Ar-Ge projesi geliştirdiğini hem de seri üretime girdiğini vurgulayan Birol, artık görevlerin spesifikleştiğine dikkat çekti. “Ar-Ge Merkezinin kimya sektörüne belki de en büyük katkısı Ar-Ge personelini diğer işlerden soyutlaması oldu.” diyen Birol, bu sayede şirketlerin bir yılda gerçekleştirdikleri proje sayısının katlandığını vurguladı.

KONTROL DÜNYASI / ÖZEL RÖPORTAJ

Experto LogoAr-Ge’ye değen her şey, onların işi… Gelişen teknolojilere, yeni sistemlere ve küresel dünyaya adapte olmak, bu kapsamda araştırma geliştirme yapmak ve yeni projeler için destek almak isteyen şirketler, onların kapısını çalıyor. 2010 yılında kurulan Experto, Araştırma Geliştirme projelerine hibe veren kurumlarla destek almak isteyen firmalar arasında adet köprü kuruyor. Experto’nun hizmet verdiği sektörlerin başında ise doğal olarak Ar-Ge çalışmalarının en fazla görüldüğü Kimya Sanayi geliyor. Son yıllarda katma değeri yüksek üretime ağırlık veren kimya üreticileri, son teknolojiye ve yetkin personele sahip Ar-Ge merkezleri kurarken ihtiyaç duydukları finansal destek için Experto’nun kapısını çalıyor.

Şirketin Genel Müdürü Jülide Birol, kimya şirketlerinin araştırma geliştirmeye ayırdıkları kaynağı yetersiz bulsa da bu konuda önemli aşamalar kaydedildiğine dikkat çekiyor. Özellikle Ar-Ge Merkezlerinin proje sayısını katladığının altını çizen Birol, bunda Ar-Ge personelinin diğer işlerden soyutlanmasının etkili olduğunu belirtiyor. Yeni dünyada şirketlerin nerede yer aldığını belirlemek için artık üretim kapasitesi ya da cirosuna değil, kaç patentinin, kaç ulusal ve uluslararası Ar-Ge projesinin olduğuna bakıldığını ifade eden Birol, “Hızla değişen teknoloji şartlarında rekabet edebilmenin de ötesinde ayakta durabilmek için Ar-Ge olmazsa olmaz.” diyor.

Kontrol Dünyası Dergisi’nin sorularını cevaplayan Experto Genel Müdürü Jülide Birol’un, sanayideki Endüstri 4.0 dönüşümünden, Kimya Sektörü’ndeki Ar-Ge merkezlerinin gelişimine kadar pek çok konuda dile getirdiği görüşler özetle şöyle:

AR-GE PROJELERİNİN STRATEJİK YOL HARİTASINI ÇİZİYORUZ

– Experto’nun faaliyet alanı, kuruluş süreci ve bugüne kadar elde ettiği başarılarla ilgili kısaca bilgi verir misiniz?

2010 yılında kurulan EXPERTO, Araştırma Geliştirme projelerine hibe veren kurumların bürokrasileri ile sadece işine odaklanmak isteyen Ar-Ge firmaları arasında eksik olan arayüz işlevini üstlenmekte. Kendi sektöründe çoğunlukla projenin ilgili kuruma sunulması ve dönem raporlarının hazırlanmasından oluşan ürün gamını genişleterek; Ar-Ge projelerinin stratejik yol haritasının hazırlanması, sunulan Ar-Ge projelerinin hibe alım tarafında yönetilmesi ve takibi, projelerdeki Ar-Ge öğelerinin oluşturulmasına katkı sağlanması, Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri ile tabi olacakları 5746 muhasebe sistemi kurulum ve yönetim süreçleri alanlarında da hizmet sunuyor.

Firmamız, kurulduğu günden beri, sektör geneline yayılmış olan ‘danışman firma – güvensizlik’ eşleşmesini yıkma amacıyla girişimlerde bulunmuş, tam anlamıyla ‘taşın altına elini koyarak’ sunmayı kabul ettiği proje onaylanmadığı takdirde ücret iade garantisi vermiş ve verdiği sözün arkasında durmuştur. Bu sebeple onaylanma ihtimalini düşük gördüğü projeleri sunmamayı seçmiş, yine de proje onaylanmaz ise aldığı ücreti iade etmiştir.

Yıllar içerisinde  “Ar-Ge’ye değen her şey” mottosuyla Ar-Ge’nin yapılması ve hibe alımına hak kazanılması yanında, Ar-Ge Merkezleri ve Tasarım Merkezlerinin kurulum ve yönetimi, Ar-Ge çalışmaları sonrasında hak kazanılan Teknoyatırım gibi yatırım ve seri üretim destekleri ve ayrıca Ekonomi Bakanlığı ve Sanayi Bakanlığı’nın zaman içerisinde açıkladığı çeşitli hibe ve teşvik mekanizmalarında, teknik desteğin yanı sıra uzman bir kadro ile mali süreçlerin de yönetilmesi ile uçtan uca çözüm sunan bir danışmanlık firması olmanın haklı gururu ile çalışmalarına devam etmekte.

Bugün proje yazım ve sunumlarında projenin ilgili olduğu teknolojik alanda eğitim ve deneyim sahibi olan mühendis kadrosu, 5746 muhasebesinde uzman SMM ya da SMM adaylarından oluşan mali uzmanları ile EXPERTO, sektörde yaptığı yenilikler ve kazandığı güvenilirlik ile kendine haklı bir yer edinmiş olan öncü bir danışmanlık firmasıdır.

“Ar-Ge’ye değen her şey” mottosuyla yola çıktık. Geliştirdiğimiz iş modelimizle birlikte yılda 1000’in üzerinde proje hayata geçiriyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana ise hibe ve teşvikler dahil olmak üzere Ar-Ge projelerinde toplam 587 milyon TL kazandırdık.

RUTİN MÜHENDİSLİK BİTTİ, AR-GE OLMAZSA OLMAZ

– Sanayide Ar-Ge ihtiyacını doğuran sebepler nelerdir?

Son yüz yılda sanayide devrim dönemi yaşıyoruz. 18. yüzyılın ikinci yarısında başlayan 1. Sanayi Devrimi ile birlikte makineleşme ortaya çıktı. 20. yüzyılın başlarında gelen 2. Sanayi Devrimi ile önceki sanayi devrimin getirdiği üretim seri hale geldi. 1970’lerde başlayan 3. Sanayi Devrimi ile birlikte de seri üretim otomatize oldu. Mevcut durumda ise ilk olarak 2011 Hannover Fuarı’nda dile getirilen Endüstri 4.0 dönemindeyiz. 4. Sanayi Devrimi’nin etkilerini ve bütün dünyaya yayılma hızını yakından gözlemliyoruz. Devletler bu dönüşümün gerçekleşmesi için ciddi kaynaklar ayırıyor, fabrikalar da kendini değişen zaman koşullarına uyarlamaya çalışıyor.

Akıllı üretim olarak nitelendirilen Endüstri 4.0’ı aslında merkezi sinir sisteminin en ilkel yapısı olan artbeyine benzetebiliriz. Hayatta kalmak ve hareketlerimizi kontrol etmek için ihtiyacımız olan temel fonksiyonları düzenlemekten sorumlu olan sistem artık ayrışmış ve önbeyine karar alma işlerini yapabilmesi için zaman tanımıştır. İlerleyen dönemde belki de önbeyin fonksiyonlarını da makinelere yükleyebileceğiz, kim bilir…

Akıllı üretim ile birlikte Ar-Ge’nin çok daha spesifikleştiğini, fabrika koşullarına özel ve fabrikanın bütününde geliştirilmesi gerektiğini söyleyebiliriz. PLC’nin sıradanlaştığı bir dünyada artık “eski” üretim biçimleri değil, nesnelerin, hizmetlerin internetini ve siber-fiziksel sistemlerini konuşuyor olmalıyız. Diğer bir yandan henüz Endüstri 4.0’ün etkilerini konuşurken Japonya Endüstri 5.0 ile ortaya çıktı. Hal böyleyken rutin mühendislik çalışmaları yerine Ar-Ge’ye yönelmek olmazsa olmaz artık.

KAPSAMLI PROJELER DESTEK OLMADAN YÜRÜMEZ

– Ar-Ge faaliyetlerinde devlet desteğinin önemini anlatır mısınız? Bu çalışmaları herhangi bir finansal destek almadan yürütmek, firmalar açısından ne gibi sıkıntılar ya da sonuçlar doğurmaktadır?

Normal şartlar altında bir Ar-Ge projesi analiz, tasarım, prototip geliştirme, test süreçlerinden oluşur ve firmalara ısrarla söylediğimiz şey devlet desteğinin seri üretim sürecini kapsamadığıdır. İronik olarak bu sefer Ar-Ge seri üretim hattında yapılmak zorunda. Dolayısıyla Endüstri 4.0 kavramları altüst etmiş durumda…

Ar-Ge seri üretim yeri olan fabrikanın en azından bir bölümünü kapsayacağı için seri üretim makinelerinin dijitalleşmesi, internet altyapısının uyarlanması vb. etkenler yüzünden Ar-Ge bütçeleri oldukça yüksek seyrediyor. Artık Ar-Ge’yi tek bir makine özelinde düşünemiyoruz. İçinde bulunduğu ekosistemin bütünü projeye dahil edilmeli ki kurulması planlanan Ar-Ge’nin başarılı olup olmadığı görülebilsin.

Endüstri 4.0’ın Ar-Ge projelerine bir diğer yansıması da proje kapsamı büyüdüğü için artık tek bir disiplin ile Ar-Ge projesi yapmak imkansızlaştı. Endüstri 4.0 projelerinde makine, elektrik-elektronik, bilgisayar ve hatta endüstri mühendisleri birlikte çalışmak zorunda. İş-zaman planlarındaki sapmalar artık çok tolere edilemeyecek hale geldi. 4. Sanayi Devrimi yeni başladığı ve dolayısıyla teknoloji yeni yeni geliştiği için Ar-Ge’ye TRL seviyelerinde daha alt basamaklardan başlamak gerekiyor. Bu anlamda üniversiteler Ar-Ge için olmaz olmaz durumda. Bu denli kapsamlı ve büyük bir Ar-Ge projesini firmaların devlet desteği almadan yürütmesi neredeyse imkansız hale geldi diyebiliriz.

– Ar-Ge desteği almanın ulusal ve küresel düzeyde firmalara sağladığı avantajlar nelerdir?

Ar-Ge desteği almanın firmalar için en önemli avantajı firmaların nitelikli ürün üretmek için gerekli olan Ar-Ge çalışmalarında ihtiyaç duyacağı finansmanın belirli oranlarda devlet tarafından karşılanmasıdır.

Firmalar bu sayede ellerindeki kaynağı daha nitelikli personel istihdamına, gerekli test ve analiz cihazlarının alımına kanalize edebilecek, daha nitelikli Ar-Ge projeleri geliştirmek için üniversiteler ile işbirliği yoluna gidebilecekler. Bütün bu sayılanlar da ürünlerinde katma değeri, kar marjını artıracak ve büyümeye katkıda bulunacaktır.

KİMYA FİRMALARI DAHA FAZLA AR-GE’YE DÖNDÜ

– Sanayide en çok hizmet sunduğunuz sektörler hangileridir?

En çok hizmet sunduğumuz sektör Kimya. Kimya’yı malzeme, makine, elektrik-elektronik alanları takip ediyor.

– Kimya sanayinde Ar-Ge merkezlerinin gelişimi ve önemini anlatır mısınız?

Ar-Ge Merkezi oluşumunu Endüstri 4.0 devrimine benzetebiliriz; çok yapısal ve hızlı etkileri oldu. Kimya sektöründe Ar-Ge Merkezi oluşumundan önce tek bir ekip hem Ar-Ge projesi geliştiriyor, hem Ür-Ge yapıyor, hem de seri üretime giriyordu. Dolayısıyla kimya firmasının TEYDEB’e sunduğu Ar-Ge projesinde çalışan ekip geri kalan zamanında çok farklı işler yapabiliyordu. Bunda kimya projesinin bir bütün olarak algılanmasının da etkisi var. Bizden bir önceki jenerasyonun kimya mühendislerine baktığımızda da bu durumu görüyoruz. A’dan Z’ye her şeye hakimler. Bir kimyager kadar laboratuvarı bildiği gibi bir kimya mühendisi olarak seri üretim tarafına da hakim; hatta yeri geliyor makine yapıyor. Artık görevler spesifikleşti. Ar-Ge’nin bir bütün olarak ayrışması gerekiyordu ve Ar-Ge Merkezinin kimya sektörüne belki de en büyük katkısı Ar-Ge personelini diğer işlerden soyutlaması oldu.

Bunun dışında Ar-Ge Merkezi’nin diğer sektörlere yaptığı olumlu etkiler de oldu. Şirket Ar-Ge Merkezi’nden önceki durumunda yılda belki tek bir Ar-Ge projesi sunuyorken en az 15 Ar-Ge personeli ile yılda gerçekleştirmesi gereken Ar-Ge proje sayısı katlandı ki bu sayı zaten 15 Ar-Ge personelinin kesintisiz Ar-Ge’de çalışmasını zorunlu kılıyor. Dolayısıyla kimya firmaları daha fazla Ar-Ge’ye döndü. Ar-Ge denilince  artık; bir proje sistematiği, diğer birimlerle girdi-çıktı alışverişi, proje planlarında esnemelere daha az tolerans, üniversite-sanayi işbirliği, fikri sınai mülkiyet hakları olmazsa olmaz hale geldi ve şirketler sonuç olarak daha kurumsal, daha vizyoner bir hale geldi.

ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİNİN VÜCUT BULMUŞ HALİ

– Türkiye’deki kimya şirketlerinin Ar-Ge’ye ayırdığı kaynakları ve kurulan merkezleri, yeterlilik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sadece kimya özelinde değil; Türkiye’de Ar-Ge’ye ayrılan kaynak gelişmiş ülkelerin üçte birinden az. Dolayısıyla her sektörde olduğu gibi kimya sektöründe de Ar-Ge istenilen seviyenin altında ancak durumu mevcut konjonktürde değerlendirmek gerekiyor.

Kimya, özünde belirsizlik barındıran bir sektör. Basit bir geliştirme yaparken “tesadüfen” öyle bir şey keşfedersiniz ki Ar-Ge olur ya da tam tersi önemli bir Ar-Ge projesi olduğunu düşünüyorsunuzdur ancak yıllarca çalışıp sonuç alamayabilirsiniz. Akademisyenlerle konuştuğumuzda bunun onlar için önemli bir sonuç olduğunu söylüyorlar. Doğru bir söylem ancak özel sektör dinamikleri açısından üniversiteler ile farklılaştığımız nokta budur. Ar-Ge Merkezi, üniversite-sanayi işbirliğinin belki de vücut bulmuş hali olarak Ar-Ge’de üniversiteler gibi örneğin bir temel araştırma düzeyine inemese de mevcut durumundan öteye gidebilir. Bu vizyon Ar-Ge Merkezleriyle birlikte yavaş yavaş yerleşiyor.

Ar-Ge projesinde seri üretimin kapsanmadığı düşünüldüğünde kimya sektörü için Ar-Ge’ye ayrılan kaynağın çoğu Ar-Ge personeli ya da pilot üretimde ve test aşamasında kullanılan teçhizatlardır. Bunlar arasında en önemlisinin Ar-Ge personeli olduğunu düşünüyorum çünkü alternatifi yok. Ar-Ge personelinin sadece Ar-Ge’ye dedike olmasının önemli bir gelişme olduğu kanaatindeyim. Biz danışman olarak şirkette Ar-Ge kültürünün varlığını sorgulamak için – elbette bir laboratuvarı, temel cihazları olması gerekiyor ama – daha ziyade Ar-Ge yapan kaç personeli olduğunu soruyoruz.

KİMYA SEKTÖRÜNDE GİZLİLİK ÖNEMLİ

– Kimya sektörüne Ar-Ge konusunda hizmet verirken en çok karşılaştığınız sorunlar nelerdir?

Bir kimya Ar-Ge projesinde, örneğin bir makine Ar-Ge projesi gibi birimlere ayrıştırılıp her birinde başka bir ekibin çalışması söz konusu değil. Makine projesinde prototipi oluşturacak her parçada ayrı kişilerin uzmanlık alanlarından faydalanabiliyoruz ancak kimya projesinde laboratuvar iş paketi bütün olmak zorunda. Formülasyonu geliştirecek beyin takımının bütün girdi ve çıktılara hakim olarak ürünü bütün olarak geliştirmesi gerekli. Bu durumda bir nevi Ar-Ge’de otomasyona imkan tanımıyor.

Bir makine projesinde Ar-Ge projesinin bütün çizimlerine erişim imkanınız olsa bile o projeyi hayata geçirmeniz çok zor olabilirken; bir kimya projesinde formülasyonu ele geçirdiğinizde o projeyi yapabilirsiniz. Bu da kimya sektöründe gizliliğin önemini artırıyor. Fabrikayı görmeniz bile yöntemi anlamanıza yetebiliyor. Bu durum da kimya firmalarını daha içe kapalı, kendi kendine yeter olmaya zorluyor.

Kimyada Ar-Ge çok kaba tabirle formülasyon üzerine kurulu olduğu için Ar-Ge ve Ür-Ge sınırları her zaman çok net olamayabiliyor.

Ar-Ge Merkezilerinde bir Ar-Ge projesinin bitişini belirlemekte zorlanabiliyoruz. Ar-Ge personeli projeden ne zaman çıkmalı? Deniliyor ki “Seri üretim hattında mesela iki denemeden sonra formülasyonda sorun yoksa artık formülasyonu seri üretime teslim ederiz. Bu noktada proje iş emrine dönüşmüş oluyor”. Bu sayı örneğin 5 olmamalı.

Keza Ar-Ge laboratuvarının kalite kontrol laboratuvarından ayrışmasında da sorunlar yaşanıyor. Kimya sektörünü diğer sektörlerle karşılaştırdığımızda rastladığımız bir durum da hibe verilecek diye örneğin çok yüksek meblağlı, belki de bir daha kullanmayacağı, üniversitelerde bile bulunmayan cihazların ısrarla talep ediliyor olması.

DEVLET KİMYAYA AYRI BİR ÖNEM ATFEDİYOR

– Kimya üreticilerine destek konusunda devletin yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?

Kimya üreticilerini diğer sektörlerden şu anlamda ayırmak lazım: Herhangi bir yerde yazılım projesi geliştirebilirsiniz ancak söz konusu bir kimya projesi ise istediğiniz yerde seri üretim laboratuvar dahi kuramazsınız. Bu durum, kimya üreticilerinin hibe değilse bile vergi ve SGK teşviklerini kullanabilmesi için teknoparklarda bulunmasının doğal olarak önüne geçiyordu. Ar-Ge Merkezi kurmak için gerekli tam zamanlı eşdeğer Ar-Ge personeli sayısının 15’e indirilmesi ile birlikte kimya üreticileri bulundukları lokasyonda Ar-Ge Merkezi kurabilme imkanına kavuştu. Lokasyonu değiştirme zorunluluğu bulunmadığı için Ar-Ge seri üretime yakın hale geldi.

Devletin verdiği Ar-Ge hibelerine gelindiğinde kimyaya ayrı bir önem atfedildiği görülüyor. Gerek TEYDEB, gerekse KOSGEB çağrılarında kimyada belli spesifik alanlara özel çağrıların açıldığını görmekteyiz.

Share.

About Author

Leave A Reply

'