Boru kelepçesinde Japonlar yanımıza dahi yaklaşamaz

0
Türkiye’de yaklaşık 5 yıl önce yüzde 100 yerli sermaye ile kurulan IDEC Çelik, boru kelepçeleri ve ekipmanları üretiminde dünya devleriyle yarışır duruma geldi. IDEC’in kurucusu Erdem İşaret, kalite konusunda oldukça iddialı. Kontrol Dünyası Dergisi’nin sorularını cevaplayan İşaret, üretim kalitesinde Almanları, Japonları, Korelileri ve Amerikalıları geride bıraktıklarını vurguluyor. “Biz onlardan daha iyiyiz demiyorum; onlar bizim yanımıza dahi yaklaşamaz.” iddiasında bulunan İşaret, Kabe’deki projeye Hintli, Amerikalı ve Almanlarla birlikte başladıklarını ama tek kaldıklarının altını çiziyor ve ekliyor: “Kalitemize yetişemedikleri için bıraktılar.”

KONTROL DÜNYASI / ÖZEL RÖPORTAJ

IdecGemi İnşa Sanayi için Kaynaklı Boru Kelepçeleri sağlama hedefiyle 2013’te kurulan ve ardından endüstriyel tesislere yönelik üretime ağırlık veren IDEC Çelik, 2015’te imalat hattına robotik kaynak sistemini uyguladı. Yüzde 100 yerli sermaye ile kurulan şirket, bugün yüksek kalitede endüstriyel boru kelepçeleri ve özel parça üretimi yapan global bir firma özelliğini taşıyor. Müşterilerinin özel isteklerine uyarlanabilen bir seri üretim sistemine sahip olan IDEC, tasarım, planlama, üretim, tedarik, depolama, ticari ve finansal bilgileri, kurumsal kaynak planlama-erp sistemi ile organize ediyor. Lyoyd’un ISO 9001:2008 kalite güvence sertifikasyonu ile üretimini sürdüren şirketin, iyi eğitimli ve sertifikalı kalite kontrol ekibi, uluslararası standartlara ve müşteri gereksinimlerine göre üretim sürecinin her aşamasını inceliyor.

Kontrol Dünyası Dergisi’nin sorularını cevaplayan IDEC’in kurucusu Erdem İşaret de, ürünlerinin kalitesi konusunda oldukça iddialı. “Bunu, Almanlar, Japonlar, Koreliler, Amerikalılar yapıyor, bir de biz yapıyoruz. Onların kalitesi de bizimle kıyaslanamaz. Biz onlardan kalite konusunda daha iyiyiz demiyorum; onlar bizim yanımıza dahi yaklaşamaz.” diyor. İddiasını üzerinde çalıştıkları önemli bir projeyi örnek göstererek açıklıyor: “Kabe’de kompozit çatıların askı braketlerini üretiyoruz. Çok büyük bir iş… Bunları üretmeye başlarken 4 firmaydık. Hintli, Amerikalı, Alman ve biz… Tek kaldık. Kalitemize yetişemedikleri için bıraktılar.”

Endüstriyel borulama ekipmanları üretiminde Türkiye’nin en önemli firması özelliğini taşıyan IDEC Çelik Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin kurucusu Erdem İşaret’in sorularımıza verdiği cevaplar özetle şöyle:

YÜZDE 100 YERLİ ÜRETİM

– IDEC’in kuruluş sürecini anlatır mısınız? Boru kelepçeleri imalatına nasıl karar verdiniz?

Ben daha önce gemi inşaat sektöründe çalıştım. Çeşitli zamanlarda satın alma müdürlüğü yaptım. Şu gördüğünüz malzemeleri, ben tersanedeyken yurt dışından satın alıyordum, Türkiye’de yoktu. Sonra 2012’nin Haziran ayında ayrılıp kendim üretmeye karar verdim, sıfır sermaye ile… Dedim ki, “home office” başlayayım iş büyürse büyür. Ben evde çalışırken Katar’a ihracat yaptım. Sonra 2013’ün Şubat ayında limited şirketi kurduk. 5 Şubat’ta tam 5 sene oldu. Büyüyerek devam ediyoruz. Gemi inşa ile başladık, endüstriye geçtik… Kabe’ye iş yaptık, denizaltılara yapıyoruz. Mesela bugüne kadar denizaltıların bütün parçaları yurt dışından alınmış, biz deli gibi denizaltılara parça üretiyoruz.

– Üretiminiz, hammadde dahil tamamen yerli mi?

Yüzde 100 yerli… Yerli sermaye, her şeyi yerli…

– Süreç daha sonra nasıl gelişti?

Gemi inşa ile başladık. Biz yurt dışında çok fazla fuara katıldık, çok fazla seyahat yaptık. Ürünlerimizi kullanan bütün müşteriler, ‘bize şunu da üretin, bunu da üretin’ diyerek, bizim önümüzü açtı. Bu şekilde başladık. Yani Kabe işi de bizim ürettiğimiz bir iş değildi. Müşteri bize, ‘bunu üretir misiniz’ diye sordu ve o işe girmemiz öyle başladı.

KAYNAKÇILARIMIZIN TAMAMI GÖRSEL MUAYENE SERTİFİKASINA SAHİP

– Burada ürün kalitesi çok önemli… Sizin bunu denetleyen bir ekibiniz var mı?

Idec Evet, bizim kalite kontrol ekibimiz var ve çalışanların tamamı sertifikalı. Türkiye’deki bütün büyük firmaların kalite kontrolcülerinde olan belgeler, benim kaynakçılarımda var. Biz Amerika’ya, Apple’a iş yaptık. Onlarla çalışma sürecinde çok fazla sertifika aldık. Şöyle söyleyeyim; Türkiye’deki büyük bir firmanın kaynak kalite kontrolcüsünde belki olmayan sertifika benim kaynağımı yapan adamda var. Kaynakçı sertifikası demiyorum, görsel muayene sertifikasından bahsediyorum. Yani kaynağı yapan herkesin, kendi yaptığı kaynağın düzgün olup olmadığını kontrol etmeye yetkili sertifikası var. Yani kalite kontrol bakımından çok iyiyiz. EIP sistemimiz var; üretimi buradan takip edebiliyoruz. Şu anda ne üretiliyor, dijital ortamda anında her şeyi görebiliyoruz. Bütün üretimi anlık takip edebiliyoruz.

– Üretim tesislerinizle ilgili bilgi alabilir miyiz?

Tuzla, Orhanlı’dayız… Şu anda tesislerimiz bin metrekare ancak bir ay içinde 5 bin metrekarelik bir yere taşınıyoruz.

– Tesisinizin üretim kapasitesi ne kadar?

Yılda 3 bin ton civarında üretebiliyoruz. Ama 5 bin metrekarelik alana taşınınca bunu çok daha fazla arttıracağız.

– İhracat faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

Şu anda ihracatımız çok yüksek seviyede değil. Bizim kapasitemizin tamamını geçen sene Cengiz Holding, Mardin Mazıdağı’ndaki gübre fabrikası için kapattı. O yüzden başka bir iş alamadık, ihracat da yapamadık. Ancak bu sene taşınmaya karar verdik ki, sadece tek müşteriye iş yapmayalım…

KABE’DEKİ PROJEYE 3 ÜLKEYLE BAŞLADIK, TEK KALDIK

– Kabe’deki çalışmalarınızı anlatır mısınız? Oradaki proje için ne üretiyorsunuz?

Kabe’deki iş, 1 ay önce tekrar başladı. Orada kompozit çatıların askı braketlerini üretiyoruz. Genişletme alanındaki dekoratif çatıların tavanını düşünün; bu tavanı tutan bütün parçaları biz üretiyoruz. Çok büyük bir iş… Bunları üretmeye başlarken 4 firmaydık. Hintli, Amerikalı, Alman ve biz; şimdi tek kaldık.

– Onlar niye bıraktılar?

Bizim kalitemize yetişemedikleri için… Biz kalite ve fiyat bakımından çok iyi bir noktadayız. Boru kelepçeleri konusunda Türkiye’de tekiz ve dünyada da iyi bir seviyedeyiz. Bizim bir ürün kataloğumuz yok. Çünkü her katalog bize geliyor. Müşteri, ‘bunları kullanacaksın’ diye bize kataloğunu gönderiyor. Biz de onları üretiyoruz. Müşterinin talepleri doğrultusunda üretim yapıyoruz.

– Borulamada stok ve tedarik çok önemli… Boru ekipmanları için de aynı hassasiyet söz konusu mu? Sizin bu konudaki kapasiteniz nedir?

Bizim ürünlerimizin hepsi müşteriye özel… Bize müşteriden bir liste geliyor. Kullanacağı supportların listesi 60, 70 sayfa. Birinden 3 birinden 5 tane istiyor. Birinden binlerce istemiyor. Burada tek tek üretim yapıyoruz.

IdecALMANLAR, JAPONLAR, KORELİLER KALİTEDE BİZE YAKLAŞAMAZ

– Bu çok zor bir üretim süreci değil mi?

O yüzden Türkiye’de bu alanda tekiz. Müşteri bize, ‘bundan 13 tane, bundan belki 400 tane lazım, 2 inç için 50 tane, 3 inç için 15 tane lazım’ diyor. Ama hepsi tek… Bir amonyak tesisine toplam 3 bin 500 tane support ürettik. Ürün kalem listesi 55 sayfa. Her sayfada 25 ürün olsa, kabataslak her üründen ortalama 3 tane… Bir kelepçeciye gittiğinizde size şöyle bir katalog veriyor; bunlardan birini kullan, diyor. Bizim öyle bir kataloğumuz yok. Bizim ürün çeşidimiz sonsuz… Bunu yapan Almanlar var, Japonlar, Koreliler, Amerikalılar yapıyor bir de biz yapıyoruz. Onların kalitesi de bizimle kıyaslanamaz. Biz onlardan kalite konusunda daha iyiyiz demiyorum. Onlar bizim yanımıza dahi yaklaşamaz.

– Bu süreçte bir şekilde devletin sizi desteklemesi gerekiyor. Devletten teşvik almadınız mı?

Devletin hiçbir desteği yok, sadece pazar araştırma desteği var. Dış Ticaret Müsteşarlığı, yurt dışına gittiğiniz zaman belirli bir teşvik veriyor. Onun dışında bir yatırım teşviki yok.

FİRMALARDA DOĞRU KİŞİLERE ULAŞMA SIKINTIMIZ VAR

– Sektörde ne gibi sıkıntılar yaşıyorsunuz?

Doğru kişilere ulaşma konusunda problemimiz var. Örneğin bir firma bütün tesislerinde bu malzemeyi kullanıyor. Ama bizimle çalışmıyor. Çünkü o ürünü ve de daha kalitelisini bizim ürettiğimizi bilmiyor. Biz onlara ulaşmaya çalışıyoruz ama doğru kişiye ulaşamıyoruz.

Geçtiğimiz yılın tamamında üretim yaptığımız Cengiz Holding’te de bizi bulan kişi, Türkiye’de değil, Arabistan’da buldu ve şans eseri Türk firması çıktık. Türkiye’de, ‘bunu yapabilen Türk firması yoktur’ diye bir algı var. Ürettiğimiz ürünü Türkiye’deki önemli firmalar kullanıyor. Biz 5 liraya satıyorsak onlar 15 liraya satın alıyor.

– Başka ne tür sıkıntılarınız var?

Türkiye’de işimiz yok ama bu, iş olmadığı için değil… Cengiz Holding’e bağlı Eti Bakır’ın Mardin Mazıdağı’nda yapmış olduğu tesise birkaç milyon liralık ürün verdik. Bu ürünü Cengiz Holding yurt dışından alsaydı, rakamı Türk lirası değil dolar yapacaktı ve aldığı ürünün kalitesi daha düşük olacaktı. ‘Bizi inanılmaz bir maliyetten kurtardınız’ diyorlar.

SİPARİŞİN GELDİĞİ GÜN ÜRETİMİ TAMAMLIYORUZ

– Kalifiye eleman ihtiyacını nasıl karşılıyorsunuz? Bu konuda sıkıntı yaşıyor musunuz? Sertifikalı kaynakçı bulmak zor değil mi?

Bizim personelimizin en az çalışanı 2 senelik. Personel konusunda durumumuz çok iyi. Herkesin mavi yaka konusunda sıkıntısı var ama biz hiç sıkıntı yaşamıyoruz. Çalışan da bizimle çok mutlu, müşteri de çok mutlu. Çünkü olması gerektiği gibi çalışılıyor. Mesela bizde cumartesi ve pazar günü çalışma yoktur. Çok nadiren mesaiye gelinir o da mesai ve SGK pirimi ödenir. Herkes işini severek yapıyor.

Çimtaş’ın Genel Müdür Yardımcısı Emrah Bey sabah geldi, görüştük…  Bunu üretebilir misiniz, diye sordu. Şu anda üretiliyor, birkaç saat sonra numune gelecek ve onlara teslim edeceğiz. Yani üretim aynı gün içinde tamamlanacak.

ALMANLAR BİZDEN 3 EURO’YA ALIYOR, 10 EURO’YA SATIYOR

– Son olarak eklemek istediğiniz konular var mı?

Ben müşteri tarafından geldiğim için neyin eksik yapıldığını biliyorum. Bizim yaptığımız iş Türkiye’de yapılmayan bir şeydi. Buna biz çok büyük paralar ödeyerek yurt dışından getiriyorduk. Buradan 1 liraya alacağınız daha kaliteli bir ürünü, yurt dışından çok daha pahalıya alıyorduk. Devlet kağıt üstünde destekliyor ama ne kadar? Karşınızdaki satın almacı iyi niyetli bir insansa sizi destekliyor. Yoksa devletin yaptığı bir şey yok. Örneğin 10 milyon dolarlık bir iş için Eximbank’a gittim, akreditif götürdüm; kredi vermediler. Bu akreditifi tamamlayabilmem için hammadde almam lazım, dedim. Dalga geçer gibi, faturanızı kesin kredi verelim size dediler. Malzeme alamıyorum nasıl faturamı keseyim? İlk işe girdiğimde KOSGEB’den girişimcilik desteği aldım; 18 bin lira artı 12 bin liraydı. Devletin bu şeyleri yüzünden Türkiye’deki firmalar, yurt dışına fason imalat yapmak zorunda kalıyor. Biz de Almanya’daki bir kelepçe firmasına az bir miktarda üretim yapıyoruz. Bütün her şeyi biz üretip 3 Euro’ya satıyoruz. O, üzerine kendi markasını koyuyor, 10 Euro’ya satıyor.

Share.

About Author

Leave A Reply

'