Dünyada asırlık firmalar var, Elimko neden olmasın?

0
Türk sanayisinin duayenleri arasında yer alan Elimko Yönetim Kurulu üyesi Malik Aviral, Dökme Malzeme Dergisi’nin sorularını cevapladı. Elektronik cihaz imalatı konusunda ülkenin en köklü firmasının kuruluş sürecinden, sanayinin sorunlarına kadar pek çok konuda önemli bilgiler aktardı. Elimko’nun 41. Yaşını kutladığını hatırlatan Aviral, dünyada asırlık şirketlerin bulunduğunu vurguladı ve ekledi: “Biz şu anda bu konumdayız.”
Elimko’nun sanayide okul gibi olduğunu anlatırken, “Buradan doğan firmalar bizimle rekabet ediyor.” diyen Aviral, rekabetin fiyatla değil kaliteyle yapılması gerektiğine dikkat çekti. Sanayinin altın kuralını, kaliteli, ekonomik ve hızlı üretim olarak özetleyen Aviral, buna artık esnek üretim modelinin de eklendiğinin altını çizdi: “Elimko olarak kullanıcıların özel taleplerini karşılayacak teknoloji ve bilgi birikimine sahibiz.”

DÖKME MALZEME DERGİSİ / ÖZEL RÖPORTAJ

Elektronik cihaz imalatında Türkiye’nin ilk yerli firmalarından biri olan Elimko, 41. yaşını kutluyor. 1976’da Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunu 4 arkadaşın kurduğu şirket, bugün Türk sanayisine farklı alanlarda önemli hizmetler sunuyor. Otomatik kontrol sistemleri için gerekli olan elektronik ölçü, kontrol, kayıt cihazları, termokupl, rezistans termometre, çeşitli sensörler, bant kantarları, dozaj bantları, tartı ekipmanları üretirken, bu alanlarda sistem mühendisliği hizmeti de veriyor.

Türkiye’de pek çok ilke imza atan Elimko’nun ilk seri üretimi 1978 yılına dayanıyor. İlk üretimi ise analog göstergeli kontrol cihazları oluyor. Aynı süre içinde sayısal göstergeli cihazlar üzerinde dizayn ve prototip çalışmaları bitirilerek DIN normlarında değişik pano tipleri ile üretime geçilmiş. Elimko, sayısal göstergeli cihaz üretimine dünyada birçok firma ile aynı anda başlama başarısını göstererek Türkiye’nin gururu olmuş. Şirket dökme malzeme alanında da pek çok ilke imza atmış. Endüstriyel kuruluşların talepleri doğrultusunda band kantarları, dozaj bandları, torbalama kantarları, diğer tartı ekipmanları imal eden şirketin ürünleri, son yılların önemli üretim çeşitleri arasında yer almış. Elimko, mekanik aksamları ve elektroniği ile birlikte tamamen kendi güvencesinde ürettiği, band kantarları ve dozaj bandları konusunda dış firmaların ciddi rakibi konumunda. Hammadde hazırlama, harmanlama, dozajlama tesisleri, asfalt plant, beton santralleri için komple otomatik kontrol sistemleri hazırlayan Elimko, bu alanda lider kuruluş özelliğini taşıyor.

Kendi dizaynı olan tüm cihazlarına patent alan şirket, dünya devleriyle aynı kulvarda koşmayı hedefliyor. Elektronik İmalat ve Kontrol Ticaret Ltd. Şti. (ELİMKO) Yönetim Kurulu Üyesi Malik Aviral de bu amacı, “Dünyada asırlık firmalar var, Elimko neden olmasın?” şeklinde açıklıyor. Sanayinin altın kuralını ‘kaliteli, ekonomik ve hızlı üretim’ olarak özetleyen Aviral, bunlara artık yenisinin eklendiğine dikkat çekiyor. Esnek üretim modeli ile müşterinin özel isteklerinin karşılanması gerektiğini vurguluyor. Şirket, bu konuda uluslararası rekabet gücünden de emin. Aviral, esnek üretim için gerekli teknoloji ve bilgi birikimine sahip olduklarının altını çiziyor.

Dökme Malzeme Dergisi’nin sorularını cevaplayan Aviral, Elimko’nun Türk sanayisinin gelişiminde oynadığı rolden, sektörde yaşanan sorunlara kadar pek çok konuda önemli bilgiler aktardı. Elektronik Yüksek Mühendisi Malik Aviral ile, geçtiğimiz ay (Mart) İstanbul’da düzenlenen WIN EURASIA Automation fuarında yaptığımız söyleşiden satır başları şöyle:

SANAYİNİN SANAYİYE DESTEK OLDUĞU MODELİN ÜRÜNÜYÜZ

– Elimko’nun 41 yıllık tarihine baktığımızda Türk sanayisiyle birlikte büyüdüğünü görüyoruz. Kuruluş sürecinden bahseder misiniz? O yıllara ait aktarabileceğiniz ilginç anekdotlar var mı?

Elimko 1976 yılında kuruldu. Biz 4 ortaklı bir firmayız. Bunların 3’ü elektronik mühendisi, biri makine mühendisi, üçü sınıf arkadaşı… Makine mühendisi olan ortağımız da bizden birkaç dönem önce… Amacımız Türkiye’de otomatik kontrol konusunda, proses otomasyonunda kullanılan cihazları ve sensörleri üretmek. Bunlardan oluşan komple, anahtar teslimi tesisler kurmak üzere yola çıktık. Tabi takdir edersiniz ki, ilk yıllarda münferit olarak bir takım elektronik cihazlar yan yana geldi, arka arkaya üretildi ve Türkiye’de 1976-80-82 yılları dersek, birçok cihaz ilk defa bizim tarafımızdan üretildi.

O zaman döviz darboğazı nedeniyle birtakım üretimlerin dışarıdan getirilemediği, çok cüzi ayrılan kotalar üzerinden, sanayi odaları Sanayi Bakanlığı kanalıyla sadece belli yedek parçaların getirilebildiği bir dönemde biz bu cihazları üretince son derece iyi bir ilgi gördük. Aslında o dönemin Sanayi Bakanlığı da bizim gibi yerli üreticileri destekledi. Bir takım raportörler vardı, çok sık giderdik Sanayi Bakanlığı’na… Herhangi bir kuruluştan bir istek geldiği zaman biz ve bize benzer firmalara sorulurdu; bu var mı sizde, üretebilir misiniz diye… Bu şekilde, açıkçası sanayinin sanayiye destek olduğu bir modelin ürünüyüz. Biz giderdik üretirdik, eksik tarafları varsa bunları düzeltir tekrar giderdik, böylelikle hızlı bir şekilde büyüdük diyebilirim. Çünkü ihtiyaçtan doğan bir firmayız. Özellikle sıcaklık kontrol cihazlarıyla başlamamıza rağmen daha sonraki yıllarda ağırlık, basınç, seviye, hız, debi gibi birçok cihazı üreten bir firma konumuna geldik. Özellikle bugün dahi termokupl ve rezistans termometre dediğimiz sıcaklık sensörlerinde son derece güvenilir bir isimiz ve bunları hem Ortadoğu ülkelerine hem Körfez ülkelerine hem de zaman zaman Batı’ya gönderiyoruz. Makine imalatçılarının bizden alarak ürünleri bazı makinelerin üzerinde kullandığı bir süreci yaşıyoruz. Dolayısıyla kendini kabul ettirmiş, lider konumunda bir firmayız.

İlerleyen yıllarda lotseller, yük hücreleri devreye girdi. Yine onu Türkiye’de ilk uygulayan, Turyağ yağ fabrikasında yağ tanklarının tartılmasında kullanan firmayız. Bu alanda Türkiye açısından yine bir ilke imza atmış olduk. İlk defa orada bir yağ hammadde tesisini ağırlık sensörleri, lotseller kullanarak oluşturduk. Tabi biz belli bir üretimi yapıp güven sağladığımız için birçok sektör bize gelerek bunu da yapabilir misiniz, şunu da yapabilir misiniz şeklinde istekte bulunuyordu.

Yine aynı tarihlerde çimento sektörünün, gübre sektörünün çok yakından kullandığı bant kantarları, dozaj bantları konusuna da otomatik olarak girdik. Yani bir konveyörün, bir biriminin ölçü birimi olarak ayrıldığı ve o rulmanların altına lotsellerin yerleştirildiği üniteyi kurduk. Burada ölçü birimini konveyör bantın arasına yerleştiriyorsunuz ve katı malzemeler onun üzerinden geçerken tartılıyor. Tabi bunların değişik versiyonları var ama özde bant üzerinde tartım dediğimiz bant kantarları, dozaj bantları konusuna da böylece çok yoğun bir şekilde girdik.

SANAYİDE YENİ MODEL: ESNEK ÜRETİM

– Söz konusu teknolojinin zaman ve maliyetlerde sağladığı tasarruf dışında getirileri nelerdir?

Aslında dünyada bugün Endüstri 4.0 konuşuluyor. Hatta dün fuarda (WIN EURASIA Automation) iki panel vardı; Türkçe ve İngilizce… Ben moderatördüm. Şöyle söyleyeyim, bu Endüstri 1’le başladı. Endüstri 2, Endüstri 3, şimdi Endüstri 4’ü konuşuyoruz. Burada her zaman birinci sırada gelen şey; kaliteli üretim yapacaksanız, ekonomik üretim yapacaksınız, şimdi buna bir de hız girdi ve hızlı üreteceksiniz. Yani, siz dünyanın en allame-i cihan firması olsanız, sizin teslim süreniz uzunsa herhangi bir şekilde bir rol almanız mümkün değil. Bir dördüncü parametre de ‘esneklik’ diye bir kavram şu anda giriyor. Yani ekonomik üreteceksiniz, kaliteli üreteceksiniz, hızlı üreteceksiniz ve esnek üretim modeli uygulayacaksınız. Esnek üretim modelinden kasıt şu, ‘mass production’ dediğimiz seri üretim vardı ve bu popülerdi, şimdi onun yerine parti üretimler de giriyor devreye. Yani bir müşteri, ‘mass production’un sonunda tek tip bir ürün almak yerine, yok rengi sarı olsun, altında iki tane vidası olsun, önünde üç tane süzgeci olsun gibi özel istekler yapabiliyor. Sektörün bunu da karşılaması lazım… Dolayısıyla bu esnekliği biraz daha Endüstri 4.0’a bırakırsak ondan bir önceki evrede ekonomik ve kaliteli üretim önemliydi. Ekonomik ve kaliteli üretim dediğiniz zaman, mesela çimento, yağ ya da camda büyük farklılıklar vardı. Biz bu süreçleri çok yakından tanıdık. Örneğin Türkiye’nin Avrupa’ya açıldığı 80’li yıllarda camın kalitesi son derece kötüydü. Yani bugün Çekoslovakların cam diye önünüze çıkardığı şeyde, pırıl pırıl bir cam bardak, pırıl pırıl bir cam eşya görürken bizim ülkemizde üretilen cam eşyalar bulanık, sanki zaten yıkanmış ama kiri gitmemiş gibi görünen bir pozisyondaydı. Buradaki en önemli faktör, camın hammaddesinin uygun reçetelere göre hazırlanmamasıydı. Yani bugün bir cam dediğiniz zaman bunun bir takım bileşenleri var, ham maddeleri var. Bunlar katı maddeler, bu katı maddeleri bir araya getiriyorsunuz ve ortaya cam çıkıyor. Bir takım katı maddeleri yan yana getiriyorsunuz ortaya yağ, hidrojene yağlar, likit yağlar çıkıyor. Bunlar hammadde yağlar, bunları yan yana getiriyorsunuz bir margarin yağ elde ediyorsunuz. Aynı şekilde çimentoda, işte kalkeri, klinkeri yan yana getiriyorsunuz, katkı malzemesi koyuyorsunuz çimento çıkıyor. Eğer bunlar uygun reçetelere göre yapılmazsa, o ürünün kaliteli olması mümkün değil. Bugün çimento, inşaat sektörünün bir hammaddesidir, bir ara mamulüdür ama o kaliteli olursa bina daha kaliteli olur.

DİĞER FİRMALARA CESARET VEREN KONUMDAYIZ

Dolayısıyla, bu konuda çok önemli bir rol oynadığımız inancındayız. Bu bant kantarları, dozaj bantları, platform üzerinde tartım, siloda tartım, bunkerde tartım gibi lotsel uygulamaların çeşitlemelerindeki başarılarımız ortada. Türkiye’deki ilk hammadde hazırlama tesisleri olarak, cam sektörü için Çayırova’da, yağ sektörü için Turyağ’da kurduğumuz tesisler örnek tesislerdir. Otomasyona, mühendise güven veren, oradaki müteşebbisi bir şekilde ikna eden, yerli imkanlarla bunun yapılabilirliğini göstererek onların güvenini kazanan bir firma konumundayız. Tabi bugün çok çeşitli yerli ve yabancı firmalar var. Zaten yabancı firmalar her zaman vardı. Biz bu sektöre ilk girdiğimizde yabancı firmalarla rekabet ettik ama şunu çok açık ve net olarak söyleyebilirim ki, biz bugün Türkiye’de bu alanda diğer arkadaşlarımıza da cesaret veren bir firma konumundayız. Yani bizi görüp, bunlar Türkiye’de yapılabiliyorsa biz niye yapmayalım deniliyor. Ayrıca bizden bu hizmeti alan firmalar da, bunlar Türkiye’de yapıyorsa siz niye yapmayasınız gibi cesaretlendirme ve yüreklendirmelerde bulunuyor. Bu açıdan Türkiye’de birçok firmanın örnek aldığı bir noktadayız ki, bunu çok önemsiyoruz. Çünkü biz rekabetten hiç çekinmiyoruz, bunu çok da yararlı görüyoruz. Rekabetin olduğu yerde daha iyiye gitme, daha ekonomik üretmeye çalışma çabası vardır. Kıskanırsınız, bilenirsiniz, heyecanlanırsınız ve daha iyi ürünler ortaya çıkarırsınız. Türkiye’de biz otomasyon konusunda çok önemli bir misyona soyunarak bugünlere geldik. Bu sene bizim 41. yılımız. 41 kere maşallah diyoruz. Geçen sene de 40. yılımızdı, Türk kahvesi ikram ettik. Bir kahvenin 40 yıl hatırı var. Bir tane daha için ikinci bir 40 hatır daha olsun, dedik.

REKABET ÖNCE KALİTEYLE OLUR, FİYATLA DEĞİL

– Sektörde yaşadığınız sıkıntılar nelerdir? Eleştirileriniz, ya da önerileriniz var mı?

Belli bir ciddiyette ve oturaklı çalışan firmaların – ki bütün dünyada bu böyledir –  en büyük, birinci sıradaki sıkıntısı, haksız rekabettir. Biz de tabi bugün haksız rekabetle karşı karşıyayız. Yani müşteri aynı kalitede, benzer ürünler arasında ekonomik olanı seçebilir. Ama sadece ekonomik diye aynı kalitede olmayan bir başka ürünü seçtiği zaman bu, doğru bir seçim değildir. Doğru seçim, uygun olan yere, en uygun fiyatlarla, kendi benzerleri içerisinde en ucuzunu almaktır. Yoksa durduk yerde bu tür şeylere bakmaksızın en ucuzunu almak değildir. “Ucuz etin yahnisi yavan olur”, “Ucuzsa vardır bir illeti, pahalıysa vardır bir hikmeti” gibi atasözleri bunları çok güzel yönlendiriyor. Bizim birinci derecede üzüldüğümüz nokta, zorluklarımızdan bir tanesi haksız rekabettir. Onun dışında çok ciddi şikayet edeceğimiz bir konu yok. Çünkü hammaddeleri sağlayabiliyoruz. Türkiye’de birçok firma, bir takım ürünler üretmeye başladı ya da ithal ediyor. Türkiye pazarından temin ettiğimiz ürünler olabildiği gibi biz kendimiz de ithalat yaparak bir takım ürünleri, hammaddeleri getirebiliyoruz. Kullanıcının seçim yaparken bilinçli olması lazım… Tamam ucuz bir malı alabilir ama bilsin ki o aynı kalitede değil. Biz şu anda kaliteli olabildiğimiz kadar kaliteli olmaya çalışırken, kalitesiz ürünlerle sırf fiyat bazında rekabet etmekten hoşnut değiliz.

KALİFİYE ELEMAN SIKINTISI VAR

Onun dışında kalifiye ve yeterli eleman konusu halen Türkiye’de sıkıntıdır. Gerçi belli bir üst düzeyde kolay ama ara sınıf için, yani meslek lisesi mezunlarında, teknisyen düzeyinde çok ciddi sıkıntı var. Çünkü bu konudaki okulların sayısı az ve mezun olanlar kapanın elinde kalıyor gibi bir durum yaşanıyor. Bu konuda daha farklı bir eğitim sistemiyle, bu tür ara eleman kısmının doldurulması lazım. Bunlar bizim şu anda öne çıkaracağımız belli başlı sıkıntılar.

– Birçok firma ürünlerinin kopyalanmasından yakınıyor. Sizin de benzer şikayetleriniz var mı?

Kesinlikle var. Yani bugün Elimko, bir şeylerde ilkse, biraz önce zaten değindim; biz yaptıktan sonra bir sürü insan ve bizden ayrılan birçok arkadaşımız aynısını yapıyor. Yani şu anda bile gündemde olan bir konudur bu… Bizden ayrılan arkadaşlar, bizde öğrendiği birikimlerle bundan bir kazanç elde etmek istiyor. Bu da haksız rekabete giriyor. Çünkü bizim fiyatlarımızı biliyorlar, bizim elemanımız, bizim müşteri portföyümüze sahipler. Bunların aslında müşteri tarafından teşvik edilmemesi lazım ama maalesef yine çok bilinçli olmayan müşterinin, ‘ben oradan üç kuruş daha ucuza alırım, Elimko’nun zaten aynısını yapıyor bu adamlar, oradan ayrılmış’ deyip onlara tevessül etmesi, meyletmesi ciddi bir sıkıntı bizim için…

Elektronik İmalat ve Kontrol Ticaret Ltd. Şti. (ELİMKO) Yönetim Kurulu Üyesi, Elektronik Yüksek Mühendisi Malik Aviral, WIN EURASIA Automation fuarının da en aktif isimleri arasında yer aldı.

Elektronik İmalat ve Kontrol Ticaret Ltd. Şti. (ELİMKO) Yönetim Kurulu Üyesi, Elektronik Yüksek Mühendisi Malik Aviral, WIN EURASIA Automation fuarının da en aktif isimleri arasında yer aldı.

ELİMKO’DAN DOĞAN FİRMALAR ELİMKO İLE REKABET EDİYOR

Elimko bir okul gibidir. Çünkü düşünün ki 41 yıldır bu işi yapıyorsunuz ve bugün Elimko’dan doğan birçok firma, çeşitli alanlarda bizimle rekabet etmektedir. Eğer haklı rekabetse bundan gurur duyarız. Yani bu kurumdan yetişmiş olan arkadaşlarımızla zaman zaman keşke işbirliği yapsak, belli bir yerlerde bizdeki işlerin bir kısmını onlara aktarabilsek… Gerçi son zamanlarda iş kapasitesi de azaldığı için kapanın elinde kalıyor. Kimse kimseye böyle ikramda bulunmuyor. Sonuçta, bizden ayrılan kişilerin bizden daha ucuza vermeye çalışması da bir haksız rekabet.

Biz o konuda şunu söylüyoruz; istikrarlı, belli güçlere sahip firmalarla çalışılması lazım. Evet, doğrudur; 1976’da sıfırdan kurulan bir firmaydık ama çok uzun seneler geçti ve normalde o dönemlerde bir şeyleri yapıyor olmak Türkiye için bir heyecandı. Ama bugün bunları düzgün, doğru ve arkasında durarak yapmak önemli… Biz o dönemlerde belli hoşgörüler gördük. Bunların başımızın üstünde yeri var. Ama bugün artık firmaların daha oturaklı, daha güvenilir olması lazım. Bugün varsa yarın da var, 40 yıl sonra yine var, denmesi lazım.

ASIRLIK FİRMALAR GÜVEN VERİYOR

20. yılımızdı şöyle dediğimi hatırlıyorum; 20 yıldır varız, inşallah bir 20 yıl daha olacağız, bir 20 yıl daha olacağız… Çünkü bugün dünyada belli firmalar var, bunlar neredeyse bir asra yakın çalışan firmalar… Bunlar müşteriye güven veriyor, bunlar müşterinin daha rahat çalışmasını sağlıyor. Biz şu anda bu konumdayız. İkinci bir 20 yılımızı daha devirdik. 41 sene oldu. Dolayısıyla bugün hani aynı kalitede üretip de bizden ucuza verenlerin elinizi sıkarız. Ama kaliteyle oynayarak bizden daha az kaliteli yapıp ama biraz ucuz veriyor diye müşteriyi, diyelim ki ikna ederek kandıranlar da her zaman için bizim olumsuz olarak değerlendirdiğimiz bir kesimdir.

Türkiye’nin aslında çok ciddi bir şekilde çevrede iyi bir yeri vardı. Ben yine aynı yeri koruduğuna inanıyorum da, son yıllarda bir takım sıkıntılar yaşıyoruz komşularımızla. Yani bizler bakanlarımızla Suriye’ye de gittik, Irak’a da gittik, İran’a da gittik. Birçok Ortadoğu ülkelerine gittik. Orada Türklere karşı bir sempati vardı. Şimdi bilmiyorum yani biraz bu konularda zayıflama var. İnşallah tekrar eski günlerimize geliriz. Şu anda biz Elimko’da 150 kişilik bir kurumuz, 25’e yakın mühendisimiz var. 9500 metre karelik bir alanda çalışıyoruz. Yaptığımız işten de büyük keyif alıyoruz.

RUSYA’DAKİ 5 CAM FABRİKASINDA ELİMKO TESİSİ

– Dökme malzeme alanında yurt içinde olduğu gibi yurt dışında da faaliyetleriniz var. Kurduğunuz tesislerden birkaç örnek verebilir misiniz?

Biz şu anda katı maddelerin debisini ölçme, ağırlığını ölçmeyle ilgili gerçekten çok ciddi örnekleri, referansları olan güçlü bir yerli firmayız. Bu özelliğimiz yurt dışına da şu anda taşmış durumda. Örneğin Arap Emirlikleri’nde bir şişe-cam fabrikası kurduk. Oranın hammadde hazırlama tesisini, komple harman dairesi ile birlikte biz yaptık. Bundan yola çıkarak, Bulgaristan’da Rusya’da benzer çalışmalarımız oldu. Rusya’da aşağı yukarı 5 tane cam fabrikası için tesis kurduk. Bunlar da dökme malzeme alanına giriyor. Kullanılan malzemelerin transferi konveyörle yapılıyor, bunların siloda toplanması, ‘mix’ edilmesi işlemleri aynı kapsamda değerlendiriliyor.

Bir ara dökümcülere dökme kum fabrikası kurduk. Birçok konuda, özellikle dökme malzeme konusunda sayısız referansı olan, güvenilerek çalışılabilecek bir firma konumundayız. Son 15-20 senedir, mekanik aksamları dahil komple anahtar teslimi iş kurduğumuz için Cezayir’de, Nijerya’da Suudi Arabistan’da son 3 sene içerisinde birçok firmayla bir konsorsiyum şeklinde çalışıyoruz. Yani bant kantarları üretenler, onların bandını üretenler, bu firmalarla çalışıyoruz. Dökme malzeme şemsiyesi altındaki firmaların çoğuyla da işbirliği içerisindeyiz. Bize güvenerek gelen birçok firmaya da böyle bir imkan vermiş oluyoruz. Bundan da gurur duyuyoruz.

DÖKME MALZEMEDE ‘İLK’LERE ATILAN İMZA

Küçük bir örnek daha vereyim. Biz yeniliklere açık firmayız, inovasyon kuvvetlidir bizde. Bu tartı sistemlerinde çok önemli yenilikler yaptık. Mesela platform tipi lotsel kullanımına ilk biz girdik, helezon tipi bir tartı sistemini Türkiye’de tasarımıyla beraber ilk defa biz yaptık. Böyle baktığımız zaman, dökme malzeme alanında da çok fazla sunumumuz var. Bu bir kişinin,  iki kişinin olayı değil, mühendisiyle, teknisyeniyle birlikte hareket eden bir ekibin başarısıdır. Ar-Ge gurubumuzdaki arkadaşlarımıza da, üretimdeki arkadaşlarımıza da müteşekkiriz. Bunların hepsiyle bir ekip anlayışı içerisinde bu noktalara geldik. Elimko aslında ekip çalışmasına en güzel örnektir.

Share.

About Author

Leave A Reply

'