Dünyanın testinden geçtik

0
“Yıldırımdan Korunma Sistemleri” konusunda Türkiye’nin en büyük imalatçıları arasında yer alan Liva Grup’un kurucu ortaklarından Sedat Çetinkaya, Kontrol Dünyası’nın sorularını cevapladı. Yıldırımdan Korunma Sistemlerine yönelik sektördeki gelişmelerden TSE’nin yönetmeliğine, üretimde kalitenin öneminden toplumdaki kalite anlayışımıza ve hatta endüstri tesislerindeki güvenlik bilincine kadar pek çok konuda önemli bilgiler aktardı. Firma olarak her zaman “Yapabildiğinin En İyisini Yap” prensibiyle hareket ettiklerini vurgulayan Çetinkaya, bu kapsamda ürünlerini yurt içi ve yurt dışında birçok laboratuvarda test ettirdiklerinin ve tüm testlerden çok iyi sonuçlar aldıklarının altını çizdi.
Ülkemizde Aktif Paratonerler konusunda TSE tarafından bir standart getirildiğini hatırlatan Sedat Çetinkaya, yönetmeliğin uzun bekleme süreci sonunda çıkarıldığını söyledi. “TSE 13709 Aktif Paratonerler Yönetmeliği” ile birlikte artık tüm yıldırımdan korunma sistemi malzemelerinin ulusal ve uluslararası kriterlere göre bir standardı olduğunu vurgulayan Çetinkaya, tüketicilerin tedarik edeceği ürünler için ilgili standartlara göre belge sorgulaması gerektiğini ifade etti. “Kaliteli ve Bilinçli Müşteri Kaliteli Ürün İster” diyen Sedat Çetinkaya bu kapsamda artık belgesiz ve kalitesiz üretim yapan firmaların yavaş yavaş sektörden temizleneceğini düşündüğünü söyledi. Bundan sonrası için yapılacak en doğru işin denetimler olacağını ancak ülkemizde denetim eksikliği olduğunu söyledi. ifade etti.

KONTROL DÜNYASI / ÖZEL RÖPORTAJ

Liva Grup, yıldırımdan korunma ve paratoner sistemleri alanında Türkiye’nin önde gelen imalatçı firmaları arasında yer alıyor. Bugün direkt ve dolaylı olarak birçok ülkeye ihracat yapan firmanın en büyük özelliği kaliteye verdiği önem… Bu kapsamda hem yurt içinde hem de yurt dışında ürünlerini çeşitli laboratuvarlarda test ettiren Liva Grup, elde ettiği başarılı sonuçlar ve aldığı sertifikalarla dikkat çekiyor.

2003 yılında elektrik sektörüne yönelik işler yapmak üzere İzmir merkezli olarak kurulan Liva Grup, ilk dönemlerinde YG ve AG Elektrik Sistemleri, Kamera, Yangın ve Güvenlik Sistemleri gibi kuvvetli ve zayıf akım projelerinde hizmetler vermiş, sonrasında Yıldırımdan Korunma Sistemleri’ne yönelik üretimlere de başlayarak sektördeki üretici firmalardan biri olmuş.

Liva Grup’un Pazarlama ve Teknik Grup Müdürü Sedat Çetinkaya, söz konusu üretim sürecini ve sektördeki gelişmeleri Kontrol Dünyası Dergisi’ne anlattı. Yaptığımız söyleşide, Türkiye’de üretici olmanın zorluklarından yurt dışına ihracat yapmanın ülke ekonomisi için önemine kadar pek çok konuda görüşlerini aktaran Sedat Çetinkaya’nın değerlendirmeleri özetle şöyle:

– Liva Grup’un Yıldırımdan Korunma Sistemleri konusunda ülkemizdeki lider firmalardan biri olduğunu biliyoruz; şirketiniz bu günlere nasıl geldi? Yaşadığınız süreci anlatır mısınız?

Firmamız 2000’li yılların başında İzmir merkezli olarak kuruldu. Belirttiğiniz gibi aslında ilk kuruluş amacımız elektrik sektöründe kaliteli ve disiplinli hizmet vermekti. Ancak gördük ki, Türkiye’de yıldırımdan korunma sistemleri ve özellikle paratonerler kapsamında üretime yönelik ciddi bir boşluk var. O dönem bu tür ürünler tamamı yurt dışından ithal ediliyor ve çok ciddi maliyetlerle tedarik ediliyordu. Biz yurt içinde ve yurt dışında konu ile ilgili ciddi araştırmalar yaptık ve bu ürünlerin üretimi konusunda çalışma başlattık. Bunun neticesinde ilk prototip ürünümüzü yaptık ve ürünün performansını görmek için Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nin (ODTÜ) Yüksek Gerilim Laboratuvarı’nda Yıldırım Darbesi testleri yaptırarak ürünü test ettirdik. Neticeleri iyi olunca da ürünü pazarlayabilmek için TSE’ye belge başvurusunda bulunduk. Olumlu neticelendi ve bu vesile ile de ülkemizde Aktif Paratoner olarak TSE’den ilk belgeyi alan firmalardan biri olduk.

Sonraki süreç bizim için aslında daha zorlu bir süreç oldu. Paratoner başlığımızın rakipleri yabancı menşeli ürünler idi. Hem onlarla mücadele ettik hem de kendimizi geliştirmek için çalışmalar yaptık. Sonuç ta kaliteli ürünler yaptığınızda mutlaka değer buluyor. Biz de bu kapsamda ürünümüzü insanlara doğru anlattık ve serüven başladı.

YıldırımUYGULAYICILAR YILDIRIMDAN KORUNMAYI BİLMİYOR

– Yıldırımdan korunma sistemleri konusunda günümüzde artık pek çok firma üretici olarak faaliyet gösteriyor. Dolayısıyla kuruluş sürecinde paratoner sektöründe gördüğünüz o boşluğun doldurulduğunu söyleyebilir miyiz?

Bu konuyu iki yönlü değerlendirmek gerek; ilki, ülkemizde üretimin gelişmesi ve dışa bağımlılığın azalması… Bu açıdan bakıldığında yerli üreticilerin çoğalması ülke ekonomisi bakımından olumlu bir gelişme. Ayrıca bugün baktığımızda artık yurt dışından aldığımız ürünleri biz yurt dışına satar hale geldik. Ben her zaman söylerim bu ülkeye yurt dışından bir CENT de olsa para kazandıran çok değerli bir iş yapıyordur diye… Dolayısıyla bu yönü ülkemiz için olumlu durum ve bu boşluk doldurulmuş gözüküyor.

İkincisi ise aslında bizim ve ülkemizin genel sorunu…  Konuya hâkim olmayan uygun eğitim almamış kişilerin veya konuyu bilsin ya da bilmesin sadece olaya maddi kazanç olarak bakan kişilerin sektörde bulunması başka bir deyişle çalışma yapması. Bu konuyu biraz detaylı açalım isterseniz. Örneğin bizim sektör açısından bakıldığında üreticilerden gerçekten yönetmeliklere uygun ve kaliteli ürün ürettiği için tercih edilen firmalar var veya hiçbir kritere uymadan sadece ucuz üretim yaptığı için tercih edilen firmalar var. Her iki türlü üretim yapan firmaların ürünleri de pazarda mevcut. Burada ülkemizin genel sorunu ortaya çıkıyor. Yıldırımdan korunma konusu çok bilinen herkesin hâkim olduğu bir konu değil zaten. Vatandaş olarak araştırmıyor ve sadece fiyata bakarak ürün satın alıyoruz. Sonra başımıza daha büyük felaketler geliyor. O yüzden burada ürünü talep eden kişi veya kurum yetkilisinden projesini çizen mühendise ve satın almacı personelden ürünü satan firmaya kadar herkesin yönetmelikleri, kanunları, yapılması gerekenleri bilmesi gerekiyor ve bu kapsamda bilgili, araştırmacı ve dikkatli olması gerekiyor. Konuyu bilmiyor olabilirsiniz ancak günümüzde artık bilgiye çok kolay ulaşabiliyorsunuz. Bu nedenle bizden bilgi talep edenlere Liva Grup ailesi olarak her zaman yardımcı oluyoruz ve olmaya da gücümüz yettiği kadar devam edeceğiz.

Çünkü biz firma olarak her zaman kaliteden ve olması gerekenden yanayız. Ortaklarımızla ilk yola çıktığımızda bu konuda hem fikir olarak yola çıktık. Hem de hedefimiz daha iyisini nasıl yaparız oldu. Bu yönüyle bakıldığında da ülkemizin eksik ya da yanlış yönü açığa çıkıyor. Bu yönümüzü ve bakış açımızı en kısa sürede geliştirmeliyiz bence.

Konunun özü, üretici firmaların çoğalması iyi, bilinçli tüketici profili de yaratabilirsek durum çok daha iyi olacaktır.

– Firma olarak başlangıçtaki bakış açınızla bugün geldiğiniz noktayı nasıl görüyorsunuz?

Firmamızın bakış açısını belirtmiştim biz hep kaliteden yanayız diye… Biz ortaklarımızla o dönem yola çıkarken şöyle demiştik; “Kaliteli ürünler üreteceğiz, hep daha iyisinin peşinden koşacağız ve kalitemizden de asla taviz vermeyeceğiz. Bu yol bizi nereye götürür bilemeyiz ama amacımız bir gün pazarda lider olmak olsun.” Evet o şartlarda iddialı bir hedef görünebilir ama biz buna inandık ve hep kendimize güvendik. Amacımız her zaman için “Hep daha iyisini yapmak” oldu. Bu amacımızı gerçekleştirmek için de hep yeniliklerin peşinden koştuk, çok çalıştık ve hala da çok çalışıyoruz.

Bugün geldiğimiz duruma baktığımızda söylediklerimizin birçoğunu gerçekleştirmiş olmanın gururunu yaşıyoruz. Bu kapsamda en doğru dönüşler pazarlamacılar ve kullanıcılardan yani başka bir deyişle sahadan veya fuarlardan alınabiliyor. Bizde durumumuzu görme adına hem sahayı hem de yurt içi veya yurt dışında katıldığımız fuarlarda müşterilerimizi sorguladığımızda markamız ve ürünlerimiz için çok güzel ve bizim için değerli olumlu dönüşler alıyoruz.

Bu kapsamda geçtiğimiz senelerde katılım gösterdiğimiz Win-EuroAsia/İstanbul ve Midle East Electricity Dubai/BAE Fuarlarını örnek verebiliriz aslında. Sektörümüzün en büyük fuarlarından olan bu fuarlarda ürünlerimiz her sene bir öncekinden daha fazla ilgi görüyor.

– Ürünlerinizle ilgili sorun yaşadığınız durumlar olmuyor mu?

Aslında kendi ürünlerimizden daha çok sahte ürünlerle veya yaptığınız ürünleri kopyalayan firmalarla sorun yaşıyoruz. Ülkemizde maalesef bir ürün üretilip başarı sağladığında hemen kopya muadilleri türüyor. Biz yaptıktan sonra da ürünlerimizin birçok kopyası, muadili oldu. Hatta yurt dışına benzer ürünleri bizim markamızmış gibi satanlar oldu. Artık bu tür yolsuzluklar çok kısa sürede tespit edilebiliyor hukuk gerekli yaptırımları yaptırıyor. Zaten hep şunu söyleriz biz; kopyalar asıllarını yüceltir.

Neticede ürünümüzle değil ama sahte ürünler ile sorunlar yaşayabiliyoruz.

Liva Grup

FİYATA BAKANLAR İLE KALİTEYE BAKANLARIN FARKI

Ancak imalat sektörü biraz riskli bir sektör… İki türlü müşteri profili var, bizim gördüğümüz… Bir; fiyata bakanlar, iki; kaliteye bakanlar… Fiyata bakanların uzun vadede hep başarısız olduklarını gördük; gerek imalatçılar anlamında, gerek imalatçılardan ürün alıp satanlar anlamında… Çünkü imalata sadece fiyat tarafından baktığınızda mutlaka bir yerlerinden çalıyorsunuz, kısıyorsunuz ve kaliteden ödün veriyorsunuz. Biz daha önce söylediğim gibi kaliteden ödün vermeyeceğiz dedik. Eğer gelişeceksek de, büyüyeceksek de böyle olsun dedik. Öyle de yapıyoruz…

– Bu yolda hedeflediğiniz noktaya ulaştınız mı? Yeni hedefleriniz nelerdir? Özellikle ihracat çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Başladığımız günle bugüne baktığımızda İzmir’de kurulup iki tane bayi ile başlamıştık ürün satışımıza, bugün 20’ye yakın ülkeye doğrudan satış yapıyoruz, yurt dışı bayilerimiz üzerinden yaklaşık 50’ye yakın ülkeye de dolaylı yoldan malzemelerimiz satılıyor.

Türkiye piyasasında iyi bir yer edindiğimizi düşünüyoruz, lider firmalardan biri olduk. İhracat anlamında ürünlerimizin yüzde 65’ini yurt dışına ihraç ediyoruz ve bu rakamımız her geçen gün artıyor. Tabi ki, daha iyi olsun diye her geçen gün uğraşıyoruz. Her sene mutlaka yeni bir ürün, müşterinin istediği anlamda daha kaliteli bir ürün üretiyoruz.

ROBOTİK ÜRETİME GEÇTİK

Gelişimimizden memnununuz. Tabi ki, daha iyisi olabilir. Çok daha geniş bir bayi ağımız olabilir, çok daha ulaşılmamış yerlere ulaşabiliriz. Açıkçası bunu ben şöyle görüyorum; 2015 yılına kadar biz hep bayiliklerimizin gelişmesinden ziyade, üretimimizin gelişmesi anlamında çalışmalar yaptık. Çünkü alt yapınızı sağlam oturtursanız o sizi mutlaka geliştirecektir. 2017 yılı itibariyle yeni fabrikamıza da geçiş yaptık, makine parkımızı geliştirdik. Üretimde kullandığımız makinelerimiz son versiyon gelişmiş cihazlar.

Firma olarak çok kısa süre önce robotik üretime de geçtik. Bazı üretimlerimiz artık robotlar tarafından yapılıyor.

Sanayi hızlı gelişiyor artık. Teknolojiye ayak uydurmazsanız bu döngü içerisinde maalesef kayboluyorsunuz. Başarı istiyorsanız hep daha iyisini aramalı ve yatırım yapmalısınız. Çağ onu istiyor. Yatırım yapacaksınız, üretimi hızlandıracaksınız, maliyetleri düşüreceksiniz, insan faktörünü mümkün olduğu kadar azaltacaksınız. Biz de her geçen gün ona çalışıyoruz.

– Kalite ve yeni ürün hassasiyetiniz, AR-GE biriminizin aktif olduğunu gösteriyor. Söz konusu çalışmalara bakış açınızı özetler misiniz?

Çağa ayak uydurmak zorundasınız. Bugün başarı istiyorsanız mutlaka firmanız içerisinde AR-GE biriminiz olacak ve buna da ciddi bütçe ayıracaksınız. Japonlar çocuklarına önce hayal kurdururlarmış. Çünkü yeni bir şeyi yapmak için önce hayal etmelisin ki hayalini yapasın. Ar-Ge birimi aslında bu manada biraz benzeşik bu durumla. Önce hayal ediyoruz, uğraşıyoruz sonra onu imal ediyoruz. O yüzden her sene fuara, müşterimizin istekleri doğrultusunda yeni bir ürünle geliyoruz. Fiyat skalamıza baktığınızda bizim üretimlerimizde kullanılan hammaddelere gelen zamlar % 30-40 oranında iken biz ürünlerimizin fiyatlarını yüzde 15-20 oranında değiştirmişiz. Bu tamamen teknolojiyi yakalamakla, insan faktörünü azaltmakla, üretimi hızlandırmakla alakalı bir şey…

İnşallah da böyle devam edeceğiz.

– Yeni fabrikanız hakkında da bilgi verir misiniz?

Yeni tesisimizin 4 bin 500 metrekare kapalı alanı var. 5 bin metrekare de açık alanımız bulunuyor. Tamamen öz kaynaklarımızla yaptık. İhtiyacımız olan bir yatırımdı. Bize gelişim adına uzun vadede ciddi katkı sağlayacağını düşünüyorum.

YÖNETMELİK ÇIKINCAYA KADAR BİRÇOK FİRMA TÜREDİ

– Yıldırımdan korunma sistemlerine yönelik bir talep artışından bahsettiniz. Bu konuda Türkiye’de bir hassasiyet var mı? Sizin gördüğünüz eksiklikler nelerdir?

Çok teşekkür ederim, bu soru gerçekten güzel ve önemli bir soru. Şöyle ki; sektörümüz yönetmelikler anlamında çok bilinebilen bir sektör değil. Dolayısıyla uygulamadaki yönetmelikler çok fazla bilinmiyor. Bu nedenle son kullanıcı için ürün seçimi ve sorgulanmasında maalesef ciddi sıkıntılar oluyor. Özellikle Aktif Paratonerlerde kullanıcı bilmiyor hangi kriterlere göre ürün tedarik edeceğini…

Ancak TSE tarafından da 2016 yılında 13709 Aktif Paratonerler yönetmeliği çıkarıldı. Böylelikle Yıldırımdan Korunma Sistemleri için son boşta kalan ürüne de bir standart getirilmiş oldu.

Ülkemizde kalite standardını kontrol eden ve onaylayan kurum TSE… Dolayısıyla piyasada bulunan herhangi bir ürün için siz bir standart getirmezseniz kar amaçlayan her firma veya kişi bu ürünü üretir. Bu nedenle yıldırımdan korunma Sistemi ile ilgili de 2016 yılına kadar birçok firma türedi. Ben merdiven altı tabirini sevmiyorum, o yüzden onu kullanmak istemiyorum ama baktığınızda bu firmalar, sağlam omurgalı firmalar değil, herhangi bir yatırım da yapmıyorlar. Sanayiye katkıları da yok. Bir çoğu kayıt dışı üretim yaptığı için bizim rekabet imkanımız da olmuyor maalesef bu firmalarla… Zaten ürün kalitesini söylemek bile istemiyorum…

Tabi, denetlenen bir yapı olmayınca bu firmaların türemesi doğal… İnsanlar para kazanmak istiyor ve bir şekilde ürün imalatı yapıyorlar. Tamamen fiyat merkezli müşteri profili de bu üreticileri buluyor bu ürünleri tercih ediyor. Ucuz ürünler de kalitesiz oluyor.

Neticesinde Aktif Paratoner ile ilgili yönetmelik çıkar çıkmaz başvuru yaptık ve 2017 Eylül ayı içerisinde de iki tane firma TSE’nin kriterlerini geçebilecek ürünlerine belge aldı. Bu firmalardan bir tanesi biziz. Geç de olsa doğru yol olan neticelendi bence…

Bundan sonra yıldırımdan korunma sistemleri ile ilgili paratoner başlığından elektrotuna, kroşesinden test klemensine kadar tüm malzemelerin artık bir standardı var. Satıcı, son kullanıcı bu konuda lütfen istenmeyen olaylar olmadan bilinçlensin ve buna göre hareket etsin.

O yüzden bundan sonrasının daha iyi olacağını, daha standart ürünler üretileceğini, üretim kalitesi düşük firmaların piyasadan yavaş yavaş çekileceğini düşünüyorum.

TSE’nin de özellikle denetlemeler konusunda bize yardımcı olması lazım. Kritere uymayan ürünler mutlaka piyasadan temizlenmeli veya refüze edilmeli.

Liva GrupSTANDART VAR, DENETİM YOK

– Şu anda standartlar var ama denetim konusunda sıkıntılar yaşanıyor, diyorsunuz.

Kesinlikle. Zaten ülkemizde en büyük sıkıntı o. Standartlarımız, kanunlarımız hep iyi ama denetim ve işlevsel anlamda bunları hayata geçirmekte maalesef sıkıntı yaşıyoruz.

– Burada kullanıcıların denetiminden de bahsetmek mümkün mü?

Biz hep şunu deriz; “Kaliteli müşteri kaliteli ürün ister.” Dolayısıyla müşterinin kalitesi de çok önemli. Eğer müşteri kaliteliyse zaten sizden kaliteli ürün istiyor. Bunlar standartlara uyan, testleri yapılmış ürünler olacak. Eğer müşteri portföyünü buralara çekebilirsek büyük başarı yakalamış olacağız. Bu da tabi eğitimle oluyor. Biz bu konuda da mümkün olduğu kadar odalara eğitimler vermeye çalışıyoruz, okullara gidiyoruz, üniversitelere gidiyoruz. Bizden eğitim isteyen değişik devlet kurumları var, onlara gidiyoruz. Ne kadar eğitebilirsek, bu bilgileri insanlara ne kadar aktarabilirsek o kadar ürün kalitesini, talep eden müşteri kalitesini de yükseltmiş olacağız. Amacımız bu aslında.

DÜNYA ÜRÜN ALIRKEN FİYATA BAKMIYOR

– 50 ülkeye ihracat yapabilmek, dünya standartlarına da uyum sağlamayı gerektiriyor. Bunu elde etmek için ne gibi çalışmalar yaptınız?

Birçok ülke artık kendine özgü standartlar geliştirmiş. Yurt dışına satış yapmak istediğinizde, mutlaka belgesine bakıyor, sizi araştırıyorlar. Yurt dışından müşterilerimiz gelip bizi yerimizde görmek, üretimimize bakmak, ondan sonra alış veriş yapmak istiyorlar. Onlar bu meseleye fiyat merkezli bakmıyor. Dolayısıyla bugün firmamızın ürünleri anlamında yurt içinden ve yurt dışından aldığımız birçok test raporlarımız var. Aslında bir kere yapılması gereken testler var, ama biz farklı yerlerde birkaç test yaptırıyoruz. Örnek olarak, bizim paratoner başlıklarımızda, kısa devre deneyi dediğimiz bir deneyimiz var. Dünyada 100 kiloamper standardında test ediliyor. Biz Türkiye’de bir firmada 115 kiloampere test ettirmiştik. Dünyada başka bir firmadan daha test ettirelim dedik. İspanya’da tekrar 100 kiloamperde ürünümüzü test ettirdik. Bir anlamda ürünlerin sağlamasını da, laboratuvarların sağlamasını da yapıyoruz.

– Son olarak sizin ilave etmek istediğiniz bilgiler var mı?

Ürün kalitesine önem vermemiz lazım. Ülke olarak bunların kriterlerini, değerlendirmelerini yapmalıyız. Biz gelişmeye, sisteme yatırım yapmaya devam edeceğiz, her sene daha iyi ürünler sunmaya çalışacağız. Müşterilerimiz de bunları takip etsin, ilgili kurumlar bunları denetlesin. Tek isteğimiz bu…

Share.

About Author

Leave A Reply

'