Enerji bağımlılığına alternatif çare: Jeotermal

0
Türkiye, petrol ve doğal gaz rezervleri açısından dünyanın yoksul ülkeleri arasında gösteriliyor. Enerji ihtiyacının sadece yüzde 28’ini yerli kaynaklardan sağlayan Türkiye’nin milyar dolarları yurt dışına akıyor. Dışa bağımlılığı azaltmanın tek çaresi ise jeotermal enerji…
Türkiye, jeotermal kaynaklarıyla ekonomik bir potansiyele sahip. Düşük yatırım maliyeti ve potansiyel miktarı ‘jeotermal enerji’yi cazip hale getiriyor. Türkiye’de son yıllarda bu kaynağa ilgi artmış durumda ancak jeotermal enerjiden yararlanma oranı henüz istenen düzeyde değil.

DOSYA / TÜRKİYE’NİN UMUDU JEOTERMAL

Enerji, insanlığın var oluşundan beri en önemli ve vazgeçilmez ihtiyaçlarından biri. Uygarlık tarihi, yaşamsal önemde bir enerji kaynağına sahip olma mücadelelerine sahne oluyor. Ülkelerin sanayileşme ve kalkınmalarını sürdürebilmeleri enerji ihtiyacını ne derece karşıladığına bağlı.

İnsanlık tarihinin ilk enerji kaynağı olan odun 19. yüzyılın ortalarına kadar kullanıldı. 1850’lerde yerini kömüre bırakırken, onun egemenliği ancak yüz yıl sürdü. 1950’lerde ise sahneye petrol çıktı ve insanlığı kendisine bağımlı hale getirdi. Halen yaygın olarak kullanılan petrolün hakimiyeti 1973’teki petrol krizinde kırıldı. Yeni döneme ise alternatif enerji kaynakları damgasını vurdu. Başta jeotermal olmak üzere yenilenebilir enerji bütün dünyanın gözünü diktiği bir alan artık…

Enerjideki dönüşüm sürecinin Türkiye’ye bakan yönü ise iç açıcı değil. Ülkemizin kullandığı enerji kaynakları kömürden fuel-oil ve doğal gaza doğru kayarken, dışa bağımlılık oranı katlanarak büyüdü. Hazırlanan raporlara göre bağımlılık oranı günümüzde yüzde 70’leri geçti. Enerjinin hayati önemde olduğu gösteren tablolar, Türkiye’nin kendi öz kaynaklarından enerji temini çabasını da artırdı. Yenilenebilir enerji kaynakları en büyük alternatif olarak öne çıkarken, mevcut potansiyel düşünüldüğünde özellikle jeotermal, Türkiye için umut ışığı. Enerji bağımlılığını doğal yollarla, risksiz ve ekonomik biçimde azaltmanın tek çaresi olarak görülüyor. Bu alanda şanslı ülkeler arasında gösterilen Türkiye’nin pek çok şehrinde yeni jeotermal enerji santralleri yükseliyor. Doğru işletildiğinde insan ve doğaya duyarlı ‘yerli-yeni-yenilenebilir’ enerji sunan jeotermal kaynakların kamusal hizmet anlayışı içinde, merkezi ve bütüncül bir planlama ile değerlendirilmesi ise özel önem taşıyor.

Benzer gelişmeler aslında bütün dünyada yaşanıyor. Artan enerji ihtiyacı, fosil yakıtların yenilenememesi, maliyet fazlalıkları ve olumsuz çevre etkileri, ülkeleri alternatif enerji kaynaklarına yöneltiyor. Teknolojik yeniliklere bağlı olarak gelişen endüstrinin enerji ihtiyacını karşılamaya çalışan ülkeler, başta jeotermal olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarından daha çok yararlanmanın yollarını arıyor. Elektrik enerjisi üretimi, merkezi ısıtma-soğutma uygulamaları, kurutma işlemleri bunlardan sadece birkaçını oluşturuyor. Çok amaçlı kullanımı, temiz, çevre dostu ve ekonomik oluşu jeotermali öne çıkarırken, kaynakların aranması, araştırılması, korunması, geliştirilmesi ve sürekliliğinin sağlanması gibi konular büyük önem arz ediyor.

Dünyada jeotermal kaynaklar yeni uygulama alanları ile insanlığın hizmetine sunulurken, bu konuda büyük yatırımlar yapılıyor. Özellikle çevre kirliliği yaratmayacak enerji kaynaklarına yönelim, jeotermalin önemini daha da arttırıyor. Alternatif enerji kaynaklarından jeotermal, kaliteli, kesintisiz

ve düzenli enerji sağlıyor. Bu da ülkelerin enerji kullanımında jeotermal kaynaklara yönelmesinin en büyük sebebini oluşturuyor. Jeotermal enerjinin, yakın gelecekte ülkelerin önemli enerji kaynağı konumuna gelmesi bekleniyor. Bu kapsamda jeotermal kaynak arama/araştırma çalışmaları kesintisiz sürdürülüyor. Dünyada sürekli artış eğilimindeki jeotermal enerjinin doğrudan kullanımında, özellikle 2005 yılından sonra hızla artan bir gelişme gözleniyor. Jeotermal enerjinin doğrudan kullanım kapasitesinin büyüklüğü bakımından Türkiye, Çin, Amerika, İsveç ve Almanya ile birlikte dünyanın ilk 5 ülkesi arasında yer alıyor.

PETROL VE DOĞALGAZ YOKSUNU TÜRKİYE

Türkiye, enerji kaynakları konusunda özellikle petrol ve doğal gaz rezervleri açısından dünyanın yoksul ülkeleri arasında gösteriliyor. Enerji ihtiyacını yerli kaynaklarıyla karşılayamadığından, her yıl arz güvenliğini sağlamak için enerji ithal ediyor. Bu da ihtiyacının sadece yüzde 28’ini yerli kaynaklardan sağlayan Türkiye’nin enerjide dışa bağımlı olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. Dolayısıyla kaynaklarımızın çeşitlendirilmesi, geliştirilmesi, üretiminin arttırılması, güçlendirilmesi, maksimum faydanın sağlanması, toplam enerji tüketiminde yerli kaynakların payının artırılması Türkiye için hayati önem taşıyor.

Türkiye, geleneksel enerji kaynakları kadar olmasa bile, ülke geneline yayılmış olan jeotermal kaynaklarıyla ekonomik bir potansiyele sahip. Jeotermal enerji ülkemiz için en önemli yenilenebilir kaynak olarak duruyor. Düşük yatırım maliyeti, olumsuz çevre etkilerinin düşük seviyelerde olması ve potansiyel miktarı ‘jeotermal enerji’ konusunu ülkemiz için cazip hale getiriyor. Enerji açığı nedeniyle yeni enerji kaynaklarına yönelen diğer ülkeler gibi, Türkiye’de de son yıllarda bu kaynağa ilgi artmış durumda. Başta elektrik üretimi olmak üzere ısıtma, termal ve sera uygulamaları gibi geniş bir yelpazede kullanılıyor. Ancak jeotermal kaynaklardan yararlanma oranı henüz istenen düzeyde değil. Jeotermal sektörü, son zamanlarda yatırımların hızlandığı ve yeni işletmelerin devreye sokulduğu bir dönemi yaşıyor.

MİLYAR DOLARLAR ENERJİYE GİDİYOR

Jeoloji Mühendisleri Odası’nın Şubat 2016’da yayınladığı Türkiye’nin Jeotermal Kaynakları, Projeksiyonlar, Sorunlar ve Öneriler başlıklı raporuna göre ülkemiz, artan tüketim nedeniyle ciddi bir enerji açığı ile karşı karşıya. Birincil enerji tüketiminde petrol ve doğalgaz payı %61 olmak üzere, toplam enerjide %72 (petrolde %93 ve doğal gazda ise %97) oranında dışa bağımlı. Global ekonomik kriz nedeniyle enerji tüketiminde daralma olmasına rağmen enerji ithalatının ülke ekonomisine yükü;

  • 2010 yılında 38.4 milyar dolar,
  • 2011 yılında 54.1 milyar dolar,
  • 2012 yılında 60 milyar dolar,
  • 2013 yılında 55.9 milyar dolar,
  • 2014 yılında 54.9 milyar dolar,
  • 2015 yılı ilk 6 aylık döneminde ise 18.3 milyar dolar.

Tüketimdeki artışa karşılık kaynakların kullanımı çeşitlendirilmezse Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı ve ekonomik yükü giderek artacak. Dolayısıyla tüm dünyada olduğu gibi, ülkemiz de yenilenebilir enerji kaynaklarına, özellikle jeotermal kaynaklara yönelmek artık bir zorunluluk. Ülkemiz gibi jeotermal enerji açısından şanslı ülkeler için yenilenebilir öz kaynak oluşturmasının yanı sıra, çok amaçlı kullanımı, temiz, çevre dostu ve ekonomik olması gibi önemli avantajlar sunan jeotermal kaynakların aranmasından işletilmesine kadar süreçlerin doğru tanımlanması, kaynağın korunması ve geliştirilmesi, sürekli bir biçimde üretimin sağlaması da büyük önem taşıyor.

JEOTERMAL KAYNAK ARAYIŞLARI

Türkiye’nin neredeyse tamamında jeotermal enerji aramaları yapılıyor. Değişik amaçlı kullanımlara uygun çok sayıda jeotermal sahanın varlığı ortaya konulmuş durumda. Ancak ülkemizde keşfedilen sahaların çoğunda rezervuara ilişkin parametreleri belirleyecek, elektrik üretimi, konut ve sera ısıtması, endüstriyel uygulamalar ve diğer kullanımlar için kapasiteyi ortaya koyabilecek yeterlikte kuyu açılmış değil. Jeoloji Mühendisleri Odası’nın 2016 raporuna göre Türkiye’de 346 jeotermal alan bulunmasına rağmen 292 sahada, 1559 kuyu açıldı. MTA, kuyu sayısını 2069 olarak belirledi. Ülkemizde arama/üretim amaçlı açılan 2069 adet sondaja göre yapılan oranlamada saha başına 7 sondaj düşüyor. Rakamlar sondaj sayısının, sahaların kapasitesini ortaya koymak için yetersiz olduğunu gösteriyor.

Jeotermal enerji sahalarında yapılacak yatırımlara başlamadan önce sahanın işletilebilir potansiyelinin belirlenmesi yatırımın riskini en aza indirmek açısından önemli. Dolayısıyla keşfedilmiş olan alanların geliştirilmesi ve potansiyel belirleme çalışmalarının yapılması gerekiyor. Sürecin sonunda, jeotermal kaynağa dayalı kullanımların enerji sorununa ve ekonomiye katkısının hak ettiği düzeye ulaşması bekleniyor. Aynı öngörü, 10. Beş Yıllık Kalkınma Planında Türkiye’nin 2018 yılı hedefinin; jeotermal elektrikte 800 MW, ısıtmada 500.000 konut eşdeğeri 4000 MWt, sera ısıtmasında 6000 dönüm eşdeğeri 1700 MWt, kurutmada 500.000 ton/yıl, termal turizmde 400 kaplıca eşdeğeri, soğutmada 50.000 konut eşdeğeri kullanım olarak dile getiriliyor. Bugüne kadar yapılan çalışmalarla ortaya konulan potansiyelin artırılabilmesi ve hedeflere ulaşılabilmesi için bilimsel ve teknik nitelikleri taşıyan projeler üretilmesi gerekiyor. Öncelikle aramacılık faaliyetlerinde yaşanan sorunlara çözüm üretilmesi, bunun parasal kaynaklarla desteklenmesi, güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Arama, araştırma, geliştirme, üretim süreçlerinin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması, AR-GE çalışmaları, yeni teknolojilerin kullanımı, idari yapılanma, ruhsat hukuku, teşvik ve eğitim süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi ve bu kapsamda ulusal mevzuatın geliştirilmesi sektörün en önemli beklentisi…

BATI ANADOLU JEOTERMAL ZENGİNİ

Türkiye’de jeotermal kaynakların yoğunluğu bakımından en zengin bölge olarak Batı Anadolu dikkat çekiyor. Bu bölge ülkemizin yüksek sıcaklığa sahip jeotermal alanlarını barındırırken, Orta ve Doğu Anadolu’da düşük ve orta sıcaklık kategorisindeki alanlar bulunuyor. Bunu sırasıyla İç Anadolu, Marmara, Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz Bölgeleri izliyor.

JEOTERMAL ENERJİNİN KULLANIM ALANLARI

Jeotermal enerjiden günümüzde ya doğrudan kullanım, ya da elektrik üretiminde yararlanılıyor. Jeotermal sahalardan üretilen jeotermal akışkan;

  • Endüstride: Yiyecek kurutulması, kerestecilik, kağıt ve dokuma sanayi, dericilik ve soğutma tesislerinde,
  • Isıtma Uygulaması: Sera, konut, tarımsal kullanımlar, balıkçılık, yol-kaldırım ısıtılması,
  • Kimyasal madde üretiminde: Borik asit, amonyum bikarbonat, ağır su ve akışkandaki karbondioksitten kuru buz ve sıvı karbondioksit elde edilmesinde kullanılıyor.
  • Yüksek sıcaklıklı sahalardan elde edilen akışkandan ise elektrik üretiminin yanı sıra entegre olarak diğer alanlarda da yararlanılıyor.
Share.

About Author

Leave A Reply

'