Enerjide riski yönetemeyen zarara katlanır

0
Enerji maliyet yönetiminde, sanayicilere danışmanlık hizmeti veren Enexion’un Türkiye Genel Müdürü Ceren Özdal, Dökme Malzeme Dergisi’nin sorularını cevapladı. Enerjideki liberalleşme sürecinden, sanayideki enerji tedarikine kadar pek çok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu. “Bizim faaliyete başladığımız 2014 ve 2015 yılında sanayi firmaları enerji konusunda bu kadar bilinçli değildi. Özellikle 2016’nın ilk çeyreğinden sonra bu bilinç ciddi şekilde arttı.” diyen Özdal, enerji krizinin etkisine dikkat çekti: “Mağdur duruma düşen sanayi firmaları enerji tedarikinin artık eskisi kadar basit olmadığını ve riskler içerdiğini gördüler.”
Yayınladığı analizlerle de dikkat çeken Ceren Özdal, önümüzdeki döneme ilişkin önemli tespit ve tavsiyelerde bulundu. “Şirketler enerji maliyetlerini düşürmek, değişen şartlardan daha az etkilenmek için önceden önlem almalı. Bunun için de enerji piyasasını yakından takip etmeli. Ciddi bir risk var ve bu riski planlamaları şart.” diyen Özdal’a göre enerji sektöründe önümüzdeki dönemde konsolidasyon yaşanacak ve enerji piyasasının yüzde 70’i Avrupa’daki gibi birkaç büyük şirket tarafından yönetilecek. Büyük sanayi firmaları, tedarikçileri devreden çıkaracak. Enerji fiyatlarındaki yüksek seyir devam edecek. 2015 yılındaki düşük enerji fiyatları ise artık hayal.

DÖKME MALZEME DERGİSİ / ÖZEL RÖPORTAJ

Enexion logoEnerji, bütün dünyada stratejik önem taşıyan ihtiyaçların başında geliyor. Başta sanayi olmak üzere ülkeleri ayakta tutan, milletleri kalkındıran bütün sektörler, yoğun enerjiye ihtiyaç duyuyor. Ayrıca gelişen teknolojiler, yeni ihtiyaçlar, yeni yaşam biçimleri de enerji tüketimini artırıyor. Enerji ihtiyacı arttıkça kaynak arayışları hızlanırken, bu kadar talep edilen bir ürünün ekonomik değeri de sürekli yükseliyor.

İşletmelerin girdi maliyetlerinde en büyük kalemlerinden birini oluşturan enerji ile ilgili maliyet yönetimi ve risk yönetimi ise uzmanlık gerektiren bir alan. Son yıllarda sıkça duyulmaya başlanan bu kavram, küresel şirketlerin doğuşuna yol açmış. Almanya merkezli Enexion Enerji Danışmanlık Şirketi de bunlar arasında yer alıyor. Faaliyet alanını, enerji maliyet yönetimi ve risk yönetimi oluşuyor. Müşterilerinin enerji maliyetlerini aşağı çekmeyi hedefleyen Enexion, hizmet verdiği şirketin her bir tesisi ve şirket bütünü için enerji riskleri ve enerji tasarruf fırsatlarının tespit edilmesini sağlıyor. Şirkete ve ihtiyaca özel olarak saatlik yük profili, enerji sözleşmeleri, mevzuat ve şebeke durumu incelenerek şirket için karlı proje ve yatırımların belirlenmesine uğraşıyor. Bu konuda oldukça iddialı… Müşterilerinin ihtiyaçları doğrultusunda, şirketlerin elektrik tedarikini perakende enerji piyasalardan, toptan piyasalara kaydırarak ve başarılı enerji tedarik süreçleri yöneterek milyonlarca liralık maliyet avantajları sunuyor. Söz konusu süreç özetle şöyle işliyor: “Müşterinin tüketim verileri analiz edilerek ihale portföyü hazırlanıyor. Daha sonra Enexion şirketler için piyasadaki en güvenilir tedarikçilere ulaşarak elektrik tedarik sürecini başlatıyor. Açık eksiltme usulü en düşük maliyetli ve en avantajlı sözleşmeler ile ihaleyi sonuçlandırıyor. Böylece yoğun enerji tüketen şirketler en uygun fırsatlarla bu ihtiyacını karşılamış oluyor.”

Dünya çapında 4 merkezde faaliyet gösteren Enexion’un Türkiye’deki faaliyetleri 2014’te başladı. Enexion Türkiye’nin başına ise Ceren Özdal geçti. Sektörde 15 senelik tecrübesi bulunan Özdal, son dönemlerde enerji konusunda yayınladığı analizler, ileriye dönük tutarlı öngörüler ve sanayicilere tavsiyeleriyle dikkat çekiyor. Dökme Malzeme Dergisi’nin sorularını cevaplayan Özdal, başta Enexion’un çalışmaları olmak üzere, enerjideki gelişmeler, önümüzdeki dönemde yaşanabilecek hadiseler ve Türk sanayisinin enerji tedarikinde geçirdiği değişim süreci gibi pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu. Özdal, Türk sanayicisinin enerji maliyet yönetimi konusunda geçmişe göre daha bilinçli hareket ettiğinin altını çizerken, 2016’daki enerji krizini bu bilinçlenmenin miladı olarak görüyor.

Enexion Enerji Danışmanlık Türkiye Genel Müdürü ve Enerji Uzmanı Ceren Özdal’ın değerlendirmeleri özetle şöyle:

ENEXİON ALMANYA’DA KURULDU, 25 ÜLKEYE ULAŞTI

– Öncelikle Enexion’dan ve Türkiye’deki faaliyetlerinden bahseder misiniz?

Enexion 2002 yılında Almanya’da kuruldu. 15 senedir Almanya’da faaliyet gösteriyoruz. Almanya derken Avrupa diye düşünebilirsiniz, çünkü 25’ten fazla ülkede şu ana kadar proje yaptık. Amerika’da Hindistan’da da projelerimiz oldu. Ama genel merkezimiz Almanya’da, Frankfurt’ta… 2014’te Türkiye ofisini kurduk. 2015 yılı başından itibaren de Türkiye’deki sanayi şirketlerinin enerji tedarik yönetimi, risk yönetimi, maliyet yönetimiyle ilgili hizmetler veriyoruz. Müşterilerimizin enerjiyle ilgili her zaman servis sağlayıcısı, uzun dönemli iş ortağı olmak istiyoruz. Bu yüzden müşterilerimize öngördüğümüz şeyleri ve beklentilerini gerçekçi bir tabanda oluşturuyoruz.

BÜYÜK FİRMALAR TEDARİKÇİLERİ DEVREDEN ÇIKARACAK

Ben 2002 yılında enerji sektörüne girdim. 15 senedir sektördeyim. O zaman tabi enerji piyasası şu andaki halinden çok farklıydı. Daha sonra üretim tarafı özelleştirmeleri yapıldı. Ardından dağıtım tarafının özelleştirilmesi, en sonda da enerji tüketen büyük firmaların enerji piyasasında birer oyuncu olması gündeme geldi. Avrupa’ya ve diğer liberal ülkelere baktığımız zaman enerji piyasasında aslında enerji tüketimi yapan büyük firmalar, sanayi firmaları, enerji piyasasında birer oyuncu konumunda. Yani enerji tedariklerini bugün itibariyle 3 sene sonrası için toptan piyasalardan, tedarikçi kullanmadan direkt alım-satım yönetimini ve risk yönetimini yapıyorlar. Türkiye’de de bu şirketler bu şekilde gelişecek.

ENERJİ KRİZİ MİLAT OLDU

– Müşterilere ulaşma konusunda ilk zamanlarda sıkıntı yaşadınız mı?

Şu açıdan yaşadık; bizim faaliyete başladığımız 2014 ve 2015 yılında sanayi firmaları enerji konusunda bu kadar bilinçli değillerdi. Bu bilinçlenme gerçekten radikal bir şekilde arttı. Özellikle 2016 yılının ilk çeyreğinden sonra ciddi bir şekilde arttı. Zaten daha sonra enerji kriziyle oldukça mağdur duruma düşen sanayi firmaları oldu. Böylelikle sanayi şirketleri, enerji piyasasının sürekli takip edilmesi gerektiğini, ciddi bir ‘know how’ gerektirdiğini, enerji tedarikinin artık eskisi kadar basit olmadığını ve riskler içerdiğini gördüler. 2015 yılında bir sanayiciye gittiğimizde ve risklerinden bahsettiğimizde, ‘Tedariğimi zaten ben 12 ay sabit fiyattan yapıyorum, benim çok bir riskim yok enerjide…” deyip geçiştirebiliyordu ama şu anda o riskleri kendileri de canlı olarak yaşıyor. Bu yüzden enerji maliyetleri ve enerji tüketimi konusunda sanayi firmaları çok daha bilinçli…

ÇİMENTO VE DEMİR ÇELİK SEKTÖRÜ ÇÖZÜM ARIYOR

Bununla ilgili bize geri dönüşler de arttı. Yani bizi arayan, bize ulaşan firmalar arttı. Ayrıca şu andaki mevzuattan kaynaklanan şirketlerin tedarik yapısında da değişimler oluşmaya başladı. Türkiye’de şirketler, perakende enerji piyasalarından tedarik yapıyor. Fakat çimento firmaları, demir çelik firmaları gibi büyük tüketiciler, toptan piyasalardan enerji tedarikinin nasıl yapılabileceğini araştırmaya ve bununla ilgili çözümler aramaya başladı. Bize bu konuda müracaat ediyorlar. Zaten bizim ana işimiz bu. Şirketlerin perakende tedarikten toptan piyasalara ya da toptana yakın piyasalardan tedarike geçişindeki süreci yönetiyoruz. Onlara o dönemdeki ‘know how’u aktarıyoruz ki, bir dönem sonra şirketler bu süreci kendi içinde devam ettirebilsin.

Şirketlerin bir tüketim profili var. 7/24 tükettikleri bir enerji var. 12 ay içinde de zaten enerji fiyatları saatlik oluşuyor. 8760 saat enerji tüketiyor firma, düşünecek olursanız… Bunun belli bir enerji tüketim profili var. Biz profili yapılandırarak, hangi tüketim miktarlarının hangi dönemlerde ve doğru zamanlarda, hangi piyasalardan tedarik edileceğine yönelik danışmanlık hizmeti veriyoruz.

LİBERALİZASYON SÜRECİ ALMANYA’DAKİ KADAR HIZLI DEĞİL

– Türkiye’de 3 yıldır sürdürdüğünüz faaliyetleri, beklenti ve planlarınızla kıyaslar mısınız?

Almanya’ya baktığınız zaman, Almanya’daki enerji piyasası zaten Türkiye’nin bir 10 sene ilerisinde. Tamamen liberal bir enerji piyasası var Almanya’da; hem doğalgaz hem elektrik hem karbon tarafında… Türkiye’deki liberalizasyon süreci Almanya’daki kadar hızlı gelişmiyor. Doğalgaz piyasasının liberalleşmesi bir kere önemli bir etken… Fakat Türkiye’deki liberalleşme süreci biraz beklentilerimizden yavaş ilerliyor.

SIRA ENERJİ TÜKETEN FİRMALARA GELDİ

– Enerji tedariki konusu Türkiye’de tekel durumundaydı. Yaşanan sıkıntılarda bunun etkisi de var mı?

Tabi, bir tek TEK vardı eskiden; Türkiye Elektrik Kurumu… Daha sonra 2001 yılı itibariyle EPDK kuruldu. Enerji Kanunu çıkartıldı ve ilk başta devlet enerji üretimini özelleştirmeye başladı. Otoprodüktörler çıktı, daha sonra üretim şirketleri çıktı, EÜAŞ kendi santrallerinin bir kısmını özelleştirdi, yeni santral üretim kısmı liberalleşti. Daha sonra dağıtım tarafı özelleştirildi. Şu anda Türkiye’deki 21 dağıtım bölgesi de özel firmalara ait. Şimdi de süreç enerji tüketen firmalara geldi. Diğerleri nasıl liberal enerji piyasasında oyuncu olduysa, enerji tüketen firmalar da piyasada birer oyuncu olacak. Ama oyuncu olmak için firmaların ciddi bir bilgi birikimine ihtiyacı var. Enerji, ciddi bir piyasa takibi gerektiren bir alan… Enerji tedariki için, ciddi bir ‘know how’, piyasa bilgisinin, maliyet yapısının nasıl oluştuğuna dair bilgilerin olması gerekiyor şirketlerde… Biz de bu konuda onlara yardımcı oluyoruz aslında…

BÜYÜK OYUNCULAR KALACAK, DİĞERLERİ GİDECEK

– Konunun en önemli taraflarından birini oluşturan enerji tedarikçilerinin Türkiye’deki durumunu özetler misiniz? Piyasada ne kadar tedarikçi var?

Yaklaşık 120 tane tedarikçi lisansı var Türkiye’de verilmiş olan… Bunların herhalde 50’si falan aktiftir. Ama sonuçta tedarik kısmında yani üretim kısmında bir liberalizasyon söz konusu. Küçük tedariklerde risk yönetimi yapmayan tedarikçilerin piyasada bir şekilde konsolide olacağını düşünüyoruz. Çünkü yurt dışındaki benzerlerine baktığınız zaman yurt dışında enerji piyasası üretim kısmının yani enerji tedarik kısmının, yüzde 70’i 3 ya da 4 firmayla domine edilmiş. Türkiye’ye baktığınız zaman birçok tedarikçi firma var. Çünkü tedarik lisansı alımı kolay… Bir şekilde yatırımdan sonra üretime başlıyor, fakat kendi içerisinde risk yönetimi yapmayıp, piyasayı çok yakından takip etmiyorlar. Dolayısıyla piyasadaki hızlı hareketleri -enerji fiyatları bir günde 2-3 katına çıkıyor- o gibi piyasa hareketlerini sübvanse edemiyorlar ve ciddi kayıplar veriyorlar. Finansal yapıları bozuluyor. Yani Türkiye’de de ilerde tedarik kısmında konsolidasyon bekliyoruz, büyük oyuncuların kalmasını bekliyoruz. Yüzde 70’inin 80’inin birkaç tane büyük firma tarafından domine edilmesini bekliyoruz.

RİSK YÖNETİMİ YAPMAYAN CİDDİ ZARAR ETTİ

– Enerji maliyet yönetimine Türk sanayisinin yaklaşımını değerlendirir misiniz?

Dediğim gibi, sektör 2016 yılı sonunda, hem Aralık ayındaki doğalgaz krizi hem de Ocak ayındaki enerji kesintilerinden dolayı ciddi kriz yaşadı ve enerji fiyatları oldukça yükseldi. Bir günde 2-3 katına çıktı. Doğal olarak ilk başta tedarikçi firmalara yansıdı bu kriz… Kendi risk yönetimini yapmayan firmalar bu enerji fiyatlarındaki artıştan ciddi zararlara uğradılar.

Yenilenebilir enerji kaynaklarını desteklemeyle ilgili YEKDEM maliyeti diye bir maliyet var. YEKDEM enerji fiyatının yüzde 25’ini oluşturan bir kalem… Dolar artınca YEKDEM maliyetleri de arttı ve enerji fiyatlarında ciddi bir yükseliş oldu ve tabi bu, bir süre sonra sanayiciye yansıdı. Sanayici ‘ne oluyor’ diye sormaya ve bir anda çare aramaya başladı. Aynı dönemde tedarikçiler zor durumda kaldığı için şirketlerin tedarikçileri ya revizyona gitti ya şirketleri piyasaya bıraktı, sözleşmelerini feshetti. Bir anda sanayide, ‘Enerji tedariki basit bir süreçti ama şu anda girdilerimiz yüzde 20 arttı’ düşüncesi oluştu. O yüzden şimdi çok daha bilinçliler. Artık enerji tedarikinde farklı yollar aramaya gidiyorlar.

ENERJİ VERİMLİLİĞİ DEVLETİN KOYDUĞU BİR HEDEF

– Buradaki mesele, sadece ekonomik çıkarlarla ilgili midir? Bunun dışında enerji verimliliği konusunda da bir bilinç söz konusu mu?

Enerji verimliliği konusu, zaten devletin hedefleri arasında… Enerji verimliliği 2023 yılına kadar yüzde 20 arttırılacak. Bu hedefleri uygulamak için devletin koyduğu bazı verimliliği teşvik edici projeler söz konusu. Yüzde 20 enerji verimliliği dediğiniz zaman, enerjiyi en çok tüketen sanayide verimliliğin arttırılması lazım… Şirketlerin enerji verimliliğini arttırabilmesinin en büyük yaptırımlarından biri de İSO 50001 prosesi… Bu bir sertifikasyon sürecidir. Devlet 2014 yılı itibariyle verimlilik artırıcı projelerde İSO 50001 belgesi olan şirketlerin yatırımlarının yüzde 30’una kadar, teşvik vermeye, hibe vermeye başladı. İSO 50001 belgesi alan firmaların sayısı da 2014 yılı itibariyle baktığınız zaman artıyor zaten. Şirketler İSO 50001’i şirket içinde uyguladıkları zaman ilk 3 senede yüzde 5 ila 7, daha sonraki senelerde sürdürülebilir olarak ortalama yüzde 3 enerji tüketiminde azalma görülüyor. Bu da direkt zaten enerji verimliliğini artıran bir şey…

Ayrıca verimlilik artırıcı projelere (VAP) destek sağlanmaya başladı. VAP projelerinin sayısı artmaya başladı şirketlerde. Devlet bunlara yüzde 30’a kadar hibe veriyor. Dolayısıyla devletin zaten verimliliğe ciddi bir katkısı var.

İSO 50001 SÜRECİNİ A’DAN Z’YE YÖNETİYORUZ

– Siz teşvikler konusunda firmalara bilgilendirme hizmeti de veriyorsunuz, değil mi?

Evet. Zaten mevzuat konusunda her türlü bilgilendirme yapıyoruz. Hem verimlilik, hem piyasa tarafında mevzuatla ilgili değişikler ve bunların piyasayı nasıl etkileyeceği konusunda müşterilerimize bilgi aktarımı yapıyoruz. Biz şirketlerin İSO 50001 belgesi alma sürecini A’dan Z’ye yönetiyoruz.

– Enerji piyasası ve maliyetler konusunda düzenli analizler yapıyorsunuz. Bunların size geri dönüşleri nasıl oluyor? Aldığınız olumlu ya da olumsuz tepkilerden bahseder misiniz?

Olumlu geri dönüşler alıyoruz. Biz beklentilerimizi şirketlerle paylaşıyoruz. Onlar için öngördüğümüz maliyet avantajını da sunuyoruz. “Sizin enerji profil yapınıza göre, şu proseslerle ve şu süreçlerle size şu kadar bir maliyet avantajı sağlanabilir.” diyoruz. Sunduğumuz analizler gerçekleştiğinde bu olumlu yansıyor bize… Çünkü şirkette bir güven oluşturmuş oluyoruz. “Evet, Enexion bunu vaat etti ve bunu gerçekleştirdi.” deniliyor.

100 GWh’LİK TÜKETİMDE, 4 MİLYON TL MALİYET AVANTAJI

– Danışmanlık hizmeti verdiğiniz firmalarda enerji maliyetlerini ne oranda düşürebiliyorsunuz? Bu konuda verebileceğiniz dikkat çekici örnekler var mı?

Şöyle bir örnek verebilirim. “Enexion, 100 GWh tüketimi olan bir sanayi şirketi için yaklaşık 4 milyon TL maliyeti avantajı sağlıyor. Baktığınız zaman ciddi rakamlar bunlar.

– Enerji tüketimi çok yüksek olmayan firmalara da hizmet veriyor musunuz?

7 GWh ve üstü tüketimi olan firmalara maliyet avantajı sağlıyoruz. Daha düşük tüketimi olan firmalar için de şöyle bir şey kurduk; bizim şirketten biraz daha detaylı bahsedersem, Enexion’un Almanya, İsviçre ve Türkiye’de danışmanlık ofisi var ama Hindistan’da da bir IT ofisi var. Enexion Cocpit dediğimiz, şirketlerde enerji yönetimi sağlayan bir software… Aynı zamanda Hindistan, Almanya ve Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz bir projemiz daha var. Bu da bir enerji tedarik platformu… Burada biz daha küçük tüketicileri hedefliyoruz aslında. Yani Enexion’un direkt birebir danışmanlık hizmetiyle değil de bir platform üzerinden daha küçük sanayicilere, KOBİ’lere hizmet verebilecek bir platform. Burada ne yapıyoruz; hem doğalgaz hem elektrik kısmında şirketlerin tüketim profillerini ve tüketim verilerini girerek, karşı tarafta açık eksiltme yoluyla enerji tedariklerini sağlıyoruz. Kendi ulaşabileceklerinden daha fazla tedarikçiyle buluşturmayı hedefliyoruz bu platformda.

TÜRKİYE’DE SÖZLEŞMELER TEDARİKÇİYİ KORUYOR, TÜKETİCİYİ DEĞİL

Enerji tedarik sözleşmelerinin düzenlenmesinde de şirketlere yardımcı oluyoruz. Çünkü enerji tedarik sözleşmeleri Türkiye’deki örneklerde tamamen tedarikçiyi koruyan bir yapıya sahip… Biz enerji tedarik sözleşmelerinde simetrik sözleşmeler hazırlayarak tüketici olan şirketlerin de enerji sözleşmelerinde söz hakkı olmasını sağlıyoruz.

– Enerji maliyet yönetimi içinde enerji tasarrufu da var mı?

Tabi. Mesela kojenerasyon tesisi kurarak da enerji maliyetlerinde farklılık yaratabilir ve enerji piyasasındaki farklı haklara sahip olabilirsiniz. Bu da sizin enerji maliyetinizi düşüren bir etkendir. Direkt tedarik yönteminizi değiştirerek ya da enerji verimliliğiyle maliyet yönetimini sağlayabilirsiniz. Kilowat saat bazında miktar olarak düşürmekle de sağlayabilirsiniz. Bu konuda stratejik projeler dediğimiz birebir şirketin ihtiyacına uygun projelerle, şirketlere ne yapabileceğimizi sunuyoruz.

ALMANYA’DAKİ BİRİKİMİ TÜRKİYE’YE GETİRİYORUZ

Bizim benzerimiz danışman firmalar Avrupa’da çok var ama Türkiye’de bu alanda giriş yapmış ilk firmayız. Bu ihtiyaç piyasada arttığı sürece, sanayi tarafının enerji konusundaki bilinçlenmesi arttığı sürece enerji danışmanlık firmalarında da artış olacaktır.

Bizim avantajımız Almanya’daki bilgi birikimini Türkiye’ye getiriyoruz. Piyasanın gidişatını, Türkiye’deki gelişimi Almanya da zaten birebir takip ettiği için bir sonraki adımı ve piyasadaki ihtiyaçları daha önceden müşterilerimize belirtip ona göre önlem almalarını, aksiyon almalarını sağlayabiliyoruz.

EnexionSANAYİCİLERE ALTIN ÖĞÜTLER

– Önümüzdeki döneme ilişkin öngörüleriniz nelerdir? Neler tavsiye edersiniz sanayicilere…

2014-2015’e baktığınızda enerji fiyatları düşüktü. 2016 yılı itibariyle enerji fiyatları yükselmeye başladı. 2017 yılında enerji maliyetleri, 2016 yılına göre yaklaşık yüzde 24 artış gösterdi.. Biz bu artışın en azından geri gelmeyeceğini düşünüyoruz. Eskisi kadar enerji fiyatlarının düşük olmayacağını, fiyatların bu yüksek seviyelerde kalacağını düşünüyoruz. 2015 yılındaki düşük enerji fiyatları artık pek ulaşılabilir değil. Onun yanı sıra YEKDEM var. YEKDEM maliyeti de sanayici için bir girdi gibi oldu. Çünkü bu sanayicinin dolar bazlı ödediği bir şey… Dolardaki hareketlilik YEKDEM maliyetinin direkt artmasını ya da azalmasını sağlayan bir etken. Yenilenebilir kaynaklar arttıkça da bu YEKDEM maliyeti artıyor. Her sene değişiyor. 2017’de yüzde 15, YEKDEM kapasitesinde artış oldu. YEKDEM kısmında da hem dolar kaynaklı hem üretim kaynaklı bir düşüş beklemiyoruz. Sanayici artık enerji tedarikinde klasik yöntemlerden daha farklı tedarik yöntemlerine geçmeli. Enerji maliyetlerini düşürmek için şirketler bilinçli yol izlemeli ya da değişen piyasalardan daha az etkilenmek için önceden önlem almalı. Bunun için de piyasayı yakından takip etmeli. Ciddi riskler var ve bu riskler planlamadıkları zaman ciddi yansımalarını görüyorlar maalesef…

– Son olarak ilave etmek istediğiniz hususlar var mı?

Şunu bilmesi gerekiyor sanayicinin; enerji tedarik süreci, eskiden tedarik ettikleri kadar basit bir yapıda değil. Çünkü tedarikçi de bunu sürdüremiyor. Büyük sanayi şirketine verdiği fiyatın doğuracağı riski 12 ay boyunca yönetmesi için çok yüksek fiyatlardan enerji tedariki yapmalı. 12 aylık fiyatlar dediğiniz zaman çok ciddi riskler içeriyor. Bundan dolayı da sanayicilerin enerji maliyetlerini düşürebilmeleri için enerji tedarikinde yöntemleri değiştirerek, artık Avrupa’daki enerji tedarik yöntemlerine geçmeleri gerekiyor. Girdi maliyetlerinin kontrolü ve oradaki risklerin yönetilmesi sanayicinin birinci görevi aslında.

 

Share.

About Author

Leave A Reply

'