Firmalarda ‘emniyet’ bilinci artıyor

0
Proses Emniyet Sempozyumu’na ‘Altın Sponsor’ olan Rotork Türkiye’nin Genel Müdürü Onur Çelik, Basınçlı Kaplar Dergisi’nin sorularını cevapladı. Petrokimyada tank çiftliklerindeki akışkan kontrolünün önemine işaret eden Çelik, Türkiye’de proses emniyeti konusunda bir hassasiyetin oluştuğuna dikkat çekti. Sempozyuma ilginin de bunun sonucu olduğunu belirten Çelik, konuyla ilgili eğitim faaliyetlerinin artırılmasını istedi.

BASINÇLI KAPLAR DERGİSİ / ÖZEL RÖPORTAJ

RotorkGaz ve sıvı gibi akışkanların kontrolüne yönelik sistemlerde bir dünya devi olan Rotork, uluslararası pazarda aktüatör üretiminin de lideri. Dünya çapında hizmet verebilen üretim tesisleri, yerel ofis ağları ve acenteler ağı ile küresel pazara hakim olan Rotork, Basınçlı Kaplar sektörüne de akışkan kontrol ürünleriyle hizmet veriyor. Başta petrol, gaz ve kriyojenik akışkanların bulunduğu tank sahaları olmak üzere işletmeler için hayati önem taşıyan sistem ve ürünler imal ediyor.

Türkiye’de daha önce bir distribütör firma üzerinden temsil edilen Rotork, Şubat 2015 tarihinden sonra fiilen faaliyete başladı. Rotork Türkiye, eski temsilciliğindeki tecrübeli isimleri de bünyesine katarken, 2016 başında Tuzla’daki yeni yerleşkesine taşındı. Şirket 4 ana konuda ürün ve hizmet sağlıyor. Bunlar; ‘Elektrikli Aktüatörler’, ‘Akışkan kontrollü aktüatörler / Pnömatik, Hidrolik ve Gaz Hidrolik Aktüatörler’, ‘Dişli Kutuları’ ve ‘Enstrümantasyon Ürünler (Solenoid, Basınç regülatörleri, Limitsiviç kutuları, Pozisyonerler, Kablosuz bağlantı ekipmanları v.b.)’ olarak sıralanıyor.

Rotork Türkiye’nin Genel Müdürlüğünü ise Onur Çelik yürütüyor. Kontrol Medya’nın düzenlediği 1. Proses Emniyet Sempozyumu’nda Basınçlı Kaplar Dergisi’nin sorularını cevaplayan Çelik, şirketin ürün ve hizmetlerinden, Basınçlı Kaplar sektörüne hitabeden faaliyetlere kadar pek çok konuda önemli bilgiler aktardı. Sempozyumda yaptıkları sunumun hayati önemde olduğunu belirten Çelik, petrokimyada tank çiftliklerinin güvenliği konusunda farkındalık yaratmak istediklerinin altını çizdi. Tank sahalarında ESD Vana uygulamalarını anlatma fırsatını bulduklarını kaydeden Çelik, Türkiye’de proses emniyeti konusunda belli bir hassasiyetin oluştuğunu vurguladı. Sempozyuma olan ilginin de bunu gösterdiğini ifade eden Onur Çelik’in değerlendirmeleri özetle şöyle:

TANK SAHALARINDA ROTORK TECRÜBESİ

– Rotork Türkiye’nin Basınçlı Kaplar sektörüne yönelik faaliyetlerini anlatır mısınız? Sempozyumdaki sunumunuzun ana konusu da bu çerçevedeydi…

Basınçlı Kaplar’da bizim en çok önem verdiğimiz konulardan bir tanesi ‘tank çiftlikleri’dir. Rotork, petrokimyada tank çiftlikleri konusunda oldukça deneyimleri olan bir firma. Biz de bu deneyimlerimizi bugünkü sempozyumda (Proses Emniyet Sempozyumu) anlatma fırsatı bulduk. Özellikle bu konudaki uygulama örnekleri nelerdir ve bunun mevzuatla olan ilişkisi nedir, bunları mümkün olduğunca detaylı bir şekilde değerlendirmeye çalıştık.

Esasında sunumun esas konusu, tank çiftliklerinde ESD vana uygulamalarıydı. Dolayısıyla bizim burada anlatmaya çalıştığımız şey, bu tank çiftliklerinde ESD vanalarla ilgili ne tip uygulama örnekleri olduğu ve bunun Türkiye’deki mevzuatla ne şekilde uyum sağladığı… Aslına bakarsanız, tamamen farkındalık yaratmak istedik.

VANA UYGULAMALARI İNİSİYATİFLERE BIRAKILAMAZ

– ESD vana uygulamalarında dikkat edilmesi gereken en önemli husus otomasyon mu?

Burada önemli olan şey, bu işteki standardizasyon nedir? Yani, tank çiftlikleri ve bu ESD vanalardaki uygulamaların esas özü; herhangi bir insanın veya herhangi bir kişinin inisiyatifine bırakmaksızın oluşturulacak sistemlerdir. Bu sistemler proses otomasyonu içerisinde ne şekilde entegre olur ve ne şekilde uygulanır? Bunlar büyük önem taşıyor.

Tank çiftliklerinde sadece Rotork’un ne yaptığını değil, bu konuda hangi uygulama örnekleri olduğunu ortaya koymaya çalıştık. Açıkçası biz bu konuda uzman mühendislerle birlikte, sektörde bir bilinç oluşturmak istiyoruz. Proses güvenliği konusunda hangi uygulamalar yapılabilir ve bunlar hangi standardizasyon teknikleriyle uygulanabilir, onun üzerinde duruyoruz.

BİLİNCİ ARTIRMANIN YOLU EĞİTİMDEN GEÇİYOR

– Türkiye’de ‘Proses Emniyeti’ konusunda bir bilinç oluştu mu? Firmaların yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuda bir hassasiyet gözüküyor, bugünkü sempozyuma olan ilgi de bunun bir sonucu. Proses Emniyet Sempozyumu, çeşitli sektörlerden uzman mühendislerin katılımını içeriyor. Dolayısıyla ben bir hassasiyet olduğunu düşünüyorum ama henüz arzu edilen seviyede değil maalesef. Tabi bu zaman alacak bir süreç. Bu konuda ne yapmak lazım? Sürekli olarak mühendis arkadaşları eğitmek gerekiyor. Başka şekilde olmaz. Bizim de üzerimize düşen ana görevlerden bir tanesi bu… Yani biz ana firmalar olarak, mümkün olduğunca hem eğitimle hem yaptığımız projelerle hem de referanslarımızla bu konudaki farkındalığı arttırmak istiyoruz.

– Katılım ve içerik itibariyle Proses Emniyet Sempozyumu’nu nasıl buldunuz?

Genel itibariyle olumlu buluyorum. Zaten biz bu organizasyonun sponsorlarından bir tanesiyiz. Buna inandığımız için sponsor olduk. Umarım sempozyumun sonunda güzel sonuçlarla ayrılırız. Firma olarak demiyorum, gerçekten amaçlamış olduğumuz farkındalığı sektörde yaratabiliriz. Eğer bunu başarabilirsek istediğimiz sonucu elde etmiş oluruz.

‘PROSES EMNİYETİ’NDE SÖZ SAHİBİ FİRMALAR BURADA

– ‘Sempozyum, proses emniyeti konusunu teorikten pratiğe dönüştürdü’ şeklinde değerlendirmeler yapılıyor. Buna katılıyor musunuz?

Katılıyorum. Ben aslında bu sempozyumun zaten bir akademik sempozyum olmasından ziyade daha uygulama odaklı olması gerektiğini düşünüyordum. Bu konuda da başarıya ulaştığını görüyorum. En önemli başarı özellikle, bu sempozyuma katılan firmaların kalitesiyle ilgili… Firma katılımına baktığınız zaman, proses otomasyon sektöründe, kontrol sektöründe gerçekten söz sahibi olan firmaların bu sempozyuma katıldığını görüyorsunuz. Bu firmalar uygulama örneklerini de burada göstermiş durumdalar. Dolayısıyla bence bu sonuç anlamında yeterli… Bir de şu var; buraya gelen insanlara, bu işi sıkmadan da anlatmanız gerekiyor. O yüzden uygulama odaklı olması bu anlamda önemli. Eğer sadece akademik bir çerçeve içerisinde bu sunulmuş olsaydı bence istenilen hedefe ulaşamazdı. Dolayısıyla ben her açıdan olumlu buluyorum.

AktüatörAKTÜATÖR

Aktüatör, bir mekanizmayı veya sistemi kontrol eden veya hareket ettiren bir tür motor olarak tanımlanıyor. Bu motor bir enerji kaynağı tarafından çalıştırılıyor. Bu kaynak genellikle elektrik akımı, hidrolik akışkan basıncı veya pnömatik basınç oluyor. Bu, bazı tür hareketlerle enerjiye dönüşüyor. Aktüatörler 2 ana grupta toplanıyor.

Hidrolik ve Pnömatik Aktüatörler: Basınçlandırılmış akışkanın, mekanik özelliklerini, davranışlarını, kuvvet iletiminde kullanılmasını, akışkanın hareket ve kontrolünü inceleyen bilime hidrolik ya da pnömatik deniyor. Hidrolikte enerji iletimini yağ ve su gibi daha yoğun akışkanlar gerçekleştirirken pnömatikte kullanılan akışkan cinsini hava teşkil ediyor.

Elektriksel Aktüatörler: Bir enerji türünü kullanarak mekanik enerji elde edilmesini içeriyor. Basit bir elektrik motoru temelde manyetik alan değişimlerinden faydalanarak çalışıyor.

Share.

About Author

Leave A Reply

'