GEÇTİ BOR’UN PAZARI… | İlker TAN

0

Geçtiğimiz Kasım ayında maden sektörü alanında, İstanbul’da iki yılda bir düzenlenen bir fuar daha gerçekleşti, Maden Türkiye 2016…

Maden sektörünün çalışanları, Anadolu’nun dört bir yanından İstanbul’a geldiler. İstanbul’a varır varmaz ayaklarının tozuyla bir 70 kilometre daha Avrupa’ya doğru gittiler. “Aman canım! İstanbul’a vardıktan sonra 70 kilometre ne olacak?” demeyin, bu yetmiş kilometre 3-4 saat sürüyor.

Bu fuarı maden sektörü çalışanlarının yanı sıra; çoluk, çocuk, belediyeci, müteahhit kardeşlerimiz de gezme imkanı buldu. Neden mi? Aynı tarihlerde, birbirine komşu olan salonlarda, Maden Fuarı’nın yanı sıra Kentsel Dekorasyon Fuarı ile Kauçuk Endüstri Fuarı da düzenlendi. Ne de olsa birbirlerine iç içe geçmiş sektörler ya???!!!… Birine gelen diğerini de gezip yararlandı. Düşünün bir; Sondaj makineleri ve ekskavatörlerin arasından geçerken; yan salonda karşınıza çocuk parkları, salıncaklar, kaydıraklar çıkıyor. Az ötesinde şırıl şırıl akan bir şadırvan…

FUARIN ZAMANI

Hadi İstanbul’un  en ucunda,  şehrin merkezine kilometrelerce uzakta fuar düzenliyorsun, onu anlarım… Neticede fuar alanı burada kurulu. Ama neden Anadolu’nun en ücra bölgelerinde yer alan maden sektörü çalışanlarının kilometrelerce yol kat ederek geldikleri bu fuarı mevsimin limonata gibi olduğu bir zaman düzenlemiyorsun? Bunu hiç anlamıyorum!…

İKRAMLAR

Bir de şu fuarlarda neden alkol ikram edilir? Bunu anlamıyorum! Alkole karşı olduğum için filan değil. Yahu kardeşim! Fuarda bir çeşit iş yeri değil mi? Sen iş yerinde; patron, işçi, müşteri cümbür cemaat içki mi içiyorsun? Hani belki benim henüz bilmediğim bir fonksiyonu vardır? Ne de olsa şehir trafiği ile boğuşarak saatlerini İstanbul’un yağışlı, soğuk, kalabalık, puslu mevsiminde tüketerek fuara gelenlerin, yaralarına merhem misali.

KATILIM

Benim gözlemlerime göre fuara ziyaretçi katılımı olması gerekenin fazlasıyla altındaydı. Burada ön planda kimi sorumlu tutmak lazım? Fuarı düzenleyen organizasyon firmasını mı yoksa fuara katılan firmaları mı? Acaba daha çekici bir mevsimde bu fuarı düzenleseler, ziyaretçi katılımı daha çekici olur muydu?

Benim burada sözünü ettiğim, stantları gezen insanların sayısının azlığı ya da çokluğu değil. Katılanların arasında; firmaların sahiplerinin, yönetim kurulu üyelerinin, başkanlarının, genel müdür, genel müdür yardımcılarının fuara katılımlarının benim gönlümün istediği gibi olmaması…

Maden sahiplerinin ve yöneticilerinin çalışanlarına fuarlara katılmayı bir ödülden ziyade, bir görev olarak yükleyeceği bir anlayıştan söz ediyorum.

Belki de aynı tarihlerde, aynı yerde fuar düzenledikleri komşu sanayiler konusunda daha seçici olunmalı.

Sektöre fuar ile ilgili duyuru yapılıyor da, sektörün fuara duyarlılığını artırmak adına bir şeyler yapılıyor mu?

Acaba bu fuara katılımı belirleyen bir önceki fuarın performansı mı?

FİRMALAR

Bir de fuara katılan firmaların rolü var.

Fuara katılan firma önce bu fuardan tam olarak ne istediğini bilmeli. “Bu fuarda ne başarmak istiyorum?” sorusunu sorarak başlamalı işe. Yeni müşterilerle tanışmak mı amaç yoksa farkındalık yaratmak, müşteri ilişkileri veya pazar liderliğini mi korumak? Yeni bir ürünün tanıtımını yapmak mı hedeflenen?

TAVIRLAR

Fuarlarda gözlemlediğim birçok firma personeli bir masanın arkasında oturuyor. Oysa bu yapılması gereken en son davranış. Bir masanız varsa bile, itin şu masayı duvar kenarına, kalkın ayağa, ön plana çıkın, ziyaretçinin yanında yer alın… Müşterinize oturarak yakalanmayın. Şirketiniz bu fuar ve çok kısa bir süre için büyük paralar ödüyor. Dinlenmek için çok pahalı bir zaman ve mekân değil mi?

Herkes medyayı kullanmaktan söz eder. Bana kalırsa yüz yüze görüşmeden daha iyisi yoktur. Bir fuar; yüz yüze görüşmeler yapmak için, bir alanda, birçok mevcut ve potansiyel müşteri edinmek için en iyi fırsattır. Yüz yüze görüşmelerin hemen ardından telefon ile aramalar, e-postalar, sosyal medya mesajları bu fuarın etkisini tabi ki artıracaktır.

Stantlar ziyaretçiyi davet etmeli. Bizim fuarlarda yapılan en büyük hatalardan birisi de alanı mobilya ve envanterlerle doldurmaktır. Sözüm, deposunu fuara taşıyanlara. Pazar yeri gibi sıkış tıkış bir fuar alanı ne göze ne gönüle hitap etmez.

Sözlerim bazılarının canını yakar mı bilmem! Eğer öyleyse de… Ne diyelim?!

Altın olmak için önce yanmak gerek.

Bir gram altın için, tonlarca cevherden ayrılmak gerek.

Share.

About Author

Leave A Reply

'