Geleceğin fabrikaları mekatronik mühendislerinin elinde

0
Mekatronik mühendisleri, endüstride son yılların en çok aranan meslek grubunu oluşturuyor. Dijital teknolojiler, Endüstri 4.0 uygulamaları onlara olan ihtiyacı artırmış durumda. Mekatronik Mühendisleri Derneği MEKMUHDER’in Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Yasin Adıgüzel, bu ilgiyi sanayideki dijital dönüşüme bağlıyor. Kontrol Dünyası Dergisi’nin sorularını cevaplayan Adıgüzel, Endüstri 4.0’ın tam merkezinde olduklarını, sanayinin geleceğini ellerinde tuttuklarını vurguluyor. İhraç edilebilecek, katma değeri yüksek ürünlerin yolunun da mekatronik mühendislerinden geçtiğine dikkat çeken Adıgüzel, bu kadar önemli bir konumda bulunan meslek grubunun eğitimi ve gelişimi için destek olunmasını istiyor.

KONTROL DÜNYASI / ÖZEL RÖPORTAJ

Sanayide hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Dijital teknolojiler, robotik otomasyon, yapay zeka teknolojileri vb. uygulamalar firmaların üretim süreçlerini değiştiriyor. Bu kapsamda Türkiye, Endüstri 4.0’a geçmeye çalışırken dünya Endüstri 5.0’ı konuşuyor. Sanayiciler geleceğin fabrikalarını kurmanın derdine düşerken onların imdadına ise mekatronik mühendisleri yetişiyor.

Geçmişte büyük rağbet gören makine mühendislerinin, elektrik-elektronik mühendislerinin hatta bilgisayar mühendislerinin yerini artık bütün bu bilgileri bir araya getiren mekatronik mühendisleri almış durumda. Mühendislik eğitimi artık onların etrafında şekilleniyor. Sayıları giderek artan mekatronik mühendisleri de, hem kendi sorunlarını hem sanayinin sorunlarını çözebilmek için sivil platformlar kuruyor. Türkiye’de söz konusu inisiyatifin oldukça başarılı bir örneği var. Mekatronik Mühendisleri Derneği (MEKMUHDER) 3 yıl gibi kısa bir sürede Türkiye geneline yayılmayı başardı. Gerek şirketler, gerek üniversiteler gerekse kamu kuruluşları düzeyinde önemli bir yer edindi.

Bu alanda halen ilk ve tek ‘STK’ olma özelliğini koruyan MEKMUHDER’in Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Yasin Adıgüzel, Kontrol Dünyası Dergisi’ne yaşanan sürecin fotoğrafını çekti. Sanayinin sorunlarına çözüm önerileri getirirken, Endüstri 4.0’ın tam merkezinde olduklarını, sanayinin geleceğini ellerinde tuttuklarını anlattı. Derneğin kuruluş sürecinden robot teknolojilerine, mekatroniğin doğuşundan mühendislik eğitimine kadar pek çok konuda önemli bilgiler aktaran Adıgüzel’in sorularımıza cevaben yaptığı değerlendirmeler özetle şöyle:

– Derneğinizin kuruluş sürecini anlatır mısınız? Çalışmalar ne zaman ve nasıl başladı?

2010 yılında tamamen gönüllülük esaslı olarak ‘mekatronikmühendisligi.com’ internet sitemizi kurduk. Bu blog sitemizde başlangıçta amacımız;  kendimizi mekatronik alanında geliştirip diğer mekatronik mühendisi arkadaşlara bir platform üzerinden yardımcı olmaktı, paylaşımlar yapmaktı. Yabancı metinleri Türkçeleştirip onlara dünyada mekatronik, robotik ve otomasyon alanıyla alakalı neler oluyor, anlatmaktı. Türkiye’deki meslektaşlarımızı bilgilendirmeyi hedefledik. Aynı şekilde ders notlarıyla da, meslektaşlarımızın okuduğu üniversitelerde daha çok faaliyetlerde bulunması için onlara bir aracı görevi gördük. Ardından, “forum.mekatronikmühendisligi.com”u kurduk. Bu da bizim forum tarafımız. Burada bugüne kadar 31 bin üyeye ulaştık. Platform genel olarak blog ve forum olarak ikiye ayrılmış durumda. Blog ve forum tarafında toplamda 4 milyon sayfa görüntülenmesini geçmiş durumdayız. Bugüne kadar 1.2 milyon kişi internet sitemizi ziyaret etti. Orada 344 yazı paylaşıldı. Bununla beraber sosyal medya hesaplarımızda Facebook’ta 70 bini geçtik. İnstagram’da 65 bini geçtik. Tam olarak mekatronik mühendislerinin merkezi olduk. Ve yaptığımız bu çalışmaların neticesini aldık. 2016 yılında Türkiye’deki tüm mühendislikler arasında en çok tercih edilen ‘Mekatronik Mühendisliği’ olmuştur. Yaptığımız bu faaliyetlerimizin tercih oranlarını nasıl etkilediğini görmüş olduk.

MEKATRONİK MÜHENDİSLİĞİNDE İLK PLATFORM

– Sizin dışınızda bu alanda başka platformlar var mı?

Türkiye’nin ilk ve tek platformunu biz kurduk 2010 yılında… Daha sonra birkaç platform kuruldu ama aktivitelerini yürütemedikleri için onlar kapattı. Şu an platform olarak tekiz. Dernek olarak da 2016 yılında mekatronik konusuyla alakalı Türkiye’de ilk ve tek kurulan derneğiz. Halen bu özelliğimizi koruyoruz.

– Ne kadar üyeniz var?

Şu an Türkiye çapında 423 tane üyemiz var. Neden az üyeniz var dediğinizi duyar gibiyim. Malum ülkemizde yaşanan sorunlardan dolayı derneğimize üye alırken çok dikkatli olmaya çalışıyoruz. Mekatronik Mühendisleri Derneği olarak 2016 yılında 9 kurucu yönetim kurulu üyesiyle bir araya gelerek derneğimizi kurduk. Bunlar içinde ben Karabük Üniversitesi’nden mezunum. Derneğimizin sadece bir şehre veya bir üniversiteye mal olmaması, ulusal bazda çalışmalar yapması amacıyla çok farklı üniversitelerden arkadaşlarımızı bir araya getirdik. 9 kişilik yönetim kurulunda Marmara Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Karabük Üniversitesi, Gedik Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Cumhuriyet Üniversitesi gibi farklı üniversitelerden arkadaşlar var. Bu kişiler içinde 2 değerli hocamız Prof. Dr. Nihat Akkuş hocamız ve Prof. Dr. Şahin Yıldırım hocamız bulunuyor. Sn. Nihat hocamız Marmara Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölüm Başkanlığına devam ediyor. Sn. Şahin hocam Erciyes Üniversitesi Mekatronik Mühendisliği Bölüm Başkanlığına devam ediyor. Kurulduğumuz yıl, toplamda 38 tane faaliyet gerçekleştirdik. 2016 yılında 38, 2017’de 65, 2018’de 159 faaliyet yaptık. Son 3 yılda faaliyetlerimizi %400’ü aşkın arttırdık. Yine eğitim konusunda meslektaşlarımızın gelişimi için 2016 yılında 3 eğitim, 2018’de 31 eğitimle eğitim sayımızı 10 kat arttırmış bulunmaktayız.

– Bunlar ne tür faaliyetler?

Fuarlara katılım sağlayarak, stant açarak yaptığımız, derneğimizi tanıttığımız faaliyetler var. Firma ziyaretleri, bakanlık düzeyinde kurum ziyaretleri gerçekleştirdik. Birçok üniversitede hocalarımızı ziyaret ettik. Bugüne kadar 62 tane eğitim düzenledik. Bunları Mercedes Benz, Festo, Fanuc, SMS Türkiye, Omron Türkiye, Marmara Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi gibi üniversitelerimizin çatısı altında, hem hocalarımızın hem firmaların desteğiyle beraber gerçekleştirdik. Temel robotik eğitimlerine ağırlık verdik. Orta seviye robot kolu kodlama eğitimleri, temel PLC eğitimleri düzenledik. Bunlar meslektaşlarımıza fayda sağlayacak eğitimlerdi. Eğitimlerimiz ücretli ve ücretsiz olarak faal halde devam ediyor. Ücretsiz eğitimlerimiz herkesin katılabileceği eğitimlerdir. Üyelerimize öncelik tanıyoruz. Ücretli eğitimlerimiz var. Örneğin; 3 bin TL’lik eğitimi üyelerimize 300 TL’ye sağladık. Yine büyük bir araç firmasının 18 bin TL’lik temel robot kolu programlama eğitimini üyelerimiz bin TL. karşılığında aldı. Bununla birlikte kariyer faaliyetlerimiz var. Arkadaşlarımıza 50’ye yakın iş ilanı paylaştık. 78 kişiyi staja yerleştirdik. Arkadaşlarımız halen sahadalar; örneğin Win Otomasyon Fuarı’nda firmaları geziyorlar. Bugüne kadar 50’yi geçkin firmayla ortak çalışmalarda bulunduk. Bunlar; kariyer, eğitim, staj gibi farklı konularla alakalı faaliyetler… Kendi kurumsal üyelerimizi 16 üniversiteye konferansa götürdük. Yeni firmalarla tanışmak ve onlarla da faaliyetler düzenlemek istiyoruz.

“Dünyadaki ihracat verilerine baktığınızda kilogram başına ihracat rakamları şöyle: Japonya’da çıkan bir ürünün 1 kilogramı 3.89 dolar. Türkiye’den çıkan bir ürünün kilogram başı fiyatı 1.36 dolar… Bu, Japonya ile aramızda 3 katı katma değer farkı var demek, Türkiye’de mühendislik tam anlamıyla sahada uygulanmıyor demek… Yeteri kadar katma değerli ürün çıkartamıyoruz. Sanayimiz ağırlıkla piyasada çok fazla kullanılan “montaj sanayisi”yiz. Dört yıl birçok projelerle mücadele ederek mezun olan mühendislerimizi Ar-Ge’de değerlendireceğimize belge dökümante ve sahada kronometreyle işçinin üretim süresini tutturuyoruz. Gerçi Endüstri 4.0 devrimiyle bu süreç de tarih olacak ve mühendisler eskiye göre daha değerli olacaklar.”

“Dünyadaki ihracat verilerine baktığınızda kilogram başına ihracat rakamları şöyle: Japonya’da çıkan bir ürünün 1 kilogramı 3.89 dolar. Türkiye’den çıkan bir ürünün kilogram başı fiyatı 1.36 dolar… Bu, Japonya ile aramızda 3 katı katma değer farkı var demek, Türkiye’de mühendislik tam anlamıyla sahada uygulanmıyor demek… Yeteri kadar katma değerli ürün çıkartamıyoruz. Sanayimiz ağırlıkla piyasada çok fazla kullanılan “montaj sanayisi”yiz. Dört yıl birçok projelerle mücadele ederek mezun olan mühendislerimizi Ar-Ge’de değerlendireceğimize belge dökümante ve sahada kronometreyle işçinin üretim süresini tutturuyoruz. Gerçi Endüstri 4.0 devrimiyle bu süreç de tarih olacak ve mühendisler eskiye göre daha değerli olacaklar.”

25 ÜNİVERSİTEDE 71 TEMSİLCİ

– Dernek faaliyetlerinizin büyük bölümü üniversitelerin bünyesinde mi yürütülüyor?

Şu an Türkiye’de 35 üniversitede Mekatronik Mühendisliği var. Bunların 25’inde 71 temsilcimiz bulunmakta. Derneğimizin 16 ayrı birimi var, bunlardan 8’i normal rutin işleyen Üyelik Birimi, Kurumlar-STK’lar birimi, Kurumsal İletişim Birimi, Proje Birimi, Bilgi İşlem Birimi gibi… 3 tane komisyonumuz var; Kadın Komisyonu, Eğitim Komisyonu ve Üniversite Temsilciliği Komisyonu… Bu komisyon içinde güncel trend olan robotik kodlama (STEM) eğitimleri için çalışma grubu kurduk. Bununla birlikte İstanbul, Ankara, İzmir ve Konya olmak üzere 4 il temsilciliğimiz var. Genel Merkezimiz İstanbul, Şişli’de… İstanbul’da başlattığımız faaliyetleri Türkiye’nin her tarafına yayabilmek amacıyla hızlı bir şekilde çalışmalarımızı genişletiyoruz.

– Mekatronik alanındaki gelişme süreci son yıllarda hız kazandı değil mi? Eskiden mekatronik bu kadar bilinir ve yaygın değildi.

2010’da ben Mekatronik Mühendisliğini kazandım. O zaman Türkiye’de 7 üniversitede Mekatronik Mühendisliği vardı. Şu an 35 üniversitede var. Yani geçtiğimiz 9 yılda yüzde 500 artmış. Her geçen gün de artarak teknoloji üreten bir ülke olma yolunda bizler de üzerimize düşen görevi üstleneceğiz.

ÜRETEBİLECEKLERİNİN SINIRI YOK

– Bu ilginin sebebi nedir?

Mekatronik, mekanik ve elektronik kelimelerinin uygun bir şekilde birleştirilmesinden oluşmuştur ve ilk kez 1969 yılında Japon Yasukawa Elektrik Şirketi’nden bir mühendis makine ve elektronik mühendisliği alanlarının birleşmesi anlamında “mekatronik” kelimesini kullanmıştır. Mekatronik kelimesi aynı zamanda Avrupa Kıtası’nda da yıllardır kullanılmaktadır. Her ne kadar Amerika ve İngiltere’de ayrı bir çalışma ve uygulama alanı olarak kabulü yavaş gerçekleşse de, lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde açılmakta olan ders sayısındaki artış, mekatroniğin bütün dünyada ayrı bir disiplin olarak kabul edildiğinin bir göstergesidir. Mekatronik, makine, elektronik, yazılım ve kontrol mühendisliğine dayanan, çok kontrollü bir mühendislik dalıdır. Gelişen teknolojiye bağlı olarak birçok alan ve sektörle bağlantılı olan mekatronik hemen her evin içinde kullanılan elektronik cihazların üretiminde kullanılmaktadır.

Günümüzde yaygın olarak kullanılan CNC makineler, gece görüş sistemleri, mayın tarama robotları, otomatik stoklama sistemleri, fotoğraf makineleri, videolar, bankamatikler gibi sistemler ve ürünler birer mekatronik sistemlerdir.

İnsansı ve insansız robotlar, cep telefonu, ATM’ler, uçaklar bile bir mekatronik sistemdir aslında. Uzay mekikleri dahil, içinde mekanik, elektronik ve yazılım olan her şey… Şu an araçların üzerinde mekatronik uygulamalar ve projeler geliştiriyorlar. Araç yolda giderken, ön camdaki sensörden aldığı yağmurun yağma hızı verisine göre sileceğin çalışma hızını otomatik belirleyen araçlardaki bu sistem de bir mekatronik teknolojisidir.

Şu anda Win Otomasyon Fuarı’ndayız ve bu bir mekatronik fuarıdır. Görüştüğümüz gerek hocalarımız gerek firma temsilcileri mekatroniğin ne kadar değerli olduğunu söylüyor. Festo firmasının genel müdürüyle toplantı yaptık; “Biz önümüzdeki 10 yıl içinde tamamen mekatronik alanına odaklanacağız, bu alanda faaliyetlerimizi arttıracağız” dedi. Bize her konuda destek oluyorlar. Diğer firmaların da meslektaşlarımızın gelişimine destek olmasını bekliyoruz.

MEKATRONİK, ENDÜSTRİ 4.0’IN TAM MERKEZİNDE

– ‘Mekatronik’, Endüstri 4.0 uygulamalarının neresinde?

Endüstri 4.0 üzerine Türkiye’de ilk tez yazanlar arasındayım. Bunun çok farklı alt başlıkları var. Siber fiziksel ağlar var, ‘bulut’lar var, ‘bigdata’lar var ve benzeri konular var. Biz direkt bu işin endüstriyel tarafıyla ilgileniyoruz. Endüstri 4.0’da, sahadaki insanların tamamının çıkarılması hedefleniyor. Tabi bunların işsiz bırakılması değil. Onların daha nitelikli, daha vasıflı çalışmalar yapmasını planlıyoruz. Bir insana bir yerde akşama kadar al-bırak işlemi yaptırmak hiç doğru değil. Endüstri 4.0’da sahanın tamamı makinelerle, robotik sistemlerle, arıza vermediği sürece bir insana gerek kalmadan tamamen kapalı çevirim içerisinde üretim sağlanacak alanlara dönecek. Bu ne demek? Orada yine mekanik, elektronik ve yazılımın hepsi birbiriyle haberleşip, eş zamanlı, doğru bir protokol içinde, birbiriyle çakışma yapmadan, doğru bir haberleşmeyle doğru bir üretim süreci modellenecek. O yüzden biz direkt olayın tam merkezindeyiz. Bunu bütün dünya söylüyor.

TÜBİTAK, 2023 hedeflerinde en çok gelişecek 8 alan içerisinde ‘mekatronik’i 1 numaraya koydu. 2016 yılında Türkiye’deki üniversitelerde mühendislik tercihleri sıralamasında mekatronik mühendisliği 1 numarada çıktı. Makine mühendisi arkadaşlarımla görüşüyorum. Hepsi şu an bir yandan PLC programlama ve otomasyon, bir yandan yazılım kodlamayı öğrenmeye çalışıyorlar. Biz bunların tamamını öğrenerek okuldan mezun olduk. Elektronik kart dizaynı, mekanik tasarımlar, bir fabrikanın ihtiyacı olacak tüm yazılımlarla alakalı eğitimler aldık. Tabi ki, profesyonel olarak okuldan mezun olmuyoruz. Ama zaman içerisinde tecrübemiz artacak. Tam olarak Endüstri 4.0’ın alt yapısını karşılayabilecek, direkt sisteme entegre olabilecek ve sistemi zaman içerisinde ayağa kaldırıp onun kontrolünü sağlayabilecek bilgiye de sahibiz.

TÜRKİYE’NİN ORTALAMASI ENDÜSTRİ 2.5

– Endüstride robotik uygulamaların giderek yaygınlaştığını söyleyebilir miyiz?

Tabi ki… CNC üretim yapan veya plastik enjeksiyonlu üretim yapan firmaların hepsi mutlaka bir robot alıp yavaş yavaş firmasını Endüstri 2.5’a adapte ediyor. Bu arada Türkiye’nin ortalaması Endüstri 2.5 diye söyleniyor. Ben de birçok firmayı ziyaret ettim, baktığımda gerçekten 2.5 olduğumuza inanmaya başladım. Ama giderek sanayimiz evrilmeye devam ediyor.

Türkiye’de kullanılan robot sayısı 31 bin deniyor. 2015’te dünyada 11 milyar dolarlık olan robot kol sektörünün 2025’te 70 milyar dolara çıkacağı varsayılıyor. Yani alan genişliyor, gelişiyor ve bizlere ihtiyaç olacak. Endüstri 4.0 mekatronik mühendisleriyle beraber gerçekleştirilecek. Bizler de bu devrimin hem öncüsü, hem destekçisi olmak istiyoruz hem de kendi girişimini yapmak ve teknoloji ihracatı yapmak isteyen mekatronik mühendislerine destek olmak istiyoruz. Ben bu konuya Türkiye açısından dünün müteahhitleri bugünün girişimci mühendisleri olacak diye bakıyorum. Ülkemizin politikalarıyla müteahhitlere çok fazla destek olundu. Müteahhitler artık bizi arıyor, ‘Var mı projeniz, bize proje gönderin’ diyor.

ENDÜSTRİ 4.0’A GEÇECEĞİM DİYEN FİRMADA MUTLAKA MEKATRONİK MÜHENDİSLERİ OLACAK

‘Mekatronik’i uzay sanayisinde, savunma sanayisinde ve endüstrinin birçok alanında gösterebiliriz. Savunma sanayinde üretilen İHA mekatroniğin belki en güzel örneklerinden bir tanesidir. Otonom kontrol, yapay zeka bunların tamamı bizim alanımız. Endüstri 4.0’a geçeceğim diyen bir firmanın içinde mutlaka mekatronik mühendisleri olacak. Firmalarda mekatronik mühendisleri proje liderliği yapar. Bir projeyi başlattığınızda bir taraf yazılımı, bir taraf elektroniği, bir taraf da mekaniği yaptığında bu 3 kişinin aynı dili konuşması için bir mekatronik mühendisine ihtiyaç vardır. Bunu bizzat tecrübe ettim. Ben 2 yıl boyunca bir şirketin Ar-Ge merkezinde Ar-Ge Mühendisi ve proje lideri olarak çalıştım. Orada da bana bir mekanik projeyi verdiklerinde, mekanik çizimin ne kadar hatası olduğunu, elektronik sistemde ne kadar sorunlar olduğunu, yazılımda ne kadar aksamalar olduğunu tespit edip sorunu tamamen çözebilecek bir yeteneğe sahip olduğumuzu test ederek görmüş oldum.

– Ulaşmak istediğiniz nokta neresidir?

Türkiye’de mekatronik mühendislerinin tek bir dernek çatısı altında bir olup taleplerimizi hem devlet bazında hem uluslar arası platformlarda iletmek… Bu, üyelerimiz açısından düşündüğümüz bir hedef. Genel anlamda hedefimiz ise Türkiye’de Endüstri 4.0’a tam olarak geçilmesi için gereken tüm altyapıyı sağlamaktır. Tüm sistem süreçlerini takip etmek ve destek olmak, yerli ve milli teknolojiye katkı sunmak istiyoruz.

Mekatronik Mühendisleri Derneği (MEKMUHDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Yasin Adıgüzel

Mekatronik Mühendisleri Derneği (MEKMUHDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Yasin Adıgüzel

ROBOT FEDERASYONU KURACAĞIZ

– Eğitim çalışmaları sırasında özel sektörden destek aldığınızı söylediniz. Kamu tarafından destek görüyor musunuz?

Robotik kodlama eğitimleriyle ilgili STEM Çalışma Grubu kurduk. Nisan ayının ilk haftasında Milli Eğitim Bakanlığı’nın Yenilenebilir Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü’nde bir toplantı yapacağız. Robotik kodlama konusunda bakanlığımızdan bir destek almayı umuyoruz. İlerleyen süreçlerde Türkiye Robot Fedarasyonu kurmak gibi bir niyetimiz ve girişimimiz var. Bunun araştırmasını da yapıyoruz. Dünya geneline baktığımızda; Almanya’da Uluslararası Robot Fedarasyonu var, 1987’te kurulmuş. Japonya’da Robot Derneği 1971’lerde kurulmuş. Amerika’da kurulan Robot Entegratörleri ve Robot Üreticileri Derneği 1974’larda kurulmuş. Türkiye’de bu konuyla alakalı çalışma yapan dernek yok. Bunun için çok çalışacağız, robot sektöründe ülkemizi çok farklı noktalara taşıyacağımıza eminiz, bunun için bugüne kadarki enerjimizle robot federasyonunda da çalışmaya devam edeceğiz. Şuan araştırma sürecindeyiz. En kısa süre içinde süreci tamamlayacağız.

1 APPLE 224 TANE ASELSAN DEMEK

Türkiye’deki gelişmeleri kıyaslamak için bazı verileri paylaşmak istiyorum: Aselsan’ın piyasa değeri ile Apple’ın piyasa değeri arasındaki farkları kısaca bahsetmek isterim. Amerikan Borsası’nda Apple 1 trilyon doları aştı. Aselsan’ın piyasa değeri 5.9 milyar dolar yapıyor. Bu ne demek? Bir Apple 224 tane Aselsan demek.

Dünyadaki ihracat verilerine baktığınızda bir kilogram başına ihracat rakamları şöyle: Japonya’da çıkan bir ürünün 1 kilogramı 3.89 dolar. Türkiye’den çıkan bir ürünün kilogram başı fiyatı 1.36 dolar… Bu, Japonya ile aramızda 3 katı katma değer farkı var demek, Türkiye’de mühendislik tam anlamıyla sahada uygulanmıyor demek… Tam anlamıyla katma değerli ürün çıkartamıyoruz. Biz montaj sanayisiyiz. Mühendisleri alıyoruz akşama kadar sadece kronometre ile üretim mühendisi dediğimiz kişilere saniye saydırıyoruz. O insanlar ne eğitimler alıp oralara geliyorlar ve bunu yapıyorlar. Buna gerek yok. Endüstri 4.0’da ne mühendislerin saniye saymasına gerek var ne de insanların akşama kadar aynı şeyi yapıp bel ağrısı, baş ağrısı çekmesine… İnsanların vasıfsız olarak sürekli ömür boyu sürünmesine gerek yok. Artık herkesi vasıflı hale getirmek en büyük amacımız olmalı.

– Sanayinin sıkıntılarını anlattınız. Bu çerçevede çözüm önerileriniz nelerdir?

Mühendislere değer vermemiz, onlara yatırım yapmamız lazım. Ben bunu gittiğim her yerde anlatıyorum. Türkiye’de evet bir eğitim modeli var. Şu an 205 tane üniversitemiz var ve her yerde birçok makine mühendisi, elektrik-elektronik mühendisi, bilgisayar mühendisi, mekatronik mühendisi yetişiyor. Şu anda Türkiye’de mekatronik mühendisliğinde öğrenci ve mezun olarak toplam sayı 16 bin 487.

Asıl sıkıntı şu; bu mühendisler yetişiyor ve bunlar için özel bir eğitim ve özel bir uygulama yapacakları yer, çok fazla yok. Üniversitelerde uygulama atölyelerimiz var. Doğru ama oradaki hocalarımızı da oradaki durumu da çok iyi biliyoruz. Onların kendi akademik yoğunlukları, kendi faaliyetleri ders yoğunlukları var ve istedikleri verimde olamayabiliyor. Bize yakarıyorlar; çok fazla öğrenci alıyoruz ve bu yüzden isteğimiz verimde mühendisler çıkartamıyoruz diyorlar. Bunun için bir merkez kurup okuldan mezun olan öğrencilerimize uygulama yaptırabiliriz veya onları bir staj sürecine alabiliriz. Belki bir yıl bunun maaşını devlet karşılayabilir. Burada onlara elektronik kart dizayn, yazılım, mekanik tasarım konusuyla alakalı en azından direkt piyasaya entegre olabilecek, çıktığında ben bu projelerin tasarımını yaptım, yazılımı yaptım diyecek seviyede pratik eğitim verebiliriz. Bir mühendis okuldan mezun olduktan sonra önüne birçok engel koyuyoruz. Askerliğini yapsın, İngilizce’yi öğrensin tamam ama tutup bu sefer, bir şey bilmiyorsun, diyoruz. O zaman sorun nerede? Hocalar öğrenci çok fazla, ben yetiştiremiyorum diyor. Şu anda Türkiye’de birçok mühendis işsiz… Hipermarketlere gidip asgari ücretle çalışmayı seçenler var.

Japonya’da ilkokul çağındaki çocuklara yaptırılan, Sumo robotlarını biz burada üniversite öğrencilerine yaptırıyoruz. İngiltere’de Arduino kartlar ilkokul öğrencilerine proje olarak yaptırılırken biz mühendislik öğrencilerine yaptırıyoruz. Nasıl bu kadar geri kalmışız, nasıl buna kimse dur dememiş, niye kimse bunu dillendirmemiş bir türlü anlayamadım.

EN BÜYÜK SORUN KATMA DEĞERLİ ÜRETİMİN OLMAMASI

Türkiye’deki en büyük sorunlardan bir tanesi aslında, mühendislerin katma değerli ürün üretememesidir. Türkiye’de cari açık niye var? İhraç edemediğimiz için var. Almanya her yıl cari fazla veriyor. Niye, katma değerli ürün üretiyor. Mühendislerin ne kadar değerli olduğunun bilinmesinde fayda var. Makine mühendislerinin yaşadığı sorunu makatronik mühendislerinin yaşamamasını istiyorum. Türkiye’de Makine Tanıtım Grubu var. Bir anket yaptırıyor; binlerce makine mühendisine ‘ne iş yapıyorsunuz?’ diye soruyor. Alınan cevap şu: Türkiye’de makine mühendislerinin yüzde 2’si kendi işini yapıyor, yüzde 98’i başka işlerle uğraşıyor. Sonra neden ihracat yapamıyoruz diye yakınıyoruz. Devlet hibeler veriyor, destekler veriyor. Firmalar bu sefer bize gelip, “Kosgeb’den proje aldım, yerli robot kolu üreteceğim. Mekaniğini becerebilecek bilgim var ama elektronik yazılımla alakalı hiçbir bilgim yok. Dernek olarak bana destek olabilir misiniz?” diyor. Devlet destekleri veriyor, paraları dağıtıyor ama o işi yapabilecek, sahada çalışacak yetkinlikte mühendisler var mı?

Ben eğitime inanıyorum, kişisel gelişime güveniyorum ve mekatronik mühendislerine destek sağlanmasını istiyorum. Bilişim Vadisi tarzı bir yerde merkez kurulabilir. Dernek olarak teknokentlerle anlaşma gibi bir niyetimiz de var. Teknokentlere gideceğiz, laboratuvar kurmak için talepte bulunacağız. İşkur’un yaptığı gibi istihdam için önce insanları eğiteceğiz. Sertifikayla istihdamı garanti edip işe yerleştireceğiz.

Share.

About Author

Leave A Reply