İklim değişti, yıldırım riski arttı

0
Deprem erken uyarı sistemi, Yapı Sağlığı İzleme ile Yıldırım Önleme ve Korunma alanında önemli çalışmalar yapan 4S Elektrik Elektronik’in şirket Müdürü Ömer Dıvarcı, Kontrol Dünyası’nın sorularını cevapladı. Türkiye’ye transfer ettikleri en yeni teknolojilerden, yönetmelikteki eksikliklere kadar pek çok konuda önemli açıklamalar yapan Dıvarcı, deprem ve yıldırımın hafife alındığını düşünüyor. İklim değişikliğinin etkilerine dikkat çeken Dıvarcı’ya göre, Türkiye’de ortalama su ve hava sıcaklıkları 1- 1,5 derece arttı. Buna bağlı olarak yıldırım riski de, sıklık ve şiddet olarak yüzde 10-15 arttı.
Depremi 60 saniye önceye kadar haber verecek erken uyarı sistemini Türkiye’ye getirdiklerine dikkat çeken Ömer Dıvarcı, yıldırım riskini yüzde 100 ortadan kaldıracak bir ürünün anlaşmasını 14 Haziran’da yaptıklarının altını çizdi. İspanyol Dinnteco firmasının geliştirdiği ürünün Panama Kanalı’nda yıldırım sorununu tamamen ortadan kaldırdığını belirten Dıvarcı, sanayicilere de çağrıda bulundu: “Mevcut sistemler endüstriyel tesislerde etkin koruma sağlamıyor. Risk analizinizi yaptırıp yeni sistemleri uygulayın.”

KONTROL DÜNYASI / ÖZEL RÖPORTAJ

4STürkiye büyük endüstriyel kazalara karşı Seveso direktiflerinin uygulanmasıyla ilgili yeni yönetmeliğe hazırlanırken, iki önemli riskle karşı karşıya. Deprem ve yıldırım, başta endüstriyel tesisler olmak üzere kamu ve özel sektörün üzerinde hassasiyetle durduğu konuların başında geliyor. Kurulduğu 2014 yılından beri deprem ve yıldırım alanında önemli çalışmalar yapan 4S Elektrik Elektronik de, yakın tehlikelere karşı dikkat çekici adımlar atıyor. Geçtiğimiz 14 Haziran’da İspanyol Dinnteco firmasıyla distribütörlük anlaşması imzalayan 4S Elektrik Elektronik, Türkiye’ye getirdiği teknolojiyle yıldırım riskini yüzde 100 ortadan kaldırmayı taahhüt ediyor.

Kontrol Dünyası Dergisi’nin sorularını cevaplayan 4S’in Şirket Müdürü Ömer Dıvarcı, hem yıldırım oluşumunu engelleyen ürün ile ilgili yaptıkları son anlaşmanın hem de deprem erken uyarı sistemi ve yapı sağlığı izleme sisteminin  önemini dile getirdi. Türkiye’de su ve hava sıcaklıklarının 1-1,5 derece arttığı bilgisini veren Dıvarcı, her bir derecelik değişimin yıldırım sayısını ve şiddetini yüzde 10-15 oranında artırdığını vurguladı.

İstanbul’da geçtiğimiz ay, sağanak yağış ve yıldırım sesleri altında konuştuğumuz Dıvarcı, Türkiye için hayati uyarılarda bulundu. Dıvarcı’nın sorularımıza cevaben dile getirdiği tespit ve öneriler özetle şöyle:

– Öncelikle, 4S’i tanıyabilir miyiz? Kuruluş sürecinizden ve yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz?

4SŞirketimiz 2014 yılında kuruldu. Kuruluş hedefimiz ve amacımız; Türkiye’de bulunmayan, hayat kurtarabilecek ve sürdürülebilirliği sağlayacak teknolojik ürünlerin getirilip Türkiye pazarına sunulması… Buna binaen iki alan belirledik. Bunlardan bir tanesi deprem ve deprem erken uyarı alanı, diğeri yıldırım ve yıldırımla ilgili uyarı sistemleri veya engelleme sistemleri…

Şu an geldiğimiz nokta, bizim açımızdan da çok iddialı bir konum oldu. Depremi erken uyarabiliyoruz. Bu alanda dünyadaki nadir teknolojilerden bir tanesini; SectyElectronics firmasının ürününü Türkiye’ye getirebildik. Peşinden onunla bağlantılı olarak yapı sağlığı izleme çözümleri de geliştirmeye başladık. Yapının günlük çalışması esnasında sarsıntı veya deprem sonrasında ne kadar bir ömrünün kaldığını analiz etmeye yarayan sistemler bunlar… Onların da SEMEX ENGCON markasıyla bayilik sözleşmesini yaptık. Bu da alanında yine Türkiye’de bir ilk…

YILDIRIMA KARŞI ETKİN KORUMA

Bunun dışında diğer alanımız olan yıldırımla ilgili de şu anda dünyada yıldırımı erken uyaran, yıldırımın düşmesine engel olabilen ve yıldırıma karşı en etkin şekilde koruma sağlayan tek firmayız. Bayiliklerini yaptığımız bu firmaların hiçbir tanesinin dünyada alternatifi yok. Bunlar çok özel, tek teknolojiler. Özellikle burada bahsetmek istediğim Dinnteco firmasının teknolojisi… Yıldırımın düşmesini doğrudan doğruya ve yüzde 100 engelliyor, ayrıca müşteriye güvencenin en üst seviyede kalması için doğrudan yıldırımdan kaynaklı olabilecek hasarlara karşı 3 Milyon Euro’luk da sigorta sunuyor. İkinci firma da Güney Koreli K-Surge… K-Surge’un ürünleri, yıldırıma karşı koruma yaparken tam bir IIOT ve Endüstri 4.0 mantığıyla geliştirilmiş ürünlerdir. Ürünlerin üzerinde yıldırım darbe sayacı, gerçek ömür göstergesi, historya kaydı tutan, haberleşme çıkışı ile bu bilgileri çekebileceğiniz uzun ömürlü, kesintisiz çalışabilecek şekilde tasarlanmış ürünlerle koruma çözümü öneriyorlar.

Bir üçüncü ayağımız daha var; IIOT ve Endüstri 4.0 tarafında ‘Red Lion Controls’ ürünleriyle çözümler öneriyoruz. Onlar daha ziyade ‘network cihazları – swichler, endüstriyel kontrollörler – veri toplama cihazlar ve yazılımları, Endüstriyel PC’ler gibi bilindik ekipmanlar… Ama bizim için asıl heyecan verici kısmımız; deprem erken uyarı sistemi ve yapı sağlığı izleme çözümleri ile yıldırım ve yıldırıma karşı koruma veya yıldırımı engelleme sistemleri…Yani, Dinnteco, K-Surge, Thor Guard, SectyElectronics, SEMEX ENGCON markalarıyla önerdiğimiz çözümler…

– Deprem erken uyarı sisteminde, kazanılan süre ne kadardır?

Temelde süre; sizin deprem merkezine uzaklığınıza bağlı ama çok kabaca, 60-70 saniyeye kadar çıkabiliyor. Belki hatırlarsınız, 2017 yılında Meksika’da şiddetli bir deprem olmuştu. O depremde bile Meksika’nın kendi kurguladığı erken uyarı sistemi, 75 saniye öncesinden uyarı vermişti. Bu süreler belki ilk başta az gibi geliyor ama deprem öncesinde her saniye çok önemli ve hayat kurtarıyor. SectyElectronics teknolojisi ile embriyo pozisyonuna geç, masanın altına gir gibi tedbirler gereksiz oluyor ki bu tedbirlerin sizi kurtaracağının hiçbir garantisi yok.

DEPREMDEN ÖNCE TEHLİKELİ PROSESLERİ DURDURACAK TEKNOLOJİ

– Erken uyarı süresi, risk oluşturacak bütün cihazların ve gaz sistemlerinin kapatılması için yeterli midir?

Yeterliliğini bir örnek ile açıklayayım; Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile yaptığımız görüşmelerin birinde deprem erken uyarı ve süreler konusu açılmıştı, biz nükleer santrallerde yakıt çubuklarının 2 – 3 saniyede güvenli konuma geçebileceğini öğrendik, dolaysıyla bundan da anlaşılabileceği üzere deprem erken uyarı sistemi ile yüksek riskli proseslerde dahi riski önemli ölçüde düşürüp avantaj elde ediyorsunuz.

Bizim şu anda yaptığımız uygulamalarda müşteriye şu olanağı sunuyoruz; erken uyarı süresinde en basitiyle gazı kesebilirsiniz, asansörü park konumuna alabilirsiniz, çalışanları anons sistemiyle uyarabilirsiniz, kapı geçişlerini açık kapı konumunda bırakabilirsiniz, bariyerleri açabilirsiniz, jeneratör sistemlerini veya acil sistemlerinizi devreye alabilir ya da kapatabilirsiniz. Bu tamamen sizin izlediğiniz senaryoya bağlı… Tabi sağlıklı ve düzgün senaryoların oluşturulması için de yardımcı oluyoruz.

Bunun dışında prosesinizi de yönetebilirsiniz, örneğin “3” şiddetinde bir deprem olacaksa montaj robotunu park konumuna al -beklet veya “2” şiddetinde deprem olacaksa sevkiyat hattını yavaşlat – beklet gibi farklı şiddetlere göre farklı senaryolar geliştirme olanağı tanıyor.

Özellikle Seveso kapsamına veya endüstriyel kazalar yönetmeliğine tabi firmaların ve kurumların tamamı buna da uyumlu olmak zorunda. Yani depremden önce bu tehlikeli prosesleri durdurabilirseniz, personelinizi tahliye veya güvenli alanlara sevk ederseniz, o zaman ne yangın riskiyle ne personel kaybı ne de başka bir sıkıntıyla karşılaşırsınız. Deprem sonrasında da genel kontrollerinizi takiben hızlı biçimde tekrar üretim sürecine geri dönebilirsiniz. Özellikle rekabetin yoğun olduğu, ürün sürekliliğinin kesintisiz olması gerektiği dış pazarlarda bu çok önemli… Deprem olduğundan dolayı sizin 2-3 hafta üretim kesintisine gitmeniz pazarınızda bir boşluk yaratacak ve bu boşluk hemen rakiplerinizce doldurulacak. Sizin tekrardan o pazardaki müşteriyi elde etmeye çalışmanız için verilecek olan fiyat tavizi ve pazarlama faaliyetleri inanılmaz yüksek maliyetli olacak. O anlamda uyarı sistemleri gelecekte çok daha önemli olacak. Bu tarz teknolojileri bir an önce hayatımıza entegre etmemiz lazım.

Depremden herkes korkuyor. Yaptığımız müşteri görüşmelerinde yaklaşık yüzde 10-15’lik bir kesim 1999 depremini yaşamış. Kurtulan var, çevresinde akrabasından can kaybı olan var. Kolay kolay unutmuyor insanlar. Deprem ülkesi olarak bu konularda daha öncelikli ve daha hassas olmalıyız.

İKLİMDE 1 DERECELİK ARTIŞ YILDIRIM RİSKİNİ YÜZDE 10-15 ARTIRIYOR

– Herkes depreme odaklanırken, yıldırımın geri planda kaldığını düşünüyor musunuz?

Bundan 20 sene önce iklim değişimi bu derece etkin değildi. (İşte görüyorsunuz; yıldırım erken uyarı sistemini konuşurken, arkamızda İstanbul’un göbeğinde yıldırımlar çakıyor ve böyle bir yıldırım sesini çok nadir duyarsınız. Bu çok şiddetli.) Artık iklim değişti. Son 20-25 yıllık verileri analiz ederseniz; gerek Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün gerekse dünyadaki meteorolojik kaynakların verilerine bakın; Türkiye’de ortalama su ve hava sıcaklıkları 1-1,5 derece değişmiş durumda. Amerika’da National Academies’de yayınlanan bir çalışmaya göre yaklaşık her 1 derecelik artış, yıldırım olay sayısını ve şiddet sayısını yüzde 10-15 gibi arttırıyor. Bu tabi, istatistiki bir bilgi, fikir veriyor. Her ülkede bu daha şiddetli olabiliyor. Bizim yaşadığımız şu; Türkiye’de yıldırımdan kaynaklı, daha sık kazalar ve ölümler olmaya başladı. Birkaç hafta önce yağmurdan korunmak için girdiği ağaç kovuğunda yıldırımın düşmesi sonucu ölen vatandaşımız var. Bugün gazeteleri açın, her tarafta yıldırım düştü, 70-80 tane koyun öldü, gibi haberler görürsünüz. Bu da ekonomik bir kayıp… Koyunun fiyatının 1000 TL olduğunu varsayarsak, 70 bin TL zararı var çobanın. İlaveten; onun üretim sürecindeki kayıpları… Yeni koyun alacak onu da hesaba dahil ederseniz rakamlar kolaylıkla 250.000 TL’yi buluyor … Geçen hafta çıkan bir haberde; Çorum’da bir köye yıldırım düşüyor, bunun neticesinde bir ev yanıyor, ama diğer evlere de o yangın sıçrıyor ve 30 tane ev küle dönüyor. Zaman zaman nöbet yerinde yaralanan veya şehit düşen askerlerimiz oluyor veya uçaklarımızın hava limanlarına iniş veya kalkış esnasında yıldırımın düşmesinden kaynaklı karşılaştıkları riskler, Atatürk Havalimanı’nda aprona düşen yıldırım nedeniyle yaralanmalı kaza hemen aklıma geliyor, 2 sene önce yaşanmıştı. Uçağın yakıt ikmali anında bunun olduğunu düşünelim. Sonuçları çok çok ağır olur. Yıldırımın böyle hafife alınmayacak bir tehlikesi var.

YÖNETMELİK, ENDÜSTRİYEL TESİSLER İÇİN YETERSİZ

Yıldırımın diğer etkisi; endüstriyel tesislerle ilgili… Artık hemen hemen her tesiste patlayıcı, yanıcı, parlayıcı bir takım süreçler ve işlemler var. Yıldırım bu kadar şiddetlendiyse ve her tarafı etkileyebiliyorsa o zaman bunun tesiste yangına, parlamaya, patlamaya sebep olması da muhtemel veya acil durum sistemlerinin devre dışı kalmasına neden olabiliyor…

Mevcut yönetmeliklerle yürütülen, yıldırıma karşı koruma çözümleri etkin değil. Endüstriyel tesisler için etkin tasarlanmış sistemler değil bunlar. Daha ziyade binalar için, yani endüstriyel olmayan tesisler için tasarlanmış bir yapı… Gerek faraday kafesi olsun gerekse franklin çubuğunun kullanımı olsun, hepsinde beklenti yıldırımın paratonere düşmesine dayanıyor ve paratoner üzerinden topraklama sisteminde sönümlenmesi bekleniyor. Fakat gerçek böyle olmuyor, yıldırım paratonere düşmüyor, çevreye düşüyor ve topraklama sistemi, boru hatları veya metal yüzeyler üzerinden yapı içine geçiyor ve geçtiği yol üzerinde yanmalara, patlamalara, bozulmalara, yangına, elektronik cihazlarda hasara hatta can kaybına neden olabiliyor.

Kimi zaman da etkin korunabilmesi için yapı veya tesis, ‘faraday sistemi’ ya da ‘faraday kafesi’ içinde kalacak şekilde tasarlanıyor ama açık araziye yayılı bir tesisi nasıl ‘faraday kafesi’ içine alacaksınız? Yıldırım akımının neden işletme içine geçmesine müsaade ediyoruz? Bunun mali tarafı çok külfetli, bu alanda şimdi felsefeyi değiştirmek lazım… Biz de bu eksik felsefeleri tespit ediyoruz. Diyoruz ki, burada bir hata var, bu etkin değil. 4-5 senedir söylüyoruz; yıldırımla ilgili alınan tedbirlerin hiçbirisi etkin değil, bunu değiştirecek ürün ve çözümleri nasıl buluruz, onun üzerinde yoğunlaşıyoruz.

Birinci çözümümüz, Dinnteco firmasıyla yaptığımız anlaşma sonucunda getirdiğimiz ürünümüz. Bununla, yıldırımın 200 metrelik çap içine düşmesini yüzde 100 engelliyoruz. İkinci çözümümüz de Thor Guard yıldırım erken uyarı sistemi… Kurulu bulunduğu 800 metrelik yarı çapın içine yıldırımın düşeceğini 20 dakika önce haber verebiliyoruz, özellikle iş güvenliği açısından açık alanda çalışan işlerde çok önemli bir güvenlik önlemi. Yıldırımın düşeceğini haber veriyorsam, siz başka türlü tedbir alabiliyorsunuz. Üçüncü çözümümüz de K-Surge yıldırıma karşı koruma ürünleri ki tamamen IIOT uyumlu üretilmiş ürünler. Size yıldırımla ilgili veri sağlıyor, darbe sayısı, tarihi ve historya tutyor. Koruma ürünü menüsünden ne kadarlık ömrünün kaldığını tam olarak gösteriyor ki ürün çok uzun ömürlü, G.Kore’deki bir UPS uygulamasında ürün üzerindeki yıldırım darbe sayacının 773’ü gösterdiğini görmüştüm. Ürün 6 senedir UPS’e bağlı çalışıyor ve ömrünün yüzde 15’i tükenmiş, diğer bir deyiş ile en az 25 sene daha kullanılabilir. Uzaktan bilgilere ulaşabilme özelliği ile sürekli bilgi alabiliyorsunuz, ne kadar darbe gelmiş, ne zaman bakım veya değişim yapacağınızı planlayabiliyorsunuz. Bütün bu bilgileri uzaktan RS485 çıkışı üzerinden okuyabiliyorsunuz. Konvansiyonel sistemlerde bu özellikler olmadığı gibi yeşil’den kırmızıya dönen göstergeleri var, ama çok sağlıklı bir yöntem değil. Kırmızıya döndüğü zaman hemen değiştirmek mümkün olmuyor. Dolaysıyla siz önce kırmızı göstergeyi fark edeceksiniz, sonra da yanınızda hep yedek taşıyacaksınız ve değiştireceksiniz. Günümüzdeki, kesintisizlik ve sürdürülebilirlik bakımından yetersiz ürünler.

TEK YILDIRIMLIK ÜRÜNLER

Yönetmelikteki diğer bir eksiklik; yıldırıma karşı iç yıldırımlık koruma sistemlerinin teknik değerleri… Bunların hepsi faraday kafesi içindeki çalışma şartlarına göre tasarlanmış. Bu 8/20 µs 40kA veya 10/350 µs 100 kA darbe akımına göre tasarlanmış ürünlerden ibaret ki bu eğrilerde düşen bir yıldırım yok. Bu değerler fiktif ve normlara göre 1 sefer 40 kA’yı veya 100 kAyı iletmesi yeterli. Yıldırım bir kere düşecek, iç yıldırımlık cihazı akımı bir sefer iletecek ondan sonra… Kime ne olursa olsun… Hadi yıldırımı iki kere taşıdığını düşünelim; o da tamam, ancak yıldırımlı bir havada yıldırım deşarjı bir sefer olmuyor, birden çok oluyor. Ancak standart bir seferi yeterli görüyor. Yönetmelikte, “Şu kadar sayıda yıldırımı absorbe edecek, en az şu güçte olması lazım” gibi bir ibare yok. Bir kere 100 kiloamper’i iletmesi yeterli… Ama buradaki problem sadece 100 kiloamper değil ki… Yıldırım bir kere düşmüyor, 70 – 100 deşarj oluyor. Bu esnada siz bu ürünlerin hiçbir tanesini izleyemiyorsunuz. Ömür hakkında bilgi alamıyorsunuz. Kaç darbe geldi, çalışıyor mu, ömrünü tamamladı mı, değişmesi gerekiyor mu ve buna uzaktan da erişmek pek mümkün olmuyor. Üçüncüsü bunların kayıtlarını tutmanız lazım. Yani, yıldırım düştü, kaç adet düştü, ne zaman düştü, etkisi ne olmuş? Her yıldırımdan sonra işletmenizde kritik ekipmanları emniyet ve acil durum sistemlerini kontrol etmeniz lazım. Bunlar tabi yapılmıyor. Bizim burada getirmeye çalıştığımız çözüm bu…

– Kayıtlar nasıl tutuluyor?

Bizim cihaz, kendi üzerinde bu kayıtları tutuyor. Cihazın haberleşme çıkışı var, uzaktan o verileri de çekebiliyorsunuz. Yıldırımın hangi tarihte, hangi saatte düştüğünün bilgisini size veriyor. Bu alanda K-Surge markası gerçekten çok ileri görüşlü bir marka. Tam Endüstri 4.0 mantığıyla olayı kurgulamışlar ve çok mükemmel bir ürün geliştirmişler. Güney Kore menşeli… Orada, su ve atık su tesislerinin UPS’lerinde uyguladıkları bir ürün gördüm. 6 yıldır takılı olan bir ürün ve 773 defa yıldırım deşarjı olmuş. Cihaz saymış bunu… Ürün daha ömrünün yüzde 15’ini tüketmemiş. Alıyorsunuz, takıyorsunuz, hem görüyorsunuz, uzaktan izleyebiliyorsunuz ve uzun ömürlü bir ürün. Bizim bu tür ürünlere ihtiyacımız var. Tek seferli veya iki seferli kullanımlık ürünlere değil.

4S Elektrik Elektronik’in şirket Müdürü Ömer Dıvarcı

4S Elektrik Elektronik’in şirket Müdürü Ömer Dıvarcı

PROSES SANAYİNDE FARKINDALIK YÜKSEK

– Endüstride yıldırımdan korunma konusundaki bilinci nasıl görüyorsunuz? Bir artıştan söz edilebilir mi? İklim değişikliğinden kaynaklı olarak, size gelen taleplerde bir artış var mı?

Bize gelen talepler şunlar; müşteri başına bir şey gelince bizi arıyor, sonra diğer firmalar ile görüşülüyor, fiyat odaklı karar veriliyor ve konvansiyonel ürünler kullanılıyor, ama ilk yıldırımlı havadan sonra tekrar aranıyoruz ve müşteri bizi teyit edercesine koruma ürünlerine rağmen cihaz arızalarının, yanmaların devam ettiğini iletiyor. Bu açıdan bakarsak bilinç gelişiminde maalesef ilerleme olmuyor, ancak bir de gerçek profesyoneller var Roketsan veya Petkim gibi… Bu tarzdaki firmalarda çok ileri görüşlü ve emniyet açısından gerçekten farklı seviyede olan çalışanlar var, onlar daha risk ortaya çıkmadan tedbir almayı alışkanlık haline getirmişler. Farkındalığı yüksek olan firmalar bunlar.

Proses sanayinin yaklaşık yüzde 20’lik diliminde farkındalık yüksek ve bu işin patron ve yönetmelik tarafı var. Patron veya yönetmelik asgariyi şart koşuyorsa, siz de işletmeci – mühendis olarak asgariyi kabul ediyorsunuz ve genel teamül şu olmaya başlıyor; önce bir yıldırım düşsün, bir şeyler patlasın, çatlasın, ondan sonra düşünürüz veya 20 senedir 2 sefer yıldırım düştü ama bir şey olmadı. Peşinden biraz daha soru sorarak öğreniyorsunuz ki yangın alarm ve söndürme sistem kartları yanmış, bilgisayarlar arızalanmış ve 2 hafta yedek kartı beklenmiş. O esnada yangın çıkmış olsa nasıl müdahale edilecek sorusu ise cevapsız kalıyor. Çünkü “Bugüne kadar olmadı” düşüncesi dillendiriliyor. Patron, işletmeci, mühendis, İSG hepsi aynı tehdit altında çalışmayı sürdürüyorlar. Bu cevabın neden verildiği ise halen daha çözemediğimiz anlamadığımız bir husus. Yani illa bir felaket yaşanması gerekiyor ki teknoloji kullanılsın.

Biz bu duyarsızlığı aşmaya çalışıyoruz. Örneğin Kontrol Medya’nın organize ettiği Proses Emniyeti Sempozyumu’nda sürekli bunları dile getiriyoruz. Nitekim Avrupa Birliği komisyonlarında doğal afetlere karşı tedbir alınması gerektiğiyle ilgili çok detaylı çalışmalar yürüttüğünü gördük. Bu bize 4S Elektrik Elektronik olarak doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Çünkü biz riskin artık işletmenin içinden değil, işletmenin dışından doğadan, o kontrol etmediğimiz, çok güvendiğimiz, emin olduğumuz taraftan geleceğini görüyoruz.

YILDIRIMDAN KORUNMA, RİSKİ ANLAMAK VE  ANALİZ ETMEKLE BAŞLAR

– Bu bilinç deprem duyarlılığı kadar güçlü mü?

Bilinç var ama yeterli değil. Burada hala daha mühendislik yapılması gerekirken yapılmıyor. Hala daha katalogdan TİP1, TİP2, ürünü seçerim, takarım, geçerim! Yıldırıma karşı koruma öyle bir şey değil. Yıldırıma karşı koruma gerçekten insan hayatını doğrudan etkileyen bir husus. Bizim gözlemlediğimiz en acı şey; yönetmeliğe göre sizin bir risk analizi yapmanız lazım. Biz müşteriye bu risk analizini sorduğumuz zaman gözlerimizin içine boş boş bakıyor. Çünkü risk analizi yapmadan, neyi, nereye, ne şekilde bağlayacağınızı bilemezsiniz. Kime veya neye istinaden bir ürün seçiyorsunuz? Bunun açıklaması yok şu anda. Ondan sonra karşılaşılan tablo tabi çok acı oluyor.

Bizim şu anda sahada, keşiflerde gördüğümüz uygulamalar üzücü… Bu konuda kendilerinin çok çok iyi olduğunu iddia eden firmaların bile yaptığı uygulamalar ve sattıkları ürünlerle elde edilen neticeler korkunç kötü. Hem milli servete zarar veriliyor hem de can ve mal kaybına sebebiyet veriliyor. İnsan hayatıyla oynanıyor. Şapkayı gerçekten önümüze koyup düşünmemiz lazım. Bu iş farklı bir noktaya doğru gitmeye başladı.

YILDIRIMI TESİSİN İÇİNE ALARAK KORUNAMAZSINIZ

4S 2– Dinnteco firmasıyla yaptığınız distribütörlük anlaşması neticesinde getirdiğiniz cihaz, yıldırımdan korunma konusunda nasıl bir uygulamayı içeriyor?

Normalde yıldırımın nereye düşeceği çok fazla bilinen bir şey değil. Ama modern teknolojiyle tespit edebiliyorsunuz. Yıldırım düştüğü zaman çok ağır hasarlar bırakabiliyor, bir de etki alanı 2 kilometrelik bir çap içinde olabiliyor. Yani topraklama sistemi, boru hattı veya diğer kablolama sistemleri… 2 kilometre bir çap içinde her tarafı etkileyebiliyor. Bunun önüne geçmek için var olan standartlar kifayetsiz. Çünkü yıldırımı doğrudan işletmenin içine alacak şekilde tasarlanmışlar. Yani paratonere düşmesi bekleniyor veya ‘faraday kafesi’nin üstüne düşmesi bekleniyor. Oradan toprağa iletilecek, yüzde 50’si işletmenin içine girecek, yüzde 50’si toprakta sönümlenecekmiş gibi bir takım varsayımlar var standartlarda… Hata burada. Siz yıldırım akımı gibi kaç kiloamper olarak geleceğini öngöremediğiniz büyük bir enerjiyi işletmenizin içine alırsanız işte o zaman tehlikeli durum başlar. Çünkü o akım değerlerine karşı bir etkin koruma yapmak çok zor. Onun yerine yöntem; bu yıldırımın oluşumunu engellemektir.

YENİ CİHAZ YILDIRIMIN OLUŞMASINI ENGELLİYOR

İşte Dinnteco ile yaptığımız anlaşmadaki ürün, değişken bir elektrik alanı oluşturuyor çevrede. Yani aslında biz atmosferdeki statik dengeyi nötrlüyoruz. Yıldırımın oluşması için gerekli olan o potansiyel farkı biz cihazın kendi çalışma prensibi icabı nötrlüyoruz. 200 metrelik çap içine, (Bu bizim verdiğimiz değer. Aslında o çap daha da geniş) yıldırımın düşmesini engelliyoruz. Bunun birçok tespiti var, yazılı olarak müşteri referansları var, test raporları var. Ama en güzeli, Panama Kanalı’ndaki uygulama ve oradaki müşterinin beyanı… 130 civarı cihaz kullanılıyor, 3 sene boyunca kullanımın neticesinde en yakın yıldırım deşarjı 2,6 kilometre ötede gerçekleşiyor. Ne iş güvenliği ne iş kazası ne de elektronik ekipman hasarı açısından hiçbir şeyle karşılaşmıyorsunuz. Bu, muazzam bir avantaj.

DEPREM VEYA YILDIRIM HAFİFE ALINIYOR

– Şu an sektörde yaşadığınız sıkıntılar var mı?

Yıldırım veya deprem konusunu; genel olarak hafife alıyoruz. İkincisi; çok doğru beyanatlarla çalışmayan firmalar olduğunu gördük. Bu da gerçekten insanı üzüyor. Biz pazara ve müşteriye hep doğruyu aktarmaya çalışıyoruz. En son yaşadığımız bir olay var örneğin; sektörel yayın yapan bir enerji dergisinde yayımlanan yazı (Dinnteco ile anlaşma yapan firma 4S olmasına rağmen, başka bir firma anlaşmış gibi haber yapıldı) bizi üzdü. Çünkü yalan bir haber ve onunla ilgili çok tatmin edici bir açıklama da gelmedi şu ana kadar. Biz tekzip hakkımızı kullandık. Onu da ilgililere ilettik. Olmamış bir olayı başkası kendisine bir ticari menfaat gibi gösterip müşteriyi kandırıyor aslında… Bu üzücü.

Müşterinin burada şuna dikkat etmesi lazım; gerçekten bu konuya vakıf, bu konuyu bilen, çok konuşan değil, çok ilan veren değil, bu konuda uygulamayı, tatbikatı, onunla işbirliğini gerçekten doğru şekilde yapan firmalarla çalışması lazım. Yoksa yıldırım konusuna kalırsa, herkes paratoneri biliyor, herkes yıldırıma karşı koruma konusunda bir şeyler biliyor ama birçoğu doğru değil. Bizim gördüğümüz kötü tablo, doğru olmayanın üzerine de bu tarzda yalan ve yanlış haberlerle siz bir sürü şey inşa ediyorsunuz. Daha geçen hafta müşteriden bununla ilgili bir dönüş aldık. Yıldırıma karşı koruma yapılmış ama çalışmıyor.

– Türkiye’ye yeni bir teknoloji getirdiniz. Bunun dışında önümüzdeki dönemde bizi neler bekliyor? Sürpriz bir teknoloji var mı?

Var. Sürpriz bir yeni teknoloji daha gelecek. Getirdiğimizde onu yine sizinle duyururuz. Yine yıldırımın öngörülebilirliğiyle ilgili yeni bir çözüm ortaya çıkacak. Bu birincisi… İkincisi deprem ve yapı sağlığı izlemeyle ilgili yeni bir sürprizimiz daha yakın zamanda gelecek. Bir cihaz hayal edin, kolona takıyorsunuz. Örnek veriyorum; deprem oldu geçti, ondan sonra binanızın ne kadar hasar aldığını size söyleyecek. Bir tane cihaz bunu yapıyor. Bu tarz bir teknoloji… Şu an onun da görüşmeleri sürüyor, daha netleşmedi. Sözleşme safhasına geleceğiz inşallah. Sözleşmeyi yaptığımız anda ilk siz haberdar olacaksınız.

– Son olarak eklemek istediğimiz konular var mı?

Bu söyleşimizi okuyan, inceleyen tüm müşteriler, yıldırımdan dolayı sıkıntı yaşayan firmalar gerçekten yıldırım konusunda bu güne kadar çözüm ve destek aldıkları firmaları ve çözümlerini bir daha baştan aşağı incelesinler. Çünkü yönetmeliklere dahi uymuyorlar. Kaldı ki, yönetmelikler asgari şartları getiriyor. Dolayısıyla etkin şekilde korunabilmek için yönetmeliğin çok daha ötesinde mühendislik yapmanız gerekiyor. Sadece elektrik veya elektronik disiplini açısından kalmayıp diğer disiplinleri de çalışmanıza dahil etmelisiniz  …

Bir de deprem konusunu ihmal etmeyelim. Allah korusun büyük bir deprem hele hele Marmara depremi Türkiye’yi çok zor duruma sokar ve telafisi mümkün olmayan durumlarla karşılaşırız. Çünkü sanayimizin büyük bir bölümü bu bölgede… Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde 65’i bu bölgeden çıkıyor ve nüfusun yüzde 45’i burada. Bireysel olarak herkes sorumluluğunu yerine getirmeli. SectyElectronics Deprem Erken Uyarı Sistemi daha fazla kullanılmalı. Aksi durumda büyük çevre felaketleri ile karşılaşabiliriz.

Share.

About Author

Leave A Reply

'