Bahane mi Lazım? – İlker Tan

0

Bahane mi Lazım?

Al Sana Ekonomi!

Ne Yapalım?.. Ekonomi Kötü!..

İş büyümesini ekonomi değil ama inanın kötü liderlik öldürür. Eğer maliyetleri azaltmak amacıyla; kiralama, geliştirme, satış, marka yönetimi ve reklam bütçelerinde kesintiye giden, ileriyi göremeyen yönetici iseniz, yanlış yöne gidiyorsunuz. Bu yazımda zor ekonomik koşullar karşısında çok dik kafalı hale gelerek, tersine bir düşünceyi uygulamaktan bahsedeceğim.

İyi yöneticiler ekonomik yavaşlamaların en vahim durum olmadığını bilirler. Aslında en akıllı yöneticiler,  geleneksel riskten kaçınma akıllılığına karşın ters yönde hareketin gerçekten büyüme için ciddi fırsatlar yaratabileceğinin farkındadırlar. Agresif bir işletme, insan kaynakları, pazarlama, reklam, iş geliştirme ve satış girişimlerine istikrarlı işletme yatırımları yapar. Bu, birçoğunun benzeri harcamaları geri çektiği bir dönemde kendisine rekabet açısından önemli bir avantaj yaratmaz mı?

Satış ve pazarlama yatırımlarını artırmak için en uygun zaman, rekabetin kış uykusuna yattığı zaman değil midir?  Yeteneği çekmek için rakiplerin işgüçlerini azalttığı ve işsizlik oranının yüksek olduğu zamanlardan daha uygun bir fırsat olabilir mi? Yeteneği, pazar payını, satış girişimlerini ve marka bilinirliğini artırmak için çekingen rakiplerin kusurlu iş mantığından yararlanmaktan daha iyi bir fırsat olur mu? Ekonomik gerileme dönemlerinde; korkan, almayan, satmayan, personel çıkartan, yakıp yok eden yönetim taktiklerinin altında yatan hatalı düşünme biçimi, işletmeyi malların yığıldığı bir depoya çevirir ve bu da bu işletmeyi mahvedebilir.

Zayıf  iş performansı için ekonomiyi suçlayan yöneticiler ve diğer iş dünyası liderleri, sadece kötü liderliklerine bir kılıf bulduklarını zannederler. Ekonomik kriz bir işletmeyi yıkıyorsa, diğer bütün işletmelerin de yıkılmış olmaları gerekmez mi? Şiddetli iş gerilemeleri veya başarısızlıklar, kötü liderliğin bir sonucudur, ekonomik koşulların değil. Kötü ekonomi, iyi liderliğin kötü hale gelmesine neden olmaz. Sadece kötü liderliğin kendi eksikliklerini uygun şekilde maskeleyen dalgalı piyasa koşullarının arkasına artık o kadar da rahatlıkla saklanamayacağını ortaya çıkartır.

1929 yılında başlayan Dünya Ekonomik Bunalımı veya diğer adıyla Büyük Buhran sırasında ayakta kalmayı başaran şirketlerden; Kellogg, Coca-Cola, Kodak gibi daha birçok markanın bu yıkıcı ekonomik zamanları atlatmasının nedeni, devam eden yatırım, pazarlama, reklam ve markalaşma girişimlerine tamamen kendilerini adamış olmalarıdır.

Muhafazakâr yöneticiler yanlış nedenlerle kısa vadeli faydalara odaklanma eğilimindedir. Akıllı yöneticiler ise maliyet azaltmanın, sürdürülebilir bir işletme modeli yaratmadığını bilir. Yıkıcı ve geçici hamleler yerine uzun vadeli hamleler yapmaya devam eder. Aslında daha agresif olan bu strateji, şirketi yaklaşan büyüme döngüsünde konumlandırırken, piyasada daha önemli kazanımlar elde etmesine zemin hazırlar. Akıllı yöneticiler elbette riskin farkında olmakla beraber zamanlarının çok daha fazlasını risk yerine fırsat yönetimine ayırırlar. Muhafazakar şirketler geleceklerini koruma girişiminde bulunurken agresif şirketler kendi geleceklerini yaratırlar. İşte bu nedenle ekonomik durgunlukların yepyeni liderler yarattığı gerçeğine tanık oluruz. Eğer bir iş lideri iseniz, asla retorik ve korku tüccarlığına soyunmayın. Teknoloji, umut ve cesaret dünyasında lider olarak yerinizi alın ve fırsatı kaçırmayın.

 

111

Share.

About Author

Leave A Reply