İşte madenciliğin sorunları ve çözüm önerileri

0

Çelik TatarY. DOÇ.DR. ÇELİK TATAR

Dokuz Eylül Üniversitesi
Mühendislik Fakültesi-Maden Mühendisliği Bölümü
Maden Mekanizasyonu ve Teknolojisi Anabilim Dalı

 

Topraklarımızın altında el değmemiş halde duran maden hazinelerini az zamanda işleterek, milletimizin yararına açık bulundurmak…

Mustafa Kemal ATATÜRK

(1 Mart 1922 TBMM’nin, I. Dönemi, III. toplanma yılının açılış konuşmasında)

  1. Giriş

Madencilik, tarih boyunca uygarlıkları şekillendiren temel sektörlerden biri olmuştur. Bu nedenle insan hayatında vazgeçilemez bir sektördür. Ülke ekonomilerine doğrudan veya dolaylı katkı sağlar. Ülke imalat sanayi için itici bir güçtür. Anadolu’da madencilik, tarihin ilk çağlarına dayanır.

Madencilik faaliyetlerinde de amaç, insanın refah ve mutluluğudur. Madencilik faaliyetlerinin hareket noktası insan onuruna ve emeğine saygı olmalıdır. Kamu yararı önceliktir. Mustafa Kemal Atatürk, iktisadi siyasetin en önemli amaçlarından birinin kamu yararını doğrudan ilgilendiren kuruluş ve teşebbüslerin mali ve teknik gücümüzün elverdiği ölçüde devletleştirilmesi olduğunu, yer altındaki maden kaynaklarımızın ancak bu yoldan milletimizin yararına işletilebileceğini belirtmiştir. Cumhuriyet döneminin devletleştirmeleri bu doğrultuda ve bu anlayış içinde yürütülmüştür. Madencilik alanındaki devletleştirmelere 1930’ların ortalarında başlamıştır. Bu amaçla önce 1936’da çıkarılan 3034 sayılı Kanun’la Doyçe Bank elinde bulunan Ergani Bakırı T.A.Ş. pay senetleri, sonra 1937’de çıkarılan 3146 sayılı Kanun’la Fransız sermayeli Ereğli Şirketi işletmeleri satın alınmış; 1940’da çıkarılan 3867 sayılı Kanun’la da Ereğli Kömür Havzasının tamamı Devlet işletmeciliğine geçirilmiştir. 1978’de çıkarılan 2172 sayılı Kanun’a göre çeşitli bölgelerdeki bor tuzları, maden kömürü ve asfaltitlerle demirlerin Devletçe işletilmesine karar verilmiştir. Devletleştirme hareketi, 14 Ekim 1979 seçimlerini izleyen iktidar değişikliğiyle birlikte ters yönde bir politikanın uygulanmasına başlanmış ve günümüzde devam etmektedir.

Madencilik sektörü, bilimsel ve teknik temeller üzerinde geliştirilmelidir. Madenciliğimiz geliştikçe sektöründe yeni teknoloji ve makinalara olan talebi artıyor. Geliştirilmiş olan yeni teknolojik makinalar ile madenler, daha hızlı ve güvenilir şekilde üretiliyor, taşınıyor ve cevher hazırlama işlemine tabi tutularak kullanıma uygun hale getiriliyor.

Madencilik sektörü desteklenmesi ve teşvik edilmesi gerekir. Normal vergilerin dışında %5 oranında devlet hakkı, %5 madencilik fonu, %2 buluculuk hakkı, %2 belediye hissesi ve %1 ihbar hakkı gibi ek vergiler sektöre yatırımı azaltmaktadır.

Gayrı safi milli hasıla (GSMH) ’da madenciliğin payı; ABD’de % 5, Almanya’da % 4,0, Kanada’da % 3,7, Avustralya’da % 6,5, Rusya’da % 22, Şili’de % 8,5, Güney Afrika’da % 6,5, Brezilya’da % 3 ve Türkiye’de ise % 1,2 düzeyindedir.

Madende üretim faktörleri; cevher, emek, işveren ve sermayedir. Madencilik emek yoğun bir iş koludur. İş gücünün yoğunluğu üretim maliyetlerini artırmaktadır. Teknolojiyi kullanmak, makinalaşmak emek faktörünü azaltır. Ancak içerisinde teknolojinin olmadığı bir emek, şayet eğitimli ve donanımlı bir emek değilse hiçbir zaman yüksek katma değer üretemeyecek ve her zaman için az gelişmişlik düzeyinde kalmaya devam edecektir.

  1. Madencilik sektörüne has özellikler
  • Madenler üretildiğinde yerine konulamayan, tükenen varlıklardır.
  • Madencilik faaliyetlerinin her aşaması çok risklidir.
  • Yatırımın geri dönüş süreci uzundur.
  • Madenler bulunduğu yerde üretilmesi zorunludur.
  • Madencilik emek yoğun bir iş koludur.
  • Çevreye etkisi önlenebilen veya kontrol edilebilen bir sektördür.
  • Madencilik genellikle kırsal kesimlerde yapıldığı için göçü önler.
  • Madencilik yapılan bölgeler daha hızlı kalkınır.
  • Ekonomik kalkınma için maden hammaddelerine gereksinim vardır.
  • Madencilik krizlerden etkilenen sektörler başında yer alır.
  • Madencilik faaliyetleri durdurulduğunda yeniden üretime alınması büyük maliyetlere neden olmaktadır.
Şekil 1: Kepçeli ekskavatör ile açık ocak madenciliği

Şekil 1: Kepçeli ekskavatör ile açık ocak madenciliği

  1. Madencilik politikamız ne olmalı

*Madencilik sektörlerinde üretim arttırılmalıdır.

*Ülkemizin ihtiyacı olan enerjinin, yerli maden kaynaklarından sağlanması öncelikli hedef olmalıdır.

*Arama faaliyetleri çağdaş teknolojiler kullanılarak, kamu denetiminde ve rasyonel bir stratejik plan çerçevesinde yürütülmelidir.

*Madencilik sektöründe amaç hammadde ihraç etmek değil, ileri teknoloji ile uç ürün elde ederek katma değeri yüksek ürün ihraç etmek olmalıdır.

*Madencilik faaliyetinin bilinçli ve verimli yapılabilmesi için her aşamada, en az bir maden mühendisi görevlendirilmelidir. Maden mühendisliği eğitimi ve öğretimi yeniden ele alınması ve sektörün gereksinim ve beklentilerine uygun mühendisler yetiştirilmesi gerekmektedir.

*Maden ürünlerinin değerlendirildiği pazarlar takip edilerek değişimlere uygun stratejiler belirlenmelidir.

*Madencilik sektöründe, çevre dostu teknoloji ve yöntemler kullanılmalıdır. Madencilik süreçlerinde ve sonrasında çevrenin korunması veya yenilenmesine yönelik önlemler alınmalıdır.

*Madencilik faaliyetlerinin yapılacağı yöre ile ilgili kararlara yöre halkının katılması sağlanmalıdır.

*Toplumsal, ekonomik ve çevresel bakımdan sürdürülebilir bir madencilik sektörünün gelişimi; devlet, sektörde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar ile demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum örgütlerinin yapıcı işbirliği ile mümkündür. Bu tarafların doğrudan katılımları olmaksızın hazırlanacak herhangi bir sektör planının ya da plan uygulamasının başarılı olması mümkün değildir.

Şekil 2: Döner kepçeli ekskavatör ile açık ocak madenciliği

Şekil 2: Döner kepçeli ekskavatör ile açık ocak madenciliği

  1. Ülkemiz madenciliğinin sorunları

*Her ne kadar madencilik faaliyetleri ile ilgili ruhsatlar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından verilmekteyse de, işletme faaliyetine geçebilmek için 10 ayrı bakanlığın 22 ayrı biriminden izin almak gerekmektedir.

Çevre Kanunu, Orman Kanunu, Mera Kanunu,  Zeytinlikleri Koruma Kanunu, Su Havzaları Kanunu, Milli Emlak Genel Müdürlüğü Kanunu gibi kanunlar ile getirilen yasaklamalar yatırımcıların sektöre girmesini caydırmaktadır. Pek çok yörede bilimsel temele dayanmayan doğal SİT alanı uygulamaları yer altı kaynaklarının ekonomiye kazandırılmasını önlemektedir.

*Riskin en yüksek olduğu sektörlerden biri madenciliktir. Bu nedenle desteklenmesi ve teşvik edilmesi gerekir. Normal vergilerin dışında fiiliyatta % 5 oranında devlet hakkı, % 5 madencilik fonu, % 2 buluculuk hakkı, % 2 belediye hissesi ve %1 ihbar hakkı gibi ek vergiler sektöre yatırımı azaltmaktadır.

*Madencilik, yatırım süresi, gelir elde etme süresi en uzun olan sektörlerin başında gelir. Bu nedenle çok büyük firmalar ancak işe girmektedir. Ülkemizde madencilik yapan firmalar küçük ve orta ölçekli kuruluşlardır. Bu nedenle finans desteği gerekir. Madencilik fonu bu amaçla kurulmuştur. Ancak bu fon 01.01.1993 tarihinden itibaren bütçe kapsamına alınmış ve gelirleri hazineye aktarılmıştır. Yetmiyormuş gibi fonlar arasında kurumlar vergisine ve gelir vergisine tabi tek fon Madencilik fonudur. Bu vergiler nedeniyle fon bütçesi daha da azalmaktadır.

*Pek çok saha kamu kurumları tarafından ruhsatlandırılmıştır. Hiçbir faaliyet yapılmayan pek çok saha özel sektör arama faaliyeti yapamamaktadır.

*Madencilik sektöründe yapılan özelleştirmeler genelde başarılı sonuçlar vermemiştir. Kamu yararı olan bor gibi stratejik madenlerin özelleştirilmesi yapılmamalıdır. İşletilmesinde kamu yararı olan özelleştirilmesi mümkün görülmeyen kamu iktisadi teşekkülleri rehabilite edilmelidir.

*Dünyada ve ülkemizde uluslararası ticaretin yaklaşık %90’ı deniz yolu ile gerçekleştirilmektedir. Büyük miktarlardaki yüklerin bir seferde taşınabilmesi, taşıma maliyetinin diğer taşıma türlerine göre daha ucuz olması, çevreyi daha az kirleten ulaştırma türü olması, taşınan yük birimi başına tüketilen enerjinin diğer ulaşım türlerine göre maliyetinin en az olması gibi nedenler, denizyolu taşımacılığını en çok tercih edilen taşıma türü yapmıştır. Deniz taşımacılığının bir limanda başlayıp diğer bir limanda sona eren bir taşımacılık sistemi olduğu göz önüne alındığında, bu sistemin bölgesel ve uluslararası ticaret aracı olarak en önemli ayağı limanlardır. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin 28 kıyı ilinde kurulu liman tesislerinde yük elleçleme gerçekleştirilmektedir. Ancak liman sayısı ve yük kapasitesinin artırılması gerekir.

*Geçmişte yapılan bazı hatalar nedeni ile madencilik sektörünün doğayı tahrip etme yönünde kötü bir imajı vardır. Tepki olarak maden işletmeciliğine karşı bazı gruplar oluşmuştur. Sektörde vahşi madenciliğe son verilmeli, üretim sonrası terk edilecek alan rekültüve edilmelidir. Böylece çevreci gurupların olumsuz tutumları mutlaka giderilmesi gerekmektedir.

*Ülkemizdeki enerji fiyatları özellikle elektrik enerjisi çok yüksektir. Neredeyse dünyanın en pahalı enerjisi tekel konumundaki devlet tarafından tüm sektörlere kullandırılıyor. Bu durum tüm sektörlerde olduğu gibi madencilik sektörünü olumsuz yönde etkilemektedir.

*Maden ocaklarında üretilen cevher zenginleştirme ve işleme tesislerine karayolu, demiryolu ve gemiler ile sevk edilmektedir. Nakliyat giderleri toplam maliyet içindeki payı yaklaşık %50-60 civarındadır. Bu yüksek nakliye maliyeti, ülkemiz madenciliğini diğer ülke madencilerine karşı rekabet gücünü azaltmaktadır. Özellikle düşük maliyetli nakliye sistemi olan deniz yolu ve demiryolu nakliye sistemleri geliştirilmelidir.

* Madenler bir seferliğine üretilebilecek ve yenilemeyen zenginlik kaynaklarımızdır. Bu nedenle çok iyi değerlendirilmesi gerekir. Üretilen cevher uç ürün haline getirildikten sonra pazarlanmalıdır.

* Sanayileşme ve kalkınmanın bedeli; asla iyi eğitilmemiş, yeterli derecede beslenemeyen, iş kazalarından ve meslek hastalıklarından gereği gibi korunamayan, işsiz kalma ve işini kaybetme korkusu yaşayan, örgütlenmeleri engellenen, sosyal güvenliğinden endişe duyan bir çalışan kesim yaratmak olmamalıdır. İnsanın refahı, mutluluğu, sağlığı ve güvenliğinden ödün veren bir sanayileşme ve kalkınma anlayışı benimsenemez. Gelişmiş ülkeler yasal önlemlerle toplumsal eğitim ve bilinçlendirmeyle sorunun çözümü yönünde oldukça mesafe kat ederken, bizim gibi sanayileşmesini tamamlayamamış, sanayi ve demokrasi kültürü gelişmemiş, eleştiri, öneri ve denetim sistematiğinin gelişmediği ülkelerde yara kanamaya devam etmektedir.

* Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, denetlenecek iş yeri sayısı ve mevcut denetim eleman sayısı dikkate alındığında gerekli denetimleri yeterince yapamamaktadır.

* Ülkemiz, iş kazalarında ön sıralarda yer almaktadır. Son yıllardaki kaza istatistikleri incelendiğinde, madencilik sektöründe iş kazalarının belirgin bir şekilde artarak devam ettiği görülmektedir.

Aslında bu sorunların dışında da pek çok sorun mevcuttur. Bir madenciye dokunursanız bin ah işiteceksinizdir.

Şekil 3: Saban ile yeraltı kömür madenciliği

Şekil 3: Saban ile yeraltı kömür madenciliği

  1. Yapılabilecekler

*Tüm madencilik işleri ve kurumları tek bir elden yönetilmelidir. Bunun için yapılması gereken başlı başına madencilik bakanlığı oluşturulmalıdır.

*Çıkarılan kanun ve yönetmelikler günümüze ve geleceğe cevap verecek şekilde şekillendirilmelidir. Yamalı bohça veya yaz-boz mantığından vazgeçilmelidir. Bürokrasi azaltılmalıdır.

* Ülkemizin ihtiyacı olan enerjinin, yerli maden kaynaklarımızdan karşılanması öncelikli hedef olmalıdır. Sanayinin ihtiyacı olan ucuz enerji üretiminin sağlanması ve bu enerjinin sürekli ve güvenilir olması sağlanmalıdır.

*Sektörü canlandıracak gerek yerli gerekse yabancı firmalara ortam, imkân ve teşvik şartları oluşturulmalıdır.

*Maden makinaları sanayisinin gelişmesi için devlet önderlik yapmalıdır.

* Ülkemizde yüzey veya yüzeye yakın madencilik yapılmaktadır. Derin saha arama ve araştırma projeleri hayata geçirilmelidir.

* Bazı ürünlerde, dışa bağımlılığın yaratacağı negatif etkileri, sosyal ve bölgeler arası dengeleri ve istihdamı dikkate alarak, üretim sürdürülmelidir.

* MTA, TKİ, TTK, ETİMADEN, BOREN, EÜAŞ, TCK, DSİ gibi madencilikle ilgili kamu kurumları güçlendirilmelidir. Üniversitelerde yapılacak AR-GE projelerine destek sunulmalıdır.

* Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının denetim kadrolarının sayısı mutlaka arttırılmalıdır.

* İşletmelerin çevresel rehabilitasyonu yükümlülükleri ciddi olarak denetlenmelidir. Devletçe maden işletmelerinden peşin olarak alınan çevre düzenleme teminatları, kesilen ağaç bedelleri gibi kaynaklar, başka fonlara aktarılmaksızın alınma amacına uygun olarak kullanılmalıdır.

* Kaçak ocak işletmeciliği ve kaçak işçilik önlenerek kayıtlı hale getirilmeli, sosyal güvence altına alınmalıdır.

* Kazalar kader değildir. Madencilik sektöründe iş sağlığı ve güvenliğine önem verilmeli, gerekli önlemler proaktif olarak alınmalıdır.

* Nitelikli ve uygun sayıda maden mühendisi planlaması, ülke gereksinimleri ölçüsünde eğitim verecek bölüm sayılarıyla sürdürülmelidir. İstihdam kaygısından uzak diplomalı işsiz maden mühendisi anlayışıyla gereğinden fazla maden bölümü açılması engellenmelidir. Maden Mühendisliği bölümlerinin ders programlarının, çağın ve sektörün gereklerine göre yeniden düzenlemesi gerekmektedir.

Şekil 4: Tamburlu kesici-yükleyici ile yeraltı kömür madenciliği

Şekil 4: Tamburlu kesici-yükleyici ile yeraltı kömür madenciliği

Madencilik sektörünün rekabet gücünü sınırlandıran unsurlar

  • Madencilik sektöründe faaliyet gösterilecek alanlarda ruhsatların alınmasında yaşanan
  • zorluklar ve bürokratik sıkıntılar Enerji maliyetlerindeki vergi yükü
  • Madencilik ürünlerinin üretimini sağlamak ve yüksek katma değerli ürünler üretmek adına ruhsat, arazi tahsisi, çevre izni ve bunu takip eden diğer izinlerin hızlı ve şeffaf bir mekanizmaya bağlama yönündeki eksiklikler
  • Finansal ve teknolojik güce sahip kamu veya özel sektör kuruluşların yetersizliği
  • Maden yataklarının ekonomik işletmeciliğe uygun olmaması
  • Sektördeki koordinasyon-iletişim eksikliği Güvenlik kültürü eksikliği
  • İş kazaları ve meslek hastalıkları oranının yüksekliği
  • Katma değeri yüksek ürünün elde edilememesi
  • Üniversite – sanayi iş birliğinin geliştirilememesi sorunu
  • Sektörde üretimin küçük firmalar tarafından gerçekleştirilmesi nedeniyle üretimde verimlilik artışının istenilen düzeye ulaşamaması

2016 yılı maden ihracat ürünlerini değer ($) bazında ilk 10 ürünü incelediğimizde sıralama; mermer ve traverten ham blok ve plakalar halinde, işlenmiş mermer, krom, tabii boratlar ve konsantreleri, çinko, bakır, feldspat, diğer kıymetli metal cevherleri ve zenginleştirilmiş kıymetli metal cevherleri, kurşun, işlenmiş traverten şeklindedir. İlk 10 üründe toplam 3.021.326.528 $ ihracat geliri olmuştur. Toplam maden ihracatımızın 3.558.788.269 $ olduğu durumda ilk 10 ürün %84,89 paya sahiptir (Şekil 5).

Şekil 5: Maden ihracat ürünlerini değer ($) bazında ilk 10 ürün

Şekil 5: Maden ihracat ürünlerini değer ($) bazında ilk 10 ürün

  1. Sonuç

Madenler, milyonlarca yılda oluşan, tüketildiğinde yenilenemeyen kaynaklardır. Bu nedenle mutlaka etkin bir planlamayla ülkenin ihtiyaçları göz önüne alınarak çevreye duyarlı bir şekilde ve kamu yararı öncelikli olarak üretilmelidir. Madenlerin aranmasında, bulunmasında ve işletilmesinde mühendislik bilim ve teknolojisi, uluslararası kabul görmüş normlar kullanılmalıdır. Kaynakların işlenmesi, yarı mamul, mamul uc ürünlerin üretilmesi ve bu ürünlerin ilgili sanayi dallarında kullanımının desteklenmesi, uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü artıracaktır. Ayrıca Üniversite ve çeşitli AR-GE kuruluşları tarafından bu ürünlerin yeni kullanım alanlarının belirlenmesine yönelik bilimsel ve teknolojik araştırmaların yapılması teşvik edilmelidir.

Madencilik konusunda istikrarlı bir devlet politikası geliştirilmelidir. Madencilik sektörünün geliştirilmesi, güçlendirilmesi, sorunların çözümü, madencilik faaliyetlerinin desteklenmesi ve iyileştirilmesi kapsamında ulusal maden politikalarını belirleyerek maden kaynaklarımızın dünyadaki yeni gelişmelerin ışığında ulusal ekonomiye yüksek düzeyde         katkı sağlayacak biçimde değerlendirilmesi için Maden Bakanlığı’nın kurulması zorunludur. Bürokrasi azaltılmalıdır. Sektör üzerindeki ağır vergi yükü azaltılmalıdır.

Sanayi içinde katma değeri yüksek, rekabet yeteneği olan maden makina imalat sektörü pek çok sektöre “girdi” olan ürünleri verdiğinden ve geniş bir yan sanayi ile çalıştığından dışa bağımlılığı da azaltmaktadır. Ülkemiz için bu konu özellikle önemlidir. Gelişmiş bir maden makina imalat sanayi, daha az dışa bağımlılık, daha az döviz harcanması ve daha az açık veren bir dış ticaret dengesi demektir.

Şekil 6: Türkiye maden yatakları (MTA)

Şekil 6: Türkiye maden yatakları (MTA)

KAYNAKLAR

  1. TATAR, Ç., KIZIL, S. (1994), “Bitmeyen Şarkı: Madenciliğin Eğitsel Sorunları ve Çözüm Önerileri”, Madencilik Bülteni, TMMOB Maden Mühendisleri Odası Yayını, Sayı 36, Eylül-Ekim 1994, Ankara.
  2. O. Aksoy, İ. Cöcen, A. H. Onur, Ç. Tatar, A. Akar, (2005) “Maden Mühendisliği Eğitiminde Profesyonalizm” D.E.Ü. 2. Aktif Eğitim Kurultayı, 04-05- Haziran 2005, İzmir.
  3. İ.H. Kırşan, (2001) “Madencilik Sektörünün Sorunları ve Çözüm Önerileri”, Türkiye 17. Uluslararası Madencilik Kongresi ve Sergisi-TUMAKS 2001, © 2001, ISBN 975-395-416-6
  4. 2012 İller Bazında Deniz yolu Taşıma İstatistikleri, T. C. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü, ISBN: 978-975-493-056-6, 2013Ankara
  5. TMMOB Maden Mühendisleri Odası, “Madencilik sektörü ve politikaları raporu”, Mart 2011, Ankara
  6. “Madencilik sektörünün sorunları ve çözüm önerileri” Dökme Malzeme, Görkem Ofset Matbaa, Sayı:13, Eylül-Ekim 2016, İstanbul, TATAR, Ç.
  7. TATAR, Çelik, “Türkiye’de Maden Makinaları Kullanımı”, Türkiye Tarihi Madenler Konferansı, 3-5 Aralık 2015, Trabzon
  8. Maden makinaları sempozyumu sonuç bildirgesi, TMMOB Maden mühendisleri odası yönetim kurulu 8 Mayıs 2011, İzmir
Share.

About Author

Leave A Reply

'