KENDİNE MEYDAN OKUMAK / İLKER TAN

0

Sıkı çalışarak, kendilerinden fedakârlıklar yaparak, eski moda yaklaşımlarla, kendilerine rağmen başarılı olan şirketler olduğunu defalarca görmüşsünüzdür. İş felsefeleri dedelerden babalara, babalardan da torunlara kadar aktarılmıştır. Geçmişte işe yarayanların gelecekte de işe yarayacağı algısına sahiptirler. Bazen böyle şirketlerin geçmiş ile gelecek arasında sıkışıp kaldıklarını düşünürüm. Öyle ki; ”Geçmişte işe yarayanların, gelecekte de işe yaracağına olan inançları, onların aynı zamanda katili olabilir mi acaba?” diye sorarım kendime. Çünkü bu tehlikeli ve sinsi katil, şirketin sonunu getirebilir. İşte bu cinayete ortak olmamak için, bilinmesi gereken her şeyi zaten bildiğini zanneden bu geleneği, içinde bulunduğu derin uykudan uyandırmak gerekir.

Uzun vadede bir şirketin sonunu getiren en tehlikeli on yaklaşımı sıralıyorum:

“RAKİPLERİMİZİ TANIYORUZ…”

Her zamanki şüphelileri biliyor olabilirsiniz ancak gelecekte karşınıza çıkabilecek başka rakipler olacağını hiç düşünüyor musunuz? Çünkü bu durum sadece doğrudan rakipleriniz ile ilgili değil sektörün hatta ekonominin tamamının ve hatta ülkenin nereye gittiğine de bağlıdır.

“MÜŞTERİLERİMİZİ TANIYORUZ…”

Tanıdığınız bugünün mevcut müşterileri… Oysa yeni pazarları ve yeni müşteri tabanlarını değerlendirmek büyümenin anahtarıdır. Hedef pazarınız büyümediği müddetçe aynı müşteri tabanı ve rakiplerinizle kısır bir döngüde gidip gelirsiniz.

“PAZARLAMAYA DEĞİL, DAHA ÇOK SATIŞA İHTİYACIMIZ VAR…”

Pazarlama satış gücü için fikir hazırlar. Pazarlama olmadan sadece satış döngüsünün süresini uzatır, yeni müşteriler kazanmak için yolu daha dik yokuşlu bir hale getirirsiniz.

“SATIŞ ARAÇ GEREÇLERİMİZ VAR AMA ESKİ…”

Satış için kullandığınız materyallerinizin modası geçmiş olabilir ama yenileri de isteklerinize ulaşmanızda sihirli bir değnek gibi etki etmeyecektir. Her satış materyalinin net ve farklı bir amaca hizmeti vardır. Her birini tek tek ele alabilir, işlevini ve gereksinimlerinizi belirleyebilirsiniz. Belki de bazılarına artık sahip olmak zorunda değilsinizdir.

“POTANSİYEL MÜŞTERİLER BİZİ ANLAMIYOR…”

Ne yaptığınız ve neden farklı yaptığınız konusunda bilgi sunamazsanız, ne kadar tekrarlarsanız tekrarlayın işe yaramayacaktır. Bu durumu hafife almayı bırakmalı ve bu zorluğu neden aşamadığınızı çözmeye çalışmalısınız. Hep aynı yöntem ve metodları kullanarak farklı sonuçlar elde edeceğinizi düşünmemelisiniz.

“SATIŞA TEK ENGEL ÜRÜNÜN YÜKSEK FİYATLI OLMASI…”

Eğer müşterilerinize pazar fiyatlarının dışında bir fiyat sunuyorsanız, yanlış pazarda olabilirsiniz. Bir de satış yapamıyor ve fiyatınızın yüksek olduğu konusunda geri bildirim alıyorsanız, bu geri bildirimin altındaki, müşteriden gelen gizli mesajı okumaya çalışmalısınız. Etrafınıza şöyle bir bakın, satış fiyatı benzerlerine göre yüksek olmasına rağmen çok satan ürünler olduğunu fark edeceksiniz.

“ZATEN MÜKEMMEL HİZMET SAĞLIYORUZ…”

Şayet bir alanda gücünüz varsa niçin bu alandan menfaat sağlamayasınız? Çok iyi olduğunuz bir alanı ele alarak daha da iyi yapabilir, siz ve rakipleriniz arasındaki uçurumu artırmak için bu alanı kullanabilirsiniz.

“GÖSTERİŞLİ TEKNOLOJİ ÜZERİNE PARA HARCAMAYA GEREK YOK…”

Teknoloji yatırımları “komşuyla aşık atmak” üzerine değil, süreçlerin nasıl optimize edileceği, maliyetlerin nasıl azaltılabileceği ve müşteri deneyiminin nasıl farklılaştırılabileceği üzerine olmalıdır. Teknolojiden maddi ve manevi olarak korkmazsanız, onu bir farklılaşma aracı olarak kullanmak sizi daha güçlü kılacaktır.

“PİYASANIN TOPARLANMASINI BEKLEMELİYİZ…”

“Bekle ve gör” yaklaşımı geçmişte işe yaramış olabilir ancak tekrar işe yarayacağının garantisi olduğu söylenebilir mi? Girişimciler her zaman işlerini kurmak ve büyütmek için yeni açılar ve yeni yollar arıyorlar. Şirketinizin geleceğini kontrol altına almak için bakış açınızı değiştirmeniz gerekebilir.

“BOZUK OLMAYAN ŞEYLERİ DEĞİŞTİRMEYE GEREK YOK…”

Sürekli gelişim felsefesini başarılı organizasyonların doğasında görürüz. “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” Bir şeyin mükemmel olduğuna ve durumun kontrol altında olduğuna inanırsanız, kendinizi zaten yeterince iyi olduğunuza inandırır ve rakiplerinize sizi aşma imkânı sunarsınız.

Başarı bazen şans eseri gelebilir. Devamlı ve kalıcı başarı ise yaratıcılık ve sürekli büyüme arzusu ile elde edilebilir. Bir kere durumdan memnun hale geldiğinizde durgunlaşmaya başlarsınız. Kendi statükonuza meydan okumak için zaman ayırdığınızda, işletmenizin geleceğine dair kaderine mühür vurulduğunu görebilirsiniz.

Share.

About Author

Leave A Reply

'