Medeniyetleri inşa eden sektör

0
Demir çelik, ana girdisi olduğu sanayinin lokomotif sektörlerinin başında geliyor. Bir ülkenin demir çelik tüketimi, refah ve gelişmişlik seviyesini gösteriyor. Ekonomileri güçlü ülkelerde ve gelişmekte olan ülkelerde tüketim artıyor. Tek bir sanayi koluna değil, birçok sektöre girdi sağlayan demir çelik, bu yönüyle ülkeler için stratejik önem taşıyor. Bulunduğu dönemden itibaren, medeniyetlerin gelişmesinde çok önemli yer tutan bu metale olan talep de, ülke ekonomilerinin genel durumuna bağlı olarak değişiyor.
Küresel anlamda demir çelik sektörünü etkileyen en önemli unsur en büyük üretici konumundaki Çin… Son yıllarda çelik üretiminde toplam kapasite Çin’in liderliğinde artış gösterirken, 10 yılda kaydedilen ve milyar tonu bulan yıllık artışın yüzde 80’inin Çin kaynaklı olduğu biliniyor. Çin’in dışında demir çelik sektöründe belirleyici etkenlerden bir diğerini ise inşaat oluşturuyor. Dünyada üretilen çeliğin yarıdan fazlası inşaat sektöründe kullanılıyor. Onu otomotiv, makine-ekipman ve petrol-doğalgaz sektörleri izliyor.

DOSYA / DEMİR ÇELİK SANAYİ

İnsanoğlu, uygarlığa ilk adımı demirin keşfiyle attı. Taş devri kapanırken, demir çağı açıldı. Tarihçesi M.Ö. 3000’li yıllara dayanan demirin ilk dönüm noktası M.Ö. 500-250 yılları arasında gerçekleşti. Çin ve Hindistan’da başlayan demir imalatı, bugünkü anlamda gelişimini 1800’lü yıllarda yaşadı. Dökme ve pik demir, 19. YY’da imal edilmeye ve sanayinin en önemli girdisi olamaya başladı.

Demirin belli oranlarda karbon, magnezyum, krom, vanadyum ve volfram gibi farklı elementlerle bileşimi sonrasında oluşan çelik ise sanayiyi yeni bir çağa taşıyan devrim niteliğinde başka bir buluş oldu. Karbon ve diğer elementlerin, demir atomundaki kristal kafeslerin kayarak birbirini geçmesini engellediği böylece sertleşme aracı rolü üstlendiği anlaşıldı. Yüksek karbon içeren alaşımlar, düşük erime noktaları ve dökme kabiliyetleri nedeniyle dökme demir olarak ayrılırken, az miktarda karbon içeren fakat demir cüruflarını da kapsayan çelik, dövme demir diye sınıflandırıldı. İki ayırt edici faktör de çeliğin pas önleyiciliğini artırıp, daha iyi kaynaklanabilirliğini sağladı.

Çelik, Rönesans’tan önce çeşitli etkisiz metotlarla üretilmişse de 19. yüzyılın ortalarında Bessemer’in icadıyla çelik pahalı olmayan seri üretim materyali olmaya başladı. İlerleme sürecinde ilave edilen temel oksijen ile çelik yapımı gibi mükemmelleştirmeler üretimin maliyetini düşürdü ve metalin kalitesini arttırdı.

Günümüzde, her yıl milyonlarca ton üretimi ile çelik, dünyada en çok kullanılan ortak malzeme… Binalarda, altyapı üretiminde, aletlerde, gemilerde, otomobillerde, makinelerde, aksesuarlarda, silahlarda ve hayatın her alanında çelik var. Üstelik vazgeçilmez…

SANAYİNİN BEL KEMİĞİ

Demir çelik, ana girdisi olduğu sanayinin olmaz olmaz malzemesi. Aslında medeniyet denklemi de denilebilecek sürecin ilk basamağı. Bunu şöyle formüle etmek de mümkün: Demir çelik – sanayi – kalkınma – medeniyet… Şöyle ki, medeniyetler ekonomik kalkınmayla birlikte inşa ediliyor. Kalkınmanın yolu sanayiden geçiyor. Sanayinin temelini ise demir çelik oluşturuyor.

Demir çelik ürünleri dayanıklı tüketim malları ve yatırım malları sanayinin ana girdisi özelliğini taşıyor. Bu nedenle, bir ülkenin demir çelik tüketimi, o ülkedeki refah ve gelişmişlik seviyesinin en önemli göstergelerinden biri kabul ediliyor. Ekonomileri güçlü ülkelerde ve gelişmekte olan ülkelerde demir çelik tüketimi sürekli artıyor. Aynı şekilde tüketim hızını karşılayabilecek üretim kapasiteleri oluşturuluyor.

Demir ÇelikÇELİK TÜKETİMİ KALKINMIŞLIK DÜZEYİNİ GÖSTERİYOR

Gelişmişlik konusunda demir çelik türleri de belirleyici özellik taşıyor. Gelişmiş ülkelerde toplam demir çelik üretimi ve tüketimi içerisinde yassı çelik ürünün payı, gelişmekte olan ülkelere göre daha yüksek. Bu durum çelik tüketimi ile kalkınmışlık düzeyi arasındaki ilişkiyi en net biçimde ortaya koyuyor.

Demir çelik sektörü, tek bir sanayi kolu değil, birçok sektöre girdi sağlıyor. Bu yönüyle ülkelerin ekonomisinde stratejik önem taşıyor. Sanayinin lokomatif sektörlerinin başında gelen demir çelik, büyük ölçekli yatırımlar gerektiriyor. Dolayısıyla demir- çelik sanayi sermayesinin yönünü yıllar içinde değişkenlik gösteriyor. Örneğin, 1960’lı yıllar az gelişmiş ülkelere petro-kimya, demir-çelik gibi temel sanayi dallarına ait üretim birimlerinin yerleşmeye başladığı dönem olarak biliniyor.

STRATEJİK NİTELİĞİYLE KAMUNUN GÖZ BEBEĞİ

Yatırımlarının büyüklüğü ve aynı zamanda stratejik nitelik taşıması demir çelik sektörünün devlet eliyle gelişmesini mecbur hale getiriyor. Ancak özel sermaye de yeni kar alanları açma amacıyla demir çelik sektörüne büyük yatırımlar yapıyor. Nitekim, 1980’li yıllardan sonra sektörde büyük bir özelleştirme furyasının başladığı görülüyor.

Demir çelik talebi, ülke ekonomilerinin genel durumuna, alt yapı yatırımlarına, konut yatırımlarına ve inşaat sektörünün gelişme düzeyine bağlı olarak değişiyor.

DEMİR ÇELİKTE İKİ TEMEL ETKEN: ÇİN VE İNŞAAT

2000’li yıllar, demir çelik sektöründe kapasite ve üretim açısından bir dönüm noktası özelliğini taşıyor. Bu dönemde küresel ölçekte hızlı bir büyüme eğilimi dikkat çekiyor. İlerleyen yıllarda küresel ekonomik krizlere bağlı olarak zaman zaman yavaşlamalar görülse de yaklaşık son 20 yıla sektördeki büyüme damgasını vuruyor. Üstelik kriz dönemlerinde dahi demir çelik kapasite artışlarında duraksama yaşanmadığını belirtmek gerekiyor.

Küresel anlamda sektörü etkileyen en önemli unsur en büyük üretici konumundaki Çin… Son yıllarda çelik üretiminde toplam kapasite Çin’in liderliğinde artış gösterirken, 10 yılda kaydedilen ve milyar tonu bulan yıllık artışın yüzde 80’inin Çin kaynaklı olduğu biliniyor. 2015 yılı verilerine göre küresel çelik üretim kapasitesi yıllık 2,3 milyar ton. Bu rakamın geçtiğimiz yıl (2016) yüzde 1 oranında daralarak 1,6 milyar tona düşmesinin altında da yine Çin ekonomisindeki yavaşlama yatıyor.

Çin’in iç pazardaki fazla ürünü ihracat aracılığıyla dış pazarda eritmeye çalışması da küresel anlamda sıkıntılara yol açıyor. Çin çeliğinin dünya piyasalarında artmasıyla birlikte ürün fiyatları ve dolayısıyla üreticilerin kâr marjları düşüyor. Birçok köklü çelik üreticisinin zarar etmesi buna bağlanıyor.

Çin’in dışında demir çelik sektöründe belirleyici etkenlerden bir diğerini ise inşaat oluşturuyor. Dünyada üretilen çeliğin yarıdan fazlası inşaat sektöründe kullanılıyor. Onu otomotiv, makine-ekipman ve petrol-doğalgaz sektörleri izliyor. Kullanılan demirin cinsi de sektörlere göre farklılıklar arz ediyor. İnşaat sektöründe doğal olarak uzun ürünler kullanılırken, otomotivde yassı ve galvanizli ürünler daha çok tüketiliyor.

TÜRKİYE’NİN ÇELİĞİ İNŞAATA GİDİYOR

Yurt içinde de çelik talebinin en güçlü olduğu sektör inşaat… Toplam çelik tüketiminin üçte ikisi inşaat sektörünün hanesine yazılıyor. Üstelik uzun çelik ürünlerinin neredeyse tamamı inşaatlarda kullanılıyor. Yapı kalitesindeki değişimle birlikte yassı çelik ürünlerinin de inşaatlara girmeye başladığını belirtmek gerekiyor. Türkiye’de yassı ürün talebi yoğun olarak imalat sanayinden geliyor. Otomotiv ve makine imalatı büyüdükçe yassı çelik talebi de artıyor.

Türkiye, demir çelikte son yılların en hızlı büyüyen ülkelerinden biri oldu. 2000’li yıllardan sonra çelik üretim kapasitesi 20 milyon tonlardan 2015 itibariyle 50 milyon tonlara kadar çıktı. 2000’de dünya ham çelik üretimi listesinin 17. sırasında yer alan Türkiye, 2016’da adını 8. sıraya yazdırmayı başardı. Avrupa’daki çelik üreticileri arasında ise Almanya’dan sonra 2. sıraya yerleşti. Ülkemizde çelik üretim artışının, Çin ve Hindistan gibi büyük üreticilerin üretim artışlarının ardından üçüncü sırada yer alması, Türkiye’nin demir çelik üretiminde belli bir seviyeye geldiğini göstermesi açısından büyük önem taşıyor.

ÇİN ORTADOĞU’DA YAYILINCA TÜRKİYE AFRİKAYA AÇILDI

Türkiye’nin demir çelik sektöründeki sorunlarının başında da yine Çin geliyor. Çin ürünlerinin ihracat pazarında ve yurt içinde fazlalaşması Türkiye’deki çelik üreticilerini zor durumda bırakıyor. Özellikle Türk demir çelik sektörünün en büyük ihracat pazarını oluşturan Ortadoğu ülkelerinde Çin kaynaklı sıkıntılar yaşanıyor. Türkiye’nin çelik ihracatının yüzde 30’unun yapıldığı Ortadoğu ülkelerindeki iç karışıklıklar ve buna bağlı olarak inşaat sektörünün ivme kaybetmesi de bu sıkıntılara ekleniyor.

Türkiye’nin Ortadoğu dışında yeni pazar arayışında ilk durağı ise Kuzey Afrika… Bu coğrafyada önemli fabrika yatırımları yapan Türk şirketleri son yıllarda rotasını Avrupa pazarına da çevirmiş durumda. Avrupa’da tesis kurulma çalışmalarının başladığına dönük bilgiler sürekli gündeme geliyor.

AMERİKA’DAN TÜRK ÇELİĞİNE ENGEL

Türk demir çelik sektörünün en güncel sorunu ABD…  Türkiye’nin önemli pazarlarından birini oluşturan ABD’nin Türk çelik ürünleri ithalatına uyguladığı vergiyi artırması, Türkiye’ye yasak getirme çabası olarak yorumlanıyor. Sektörün ihracatına yönelik en büyük baskıyı oluşturan bu gelişme, her iki ülkenin sivil toplum örgütlerinin tepkisini çekiyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın çelik ithalatına yasaklama getireceğine dair açıklamalarından sonra Türkiye dikkat çekici girişimlerde bulundu. Çelik İhracatçıları Birliği, geçtiğimiz aylarda ABD’li temsilcilerini Türkiye’de ağırladı. Petrol Kongresi münasebetiyle gerçekleştirilen görüşmelerde ABD temsilcilerinin Trump’a tepkisi dikkat çekti. Toplantıda yer alan Houston Belediye Başkanı Sylvester Turner, Houston Ticaret Odası Başkanı Bob Harvey ve Houston Liman Komiseri Theldon Branch yasak çabalarını boşa çıkaran açıklamalar yaptı. Houston şehrinin 2015 yılında Türkiye’den gerçekleştirdiği 1,1 milyon tonluk çelik ithalatı ile rekor kırdığı bilgisi söz konusu toplantının önemini gözle önüne serdi.

HOUSTON HEYETİNDEN TRUMP’A TEPKİ

Houston Belediye Başkanı Turner, Türkiye ve Houston’un ticari anlamda önemli bir partner olduğunu vurgulayarak uygulanan engellemeleri eleştirdi. “Birçok konunun üst makamlara şehirlerden aktarıldığı göz önüne alınırsa sizlere yardımcı olmak isteriz.” dedi. Houston Liman Komiseri Theldon Branch ise tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Donald Trump’ın yürürlüğe koymaya çalıştığı Section 232 bizler için de endişe vericidir. Bu kararın yürürlüğe girmesi Türkiye ve Houston limanı arasında ticarete de set koyar. Konunun sakıncalarını bir mektup ile ABD Ticaret Bakanlığına ileterek bizler de girişimde bulunacağız.”

Heyet toplantısında konuşan Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci de var olan ticaret hacmini genişletmek adına büyük uğraşlar verdiklerinin altını çizdi. Türk çelik sektörünün Houston’da önemli yatırımları olduğunu hatırlatırken, bu yatırımların giderek artacağına işaret etti.

Demir ÇelikTÜRKİYE’DE DEMİR ÇELİK SANAYİ

Türkiye’nin hızlı bir büyüme ve başarılarla dolu demir çelik serüveni, cumhuriyetin ilanını takip eden ilk yıllara dayanıyor. Demir çelik sanayinin kurulup kurulmayacağının incelenmesine, 1925 yılında İktisat Vekaleti tarafından başlanıyor. Yurt dışından uzmanlar getiriliyor ancak çalışmaların devamı gelmiyor. 1928 yılı başlarında Erkan-ı Harbiye’de bir toplantı yapılarak Demir Çelik Sanayinin durumu yeniden masaya yatırılıyor. Fakat bütçeye ödenek konmadığı için çabalar ikinci kez sonuçsuz kalıyor.

Bu arada 1925’te yaşanan küçük çaplı bir gelişmeyi hatırlatmakta fayda var. Kırıkkale’de Askeri Fabrikalar Müdürlüğü’ne bağlı şu anda MKEK olarak bilinen ve savunma sanayinin çelik ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan bir fabrika 50.000 ton üretim kapasitesi ile çalışmaya başlıyor. Fabrika, her türlü takım çelikleri, makine yapı çelikleri ve az miktarda inşaat demirleri üretiyor. Çelik sektörüne ilişkin ilk yatırımlar ise 1. ve 2. sanayi plânları kapsamında, 1930’lu yıllarda gerçekleştiriliyor.

Türkiye’de Demir Çelik Sanayinin kurulması çalışmalarına 1932 yılında Rus heyetinin incelemeleri ile yeniden başlanıyor. Heyetin verdiği raporda, son derece olumlu değerlendirmeler yer alıyor ve demir çelik sanayinin kurulmasının ülke ekonomisine getireceği kazançlar sıralanıyor. Nihayetinde Birinci Sanayi Planı’nın en önemli kuruluşu gerçekleştiriliyor ve yer olarak maden kömürü havzasına yakın olan Karabük seçiliyor. Demiryolu güzergahının üzerinde oluşu, yörenin işçi yerleşmesine uygunluğu, jeolojik bakımdan ağır endüstri kurulmasına elverişliliği de Karabük tercihinde etkili olan diğer unsurlar olarak sıralanıyor.

ÇELTİK TARIMINDAN ÇELİK SANAYİNE

Türkiye’de ağır demir sanayinin (Demir Çelik Sanayinin) kurulmasına dair kanun, 17 Mart 1926’da kabul ediliyor. 29 Mart 1926 tarihli 334 sayılı Resmi Gazetede, 786 No.lu Kanun olarak yayınlanıyor.

10 Kasım 1936’da İngiliz Hükümeti ile imzalanan 2,5 milyon Sterlinlik bir kredi anlaşması üzerine H.A. Brassert firmasına ihale edilen tesislerin temeli; 3 Nisan 1937’de zamanın Başvekili İsmet İnönü tarafından, Karabük’teki geniş çeltik tarlaları üzerine atılıyor. Böylece Karabük’te çeltik tarımından çelik sanayine dönülerek Türkiye’nin ilk ağır sanayi hamlesi başlatılmış oluyor. Söz konusu fabrika 13 Mayıs 1955’e kadar Sümerbank’a bağlı “Demir Çelik Fabrikaları Müessese Müdürlüğü” adı altında çalışıyor. Müesese, bu tarihten sonra 6559 sayılı kanunla bağımsız bir KİT durumuna geliyor ve “Türkiye Demir ve Çelik İşletmeleri Genel Müdürlüğü” adını alıyor. (Kaynak: www.tdci.gov.tr)

KARDEMİR’İ ERDEMİR VE İSDEMİR İZLEDİ

Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları (KARDEMİR) ülkemizin ilk entegre tesisi özelliğini taşırken, ülkenin gelişen ekonomik koşulları ve üretimin talebi karşılayamaması üzerine 1965 yılında ikinci demir çelik fabrikası kuruluyor. Ereğli Demir Çelik Fabrikaları’nı (ERDEMİR) 1975’te İskenderun Demir ve Çelik Fabrikaları (İSDEMİR) takip ediyor.

İSDEMİR ve ERDEMİR’in 2006 yılı Mart ayında özelleştirilmesinin tamamlanması ile Türk Demir Çelik Sektörü MKEK hariç özel kesim tarafından yürütülen bir sektör haline geliyor.

Demir ÇelikDEMİR ÇELİĞİN TARİHÇESİ

Demir;  yerkabuğunda en çok bulunan metal… Orta sertlikte ve gri renkli… Ağır metallerin en önemlisi olan ve bir çağa adını veren demir; yerkabuğunda yaklaşık yüzde 4 – yüzde oranında bulunuyor. Yeryüzünün çekirdeğini oluşturan sıvı haldeki eriyiğin de büyük oranda demir olduğu tahmin ediliyor.

Saf demir, dövülüp işlenmesi,  levha ve tel haline getirilmesi kolay olan bir metal… Bulunduğu dönemden itibaren, medeniyetlerin gelişmesinde çok önemli yer tutan demir günümüz sanayisi ve inşaat sektörünün temel taşlarından biri.

Demirin M.Ö. 4000-3500 yıllarından itibaren,  Mısır ve Sümer uygarlıklarında kullanıldığını gösteren bulgular var. Yeryüzünde metal halinde bulunmayan demiri,  ilk kullananların göktaşlarından (meteor) elde ettikleri sanılıyor. Taş devrinden sonraki devre adını veren demirden, öncelikle kesici ve delici aletler yapılmış. Ardından ev ve mutfak gereçleri hazırlanmış. M.Ö. 2000 yıllarında,  bugünkü Orta Doğu ve Anadolu’da demirin yaygınlaştığı, savaş araç ve gereçlerinde bu metale dönüşün hızlandığı görülüyor. Günlük hayatta demirin kullanılmaya başlaması Hititler dönemine rastlıyor. Elde edilen bulgulara göre M.Ö. 1200-1000 yıllarında, Orta Asya Türkleri demir kullanıyordu. Çin ve Hindistan’da demir imalatı ise M.Ö. 500-250 yıllarına rastlıyor. Bugünkü anlamda dökme ve pik demir,  19. YY’da imal edilmeye ve sanayinin en önemli girdisi olamaya başladı.

DEMİRİN KARBONLA ALAŞIMI VE ÇELİĞİN DOĞUŞU

Çelik, demir elementi ile genellikle yüzde 0,2 ila yüzde 2,1 oranlarında değişen karbon miktarının bileşiminden meydana gelen bir alaşım. Çelik alaşımındaki karbon miktarları çeliğin sınıflandırılmasında etkin rol oynuyor. Demir elementini alaşımlamada karbonun dışında magnezyum, krom, vanadyum ve volfram gibi farklı elementler de kullanılabiliyor. Karbon ve diğer elementler, demir atomundaki kristal kafeslerin kayarak birbirini geçmesini engelliyor ve sertleşme aracı rolü üstleniyor. Alaşımlayıcı elementlerin, çelik içerisindeki, değişen miktarları ve mevcut bulundukları formlar çelikte sertlik, esneklik ve gerilme noktası gibi özellikleri kontrol ediyor.

Çelik, Rönesans’tan uzun süre önceleri çeşitli etkisiz metotlarla üretilmişse de 17. yüzyılda icat edilen daha etkili üretimlerden sonra kullanımı yaygın bir hâl aldı. 19. yüzyılın ortalarında Bessemer’in icadıyla çelik pahalı olmayan seri üretim materyali olmaya başladı. İlerleme sürecinde ilave edilen temel oksijen ile çelik yapımı gibi mükemmelleştirmeler üretimin maliyetini düşürürken metalin kalitesini arttırdı.

DEMİR ÇELİK ÜRETİMİNDE İKİ AYRI YÖNTEM

Sektörde kullanılan hammaddeler üretim yöntemine göre farklılaşıyor. Bazik Oksijen Fırını (BOF) tabanlı tesislerde ham çelik imalatında demir cevheri, hurda metal ve taş kömürü kullanılıyor. Buna karşın Elektrik Ark Ocaklı (EAO) tabanlı tesislerde ise hurda metalden üretim gerçekleştiriliyor. Dünyada ham çelik üretiminin yüzde 74,4’ü BOF tabanlı tesislerde yapılıyor. Bu tesislerin artması demir cevherine yönelik talebin de artmasını sağlıyor. Önde gelen demir cevheri üreticileri Çin, Avustralya ve Brezilya…

Türkiye’de çelik üretimi dünyadaki tablonun EAO bazlı tesislerde gerçekleştiriliyor. Üretim sürecinde hurda metal kullanan bu işletmeler ara mal ihtiyacını dış pazarlardan karşılarken, Türkiye dünyanın en büyük hurda ithalatçısı konumunda bulunuyor.

Share.

About Author

Leave A Reply

'