Petrolü olmayan Türkiye için ‘Kimya’ büyük bir fırsat

0
Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Başkanı Haluk Erceber, Kontrol Dünyası Dergisi’nin sorularını cevapladı; TURKCHEM 2018’den kimya sektörünün ihracat başarısına kadar pek çok konuda önemli değerlendirmelerde bulundu. Kimya Sanayi’ni, petrol ve doğalgazı olmayan Türkiye için büyük bir fırsat olarak gören Erceber, bu konuda Çin ve Almanya’yı örnek gösterdi. “Ülkemizde petrol ve doğalgaz kaynakları yok ama genç bir nüfusumuz var. Bu gençleri Ar-Ge faaliyetlerinde değerlendirerek hammadde yoğun değil teknoloji yoğun ürünler üretmek stratejimiz olmalı.” diyen Erceber, Türkiye’nin yüksek kârlılık yaratan özel kimyasal ürünlerinde rekabetçi olabileceğinin altını çizdi.

KONTROL DÜNYASI / ÖZEL RÖPORTAJ

TKSDTürkiye’nin en çok ihracat yapan ikinci sektörü Kimya Sanayi,  424’ü yabancı sermaye ortaklı olmak üzere 10.000’in üzerinde firmadan oluşuyor. 500.000 kişiye istihdam sağlayan sektör, bu yıl büyük bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. İki yılda bir düzenlenen Uluslararası Kimya Sanayi Fuarları TURKCHEM, Türkiye ve EMEA Bölgesi’ndeki en geniş kapsamlı, Avrasya Bölgesi’ndeki tek ve en büyük fuar özelliğini taşıyor. 8-10 Kasım 2018 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilen organizasyona, 50’yi aşkın ülkeden yüzlerce firma ve binlerce profesyonel ziyaretçi katılıyor. Fuarın en güçlü destekçileri arasında ise Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği (TKSD) yer alıyor. Dernek Başkanı Haluk Erceber ile hem TURKCHEM 2018’i hem de Kimya Sanayi’ndeki ihracat başarısını konuştuk.

Erceber, ‘Kimya’yı petrol ve doğalgaz bakımından yoksun olan Türkiye için büyük bir fırsat olarak görüyor. Bu konuda Çin ve Almanya’yı örnek gösterirken, “Petrolün tamamını ithal eden Çin, 35 yıl önce dünya kimya ve petrokimya sektöründe hiç söz sahibi değilken lider konumuna yükselmiştir. Almanya’nın da kendine ait petrol ve doğalgaz kaynakları yoktur. Ancak, kimyada üçüncü sırada gelmektedir.” diyor. Türkiye’nin de petrol ve doğalgaz kaynakları olmamasına rağmen genç bir nüfusu bulunduğunu belirten Erceber, bu gençlerin Ar-Ge faaliyetlerinde değerlendirilmesini ve hammadde yoğun değil teknoloji yoğun ürünler üretme stratejinin benimsenmesini istiyor. Yüksek kârlılık yaratan özel kimyasal ürünlerinde Ar-Ge başarısı sağlanarak dünyada rekabetçi olabileceğimizin altını çizen Erceber, TURCHEM’i de bu açıdan önemsiyor. Fuarda katılımcılara sadece bir ticaret ortamı değil, sektördeki gelişmeleri takip edebilecekleri fırsatların sunulduğunu ifade eden TKSD Başkanı Haluk Erceber’in sorularımıza cevaben dile getirdiği görüşler özetle şöyle:

İHRACAT TERCİH DEĞİL ZORUNLULUK

– Türk Kimya Sanayi, geçtiğimiz ay en çok ihracat yapan sektörler bazında ikinciliğe yükseldi. Bu başarının altında yatan faktörler nelerdir? Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Türk Kimya Sanayi için ihracat artık bir tercih olmaktan öte bir zorunluluk. Sektör %70 oranında ithalata bağımlı üretim yaptığından döviz kurundaki dalgalanmalardan had safhada etkilenmesi kaçınılmaz. Bu etkileri minimum seviyeye indirmek için ihracata ağırlık vermemiz gerekiyor. Ayrıca iç piyasada yaşanan durgunluk süreçlerinde ihracatın varlığı pozitif etken. Sektörün bu gerçeği, yıllar içinde ihracat yönünü güçlendirmesine yaradı ve sektörümüz krizlerden daha az etkilenerek çıkmayı başardı. Ancak, göz ardı etmememiz gereken bir nokta var ki ihracatımız artarken birim fiyatlarımızın artmadığını, sektörün kârlılık oranının yerinde saydığını görüyoruz. Kimya sektörünün ihracatında farklı alt sektörlere ait birim fiyatların ortalaması 1,30 dolar civarında. Sektörün kârlılığı da %8-10 arasında seyrediyor. Kimya sektörünün dünyada en güçlü olduğu Avrupa’da hem kârlılık hem ihracatta birim fiyat ortalaması Türkiye’dekinin iki katı. Bu nedenle kimya sektörünün ihracattaki başarısının sürdürülebilir olmasını sağlamak için aslında daha katma değerli ürün ihracatına ağırlık verilmesi ve firmalar arasında sinerji yaratılmasını sağlayarak kâr marjlarının yükseltilmesi gerekiyor. Türk kimya sektöründe yeni teknolojik yatırımların yapılması ve yenilikçi ürünlerle dünya pazarında rekabetçiliğin arttırılması kaçınılmaz oldu. Hedeflediğimiz yerli ve milli kimya yatırımlarının aynı zamanda 24 milyar USD’ı bulan kimya sektörü dış ticaret açığını da azaltmada önemli etkisi olacaktır. Kimya sektörü için 2050 yılı düşünülerek, yeni teknolojik ürünler ve en az üç limanı olan kimya kümelenmesi içeren ‘masterplan’ yaptırılarak gelecek şekillendirilmelidir. Sektörün halen %1 olan büyük ölçekli firma sayısı hızla yükseltilmelidir (Almanya’da %68). Türk Kimya sektörünün halen dünya kimyasal ticaretinde %1 olan payının 2030 yılında %3 hedefi ile 100 milyar Euro gelire ulaşması mümkündür.

ÇİN’İN KİMYA GELİRİ 1,5 TRİLYON EURO’YA YAKLAŞTI

– Petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynakları bakımından fakir olan ülkeler için kimya sanayi bir fırsat olarak değerlendirilebilir mi? Bu konuda neler yapılmalıdır?

Petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynakları olmayan ülkeler kimya sanayinde rekabetçi olabilmek için kendilerini geliştirmek ve firmalar için bu dezavantajı bertaraf edecek sinerjiler yaratmak zorunda. Petrolün tamamını ithal eden Çin, 35 yıl önce dünya kimya ve petrokimya sektöründe hiç söz sahibi değilken 2015 yılında 1,409 trilyon Euro gelir ile dünya kimya ticaretinin % 40 payına sahip olmuş ve lider konumuna yükselmiştir. Çin bu hızlı gelişimini deniz kenarında kurduğu yirmiden fazla mega ölçekli (4.000-10.000 Hektar) kimya kümesine borçludur. Ancak yüksek düzeyde, ucuz iş gücü ve iç talep varlığı bu sistemin kurulmasında etkili olmuştur. ABD, 519 milyar Euro ile ikinci, Almanya ise 148 milyar Euro ile üçüncü sırada yer almaktadır. Almanya’nın da kendine ait petrol ve doğalgaz kaynakları yoktur. Ancak, hem kümelenmeler, hem limanlar hem de etilen, propilen ve nafta gibi petrokimya hammaddelerini boru ağları ile yatırımcıya getirme cazibesini yıllar önce yaratmışlardır. Türkiye de petrokimya hammaddeleri olan doğalgaz, etilen, propilen, ham petrol ve naftanın üretim noktalarına olan daha fazla yakınlığının avantajını en iyi şekilde kullanarak bu ülkelerin 35 yıl önce uyguladıkları kimya sanayi gelişim stratejisini ve yöntemini uygulasaydı bugün kimya sanayi daha gelişmiş bir noktada olabilirdi.

PETROL VE DOĞALGAZIMIZ YOK AMA GENÇ NÜFUSUMUZ VARTKSD Baskanı Haluk Erceber

Ancak 35 yıl önce yapılması gereken yatırımları bugün yapmakta ısrar etmek artık doğru bir strateji değildir. Günümüzün globalleşen dünyasında her ülke her çeşit ürünü üretmek zorunda değil. Enerji yoğun üretilen ve kimya sanayiine hammadde teşkil eden ürünleri ithal etmeye devam ederek katma değerli ürünler üretip petrokimyasalların piyasasına yön veren ülke olmak da mümkün. Yaklaşık %10 civarında gereksiz masraflardan tasarruf imkânı veren kimya kümeleri, yeni ürünlerde (özel kimyasallarda) öncü ve lider olma başarısı ile aynı zamanda yeni ve yüksek teknolojili yatırımlar yaparak sektörümüzü büyütebiliriz. Her ülkenin farklı avantajları var ve önemli olan bu avantajları en iyi şekilde kullanarak fırsata çevirmek. Örneğin ülkemizde petrol ve doğalgaz kaynakları yok ama genç bir nüfusumuz var. Bu gençleri Ar-Ge faaliyetlerinde değerlendirerek hammadde yoğun değil teknoloji yoğun ürünler üretmek stratejimiz olmalı. Yüksek kârlılık yaratan özel kimyasal ürünlerinde Ar-Ge başarısı sağlayarak dünyada rekabetçi olabiliriz. Artık Avrupa’da yeni bir rafineri veya cracker yapılmayacak. Aynı şekilde Singapur Jurong adası gelecek planında da yeni bir rafineri görülmeyecek ancak Jurong yönünü tekstil, otomotiv ve tarım sektörleri için özel kimyasallar üretimine çevirmiş bulunuyor.

Türk Kimya sektörünün lokasyonu itibarıyla avantajını kullanarak dünyanın hızla değişen ticaret rotasında güçlü konuma gelme şansı oldukça yüksektir.

GÜÇLÜ AR-GE İÇİN GÜÇLÜ ÜRETİM ŞART

– Kimya sanayinde Ar-Ge çalışmalarına verilen önemi, ayrılan kaynakları ve kurulan merkezleri yeterlilik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ülkemizde, Ar-Ge merkezlerinin hatta inovasyon çalışmalarının karlılığa, yeni ürün geliştirmeye, rekabetçiliği kuvvetlendirmeye olan katkısı maalesef düşüktür. Güçlü Ar-Ge için güçlü üretim şarttır. Son 30 yıldaki üretim ve Ar-Ge faaliyetleri ile sıfırdan dünya kimyasal ticaretinin %40 payına sahip olma başarısını gösteren Çin, bugün 3 üniversitesini dünyanın kimya bilimi eğitimindeki en başarılı ilk on listesi içine sokmuştur. Taiwan ve Singapur da bu listeye birer üniversitesini dahil etmeyi başarmışlardır.

Ar-Ge merkezlerinin başarı ölçüsü üretime, yenilikçi ve özel ürünlere, kârlılığa etki eden başarılı projelerin sayısı ve gelişim süresi ile ölçülmelidir. Üniversitelerimizde, hatta liselerde daha kuvvetli eğitim verilmeli ve öğrenciler mezun olmadan sanayi şirketlerinde uzun süreli çalışmalar yapmalıdır. Üniversite-Sanayi İşbirliği için yeni modellerin tespit edilmesi gereklidir.

AR-GE BÜTÇELERİ İLE İHRACAT HAREKETLERİ PARALEL

Türkiye’de Ar-Ge’nin verimli olmaması ve inovasyonun zayıf olması ile ilgili nedenleri aşağıdaki gibi sıralamak isterim.

  • Özel sektörde fikir üretmeden ve kârlılığı sağlamadan ayakta kalmak mümkün olmadığından çalışanları inovatif düşünmeye ve inovatif projelerin artması için gerekli devlet desteğinin sağlanmaması.
  • Ar-Ge ve İnovasyona ayrılan bütçenin halen istenilen düzeyde olmaması. GSYH içindeki %1 olan Ar-Ge payı en az % 2 oranına yükseltilmelidir.
  • Üniversite-devlet-sanayi işbirliğinin yeterli düzeyde olmaması.
  • Türkiye’de kurumlarda hiyerarşik yapının etkin olması ve bununla birlikte inovasyon beraberinde risk almayı da gerektirdiğinden, risk alıp başarısız olma sonucunun göze alınmaması.
  • Araştırma sonuçlarına göre inovasyonun %50’si üst yönetim tarafından başlatılmaktadır. Kurum ve kuruluşlarda çalışanları inovasyona yöneltmek için uygulanan yöntemlerin yetersiz kalması, insan kaynakları çeşitliğinin sağlanmaması, kurumsal ve bireysel yaratıcılıklarının teşvik edilmemesi.
  • Toplumun temel ihtiyaçlarının ve gereksinimlerinin dikkate alınmaması.
  • Özel ve kamu sektöründe inovasyonda başarılı profesyonellerin deneyimlerini aktaracak ortak platformların eksikliği.
  • Birçok kurumda inovasyonun halen bir şirket kültürü olarak benimsenmemesi.
  • Özellikle Türkiye’de inovasyon kavramının bugün iş hayatında bulunan birçok profesyonel için bile yeni olması, (inovasyon eğitiminin ilkokuldan başlayarak bir yaşam biçimi olarak öğretilmesi bu soruna çözüm yaratabilir)
  • Türkiye’de Ar-Ge Merkezleri sayısı artmakla birlikte, Ar-Ge harcaması yapan ülkeler sıralamasında Türkiye’de geride kalmaktadır. Ar-Ge’ye ve inovasyona ayrılan bütçe ile ülkenin ihracat hareketleri paralel bir uyum göstermektedir. Örneğin kimya sektöründe en fazla Ar-Ge harcaması yapan ülkeler ABD, Çin, Japonya ve Almanya aynı zamanda dünya ihracatında da üst sıralarda yer almaktadır.

MİLLİ KİMYA SEKTÖRÜMÜZÜN REKABET GÜCÜ ARTIRILMALI

– Kimya sanayine destek konusunda devletin yaklaşımını nasıl buluyorsunuz?

Almanya, ABD, Hollanda, Çin, Singapur, Güney Kore… gibi kimya üretiminde söz sahibi ülkeler son 50 yılda güçlü liman ve kimya kümeleri kurmuş, ana hammaddeleri en güvenilir ve ucuz yollarla sanayicinin kullanımına sunmuştur. Tüm arazi, Landlord modeliyle yıllık makul bir kira karşılığı uzun süreli (25 ya da 49 yıl) sanayiciye verilmiş ve bu yaklaşımla sanayicinin sermayesini proses kurulumu ve işletme için kullanmasına ve bir an önce üretime geçmesine olanak sağlanmıştır. Türkiye bu konuda çok geç kalmıştır. Zaten mevzuata göre sadece İhtisas OSB’lerde üretim söz konusudur ve onun da şartları vardır. Kısacası bugün için kimya yatırımı yapacak yer yoktur. Özellikle yabancı yatırımcıların tüm alt yapısı hazır olan limanlarda üretim yapma alternatifine cevap verilememektedir. Özellikle, son zamanlarda 2-3 adet petrokimyasal üretim projesi için değişik bölgelerin ismi geçmektedir. Kimya sektörü yerleşim planının ideal halini bulmaması sebebiyle 1-2 küme yerine birçok bölgede uygun olmayan alanlar gündeme gelmekte ve ölçekler küçülmektedir. Tek bir liman yerine 3-4 liman, tek bir kapsamlı alt yapı yerine 3-4 altyapı maliyeti karşımıza çıkmaktadır. Milli Kimya sektörümüzün geleceğinin bir an önce en iyi sistemle şekillendirilmesi ve rekabetçilik gücünü arttıracak en fazla 1-2 kümelenme kurulması sağlanmalıdır. Küçük değil, en büyük ölçeği ve sinerjileri yakalamak önemlidir.

TURKCEM

TURKCHEM KENDİNİ KANITLADI

– Uluslararası Kimya Sanayi Fuarları TURKCHEM 2018’in, sektör açısından önemini anlatır mısınız? Fuardan beklentileriniz nelerdir?

Fuarlar sektörün önde gelen firmaları için bir buluşma noktası olduğu gibi ayrıca kendilerini gösterebilecekleri önemli bir platform. Pek çok firma yeni ürün lansmanlarını, vs. yaparken daha fazla ses getirmek ve sektörün önemli bir kesimine doğrudan hitap edebilmek için fuarları tercih ediyor. TURCHEM yıllardır bizim sektörümüzde en önemli fuarlardan biri. Panel, söyleşi gibi etkinliklerle zenginleşen fuarda katılımcılara sadece bir ticaret ortamı değil, sektördeki gelişmeleri takip edebilecekleri fırsatlar da sunuluyor. Biz de Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği olarak, yıllardır kendini kanıtlamış ve her yıl aynı titizlikle hazırlanan, sektörümüz için faydalı bu etkinliğe bu yıl da güçlü bir destek vermekten ötürü çok mutluyuz.

Share.

About Author

Leave A Reply

'