Pnömatik doyuma ulaştı, yatırımı elektroniğe kaydırın

0
Pnömatik sektörünün duayenlerinden, Entek Yönetim Kurulu Başkanı H.Cengiz Celep, Kontrol Dünyası Dergisi’ne önemli açıklamalar yaptı. Hidrolik-Pnömatik sektörünün doyuma ulaştığına dikkat çeken Celep, onun yerini “elektro-hidrolik, elektro-pnömatik, servo-hidrolik, servo-pnömatik” teknolojilerinin aldığını söyledi. Sektörde çok ileri teknik seviyede olanların kalacağını diğerlerinin gideceğini düşünen Celep, bu alanda yeni yatırım yapılmaması tavsiyesinde bulundu. Hedef olarak, ‘Endüstri 4.0’ ve ‘Artırılmış Gerçeklik’ teknolojilerini gösterdi.
Proses Emniyeti Sempozyumu’nun önemli katılımcıları arasında yer alan Entek’in kurucusu H.Cengiz Celep, konunun önemini, “İnsan hayatının karşılığı yok, bedeli yok, güvenlik önemli.” sözleriyle özetledi. Geçen yıl ilki düzenlenen organizasyona katıldığını vurgulayan Celep, “Sempozyumun en büyük özelliği sektörü birleştiriyor. A firması bunu istiyor, C firması şunu istiyor. Ama toparladığınız zaman bunları ortak bir platformda birleştirmek mümkün. Örneğin paslanmaz çelik bir ürün kullanıyorsanız A’yı da B’yi de C’yi de halletmiş oluyorsunuz.” dedi.

KONTROL DÜNYASI / ÖZEL RÖPORTAJ

Daha orta okul çağlarında pnömatik teknolojisi ile tanışıp bu alanda uzmanlaşan H.Cengiz Celep, sektörün en büyük firmalarından birinin temellerini o yıllarda attı. Festo Bayiliği ile başlayan, SMC Bayiliği ile devam eden 45 yıllık süreç Entek gibi dünya devleriyle yarışan büyük bir firmaya kadar uzandı. Son 20 yıldır endüstriyel otomasyon ve özellikle hareket kontrol teknolojilerine ağırlık veren Entek’in kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı H.Cengiz Celep, Kontrol Dünyası Dergisi’nin sorularını cevapladı.

Hidrolik-Pnömatik sektörünün durumundan Endüstri 4.0 ve Artırılmış Gerçeklik teknolojilerine, Proses Emniyeti Sempozyumu’ndan Entek’in hedeflerine kadar pek çok konuda önemli açıklamalar yaptı. Türk Sanayisi’nin duayen isimlerinden H.Cengiz Celep’in sorularımıza verdiği cevaplar özetle şöyle:

– Entek, Türk sanayisinin en köklü firmaları arasında yer alıyor. Firmayı bugünlere taşıyan sürecin önemli aşamaları nelerdir?

Entek 45 yıllık bir firma. Önce Hidropres adıyla kurulduk, hidrolik işleri yapıyorduk. Daha sonra pnömatikte Festo’yu Türkiye’ye getirdik ve ilk distribütörü idik. Yabancı firmalar ülkede belli bir ciroya geldikten sonra kendileri geliyorlar. Festo’dan sonra pnömatik’te SMC firmasının distribütörlüğünü aldık. Onda da kısa zamanda çok başarılı olduk. Tabi bu başarı bir yerde iyi, bir yerde kötü, çünkü ne kadar çabuk başarırsanız ana firma ‘tamam, şu ciroya ulaştık artık ben geleyim’ diyor. Biz bu arada diğer firmalarla, Asco, Jucomatik, Numatics, Zimmer, Piab, Legris gibi firmalarla pnömatik alanını doldurduk. Fakat baktık ki, hidrolik ve pnömatiğin ömrü yavaş yavaş kısalıyor. Kullanımı azalıyor. Bunu ben Akder’in (Akışkan Gücü Derneği) Hidrolik Pnömatik Kongresi’nde açık masa toplantısında söyledim. Bütün meslektaşlardan itirazlar yükseldi, gerçek bu; son 10 yılda hidrolik, pnömatikte büyük bir gelişme yok. Pistonun biraz daha az sürtünmelisini yapıyorlar vs., o da bir gelişme değil yani. Ama ne oluyor günümüzde; pnömatik ve hidrolik elektrik, elektronik ve otomasyonla birleşiyor, kendine aslında yeni bir ömür eğrisi yaratıyor. Yani elektro-hidrolik, elektro-pnömatik, servo-hidrolik, servo-pnömatik… Dolayısıyla hidrolikle elektrik-elektronik bir araya geldi. Biz ağırlığımızı son senelerde daha çok bu elektronik, otomasyon kısmına verdik. Sensör ve görüntü işlemede dünyanın en büyüğü KeyenceJapan, emniyet konusunda yine dünyanın en büyüğü Schmersal, vakumda Piab gibi firmalarla işbirliği yaptık.

KOMPLE OTOMASYONA DOĞRU GİDİYORUZ

– Yeni ürünleriniz de daha çok bu alanda mı?

Evet. Komple otomasyona doğru gidiyoruz. Toshiba robotlarının mümessiliyiz. Win fuarında gördüğünüz; kalemin üstüne yazı yazan, isimlik yapan makinayı geçen sene aslında burada teşhir etmiştik. Çok ilgi çekti. Ziyaretçinin ismini kalemin üstüne yazıyor, isimliğe yazıyor ve çıkartıyor. Fakat bu sene baktık otomasyonda yenilikler ne? Bir tanesi Endüstri 4.0… O zaman bu makineyi Endüstri 4.0’a uygun hale getirelim, dedik. Makinenin içinde zaten bir iletişim var. Robot kolu kalemi aldığı zaman, kalemi aldım diyor, oraya bırakıyor, ötekine haber veriyor, o geliyor onu alıyor, oraya götürüyor vs… Makinenin zaten bir iletişimi ve otomasyonu vardı. Fakat biz bunun üstüne daha otomasyonlar ekledik. Mesela geçen sene isimleri bilgisayara elle biz giriyorduk. Bu sene giriş internetten yapılıyor. Ortaya bir barkod koyduk ziyaretçi cep telefonundan okutunca, bir form çıkıyor. İsim, soyad, telefon, adres yazılıyor böylece Bulut’tan makineye sipariş direkt iniyor. Biz hiç karışmıyoruz ve makine imalatı yaparak kişinin üstünde kendi ismi yazılı hediye kalem ve isimliği imal ediyor ve ziyaretçi hediyesini alarak gidiyor. Bunu şuna benzetiyorum; mesela bir takım elbise alacaksınız, internetten bir markanın sitesine girdiniz, modelleri gösteriyor. Şu model diyorsunuz ardından astarın, iliğin, ipliğin, düğmenin şeklini, rengini seçeceksiniz, beden numaranızı vereceksiniz. Onayladığınız zaman sipariş direkt fabrikaya gidecek, kargo ile adresinize gönderilecektir. Bu fuarda teşhir ettiğimiz makinanın arkasına mesela bir paketleme ve kargo bölümü koysak aynı süreç… Ayrıca ben imalatın tüm süreçlerini herhangi bir bilgisayardan veya cep telefonundan ‘bulut’a bağlanıp, görüyorum. O anda makine hangi isimliği basıyor, sırada kaç kişi var, bekleyen siparişler kaç dakikada yapılacak, onu görüyorum. Dolayısıyla tam otomatik çalışan, bilgileri ‘bulut’ta tutan, insan eli değmeyen bir fabrika… Burada göstermek istediğimiz o… Endüstri 4.0’ın son şekli yani.

ENDÜSTRİ 4.0 VE ARTIRILMIŞ GERÇEKLİK

Otomasyonda bir gelişme daha var; artırılmış gerçeklik… Bu makinede özellikle onu da gösteriyoruz. Bu makinede bir tane hidrolik presimiz var. Düz levhayı katlıyor, isimlik haline getiriyor. Bunu yapan presin altında hidrolik ünite var, normalde gözükmüyor. Ama gözlükle baktığınız zaman o gözüküyor ve çekip dışarı, ayrı bir yere alabiliyorsunuz resmi, yani ikizini yaratıyorsunuz görsel olarak. Hidrolik ünitede filtre tıkanmış, bakımcı ünitenin ikizine baktığı zaman, filtre kırmızı yanıp sönmeye başlıyor, yani makine arızayı kendi kendine tespit ediyor ve alarm veriyor. Bakımcı o filtrenin üzerine gözlükten bakıp tıkladığı zaman, filtrenin nasıl sökülüp takılabileceğini gösteriyor. Bu esnada makine çalışıyor. Ayrıca bu filtrenin özelliklerini gösteriyor. Diyor ki, bu 100 litre/dak. 5 mikron’luk bir filtredir. Yine gözlükte makinenin üzerindeki filtrenin orijinalinin markasını, kodunu, yanında da muadilinin markasını, kodunu gösteriyor. Aynı zamanda fabrikanın ambar/depo kodunu veriyor, diyelim ki; PLV781. Oradan bakımcı hemen ambara, bana bir PLV781 gönderin dediği zaman, yedek parça eline geliyor. Artık her şey belli, makineyi durdurup 2 dakikada söküp takıp teslim ediyor. Bu artırılmış gerçeklik, ileri safhalara doğru gidiyor.

– Türk imalat sanayi Endüstri 4.0’ın hızına ayak uydurabiliyor mu? Bu konuda gördüğünüz eksiklikler var mı?

Bunu ben bilgisayar gibi düşünüyorum. Bilgisayarlar ilk çıktığı zaman nasıldı, biliyorsunuz; kesilir, kapanır, gider. Biz de aynı şeyi düşünüyoruz. Mesela bu artırılmış gerçeklikte 11-12 firma var dünyada. Ama içlerinden bir tanesi biraz daha öne çıkmış değil. Bilgisayar gibi yani; iyi bir bilgisayar olacak. Mesela gözlüğün kalitesi…Bir firmadan bakımcı arkadaşlar geldiler, dediler biz bir gözlük aldık ama çok net göstermiyor, flu gösteriyor. Bizimkini taktılar, bu çok iyiymiş dediler. Tabi ki bir gözlüğe 5 bin dolar verirseniz daha kaliteli görüntü alırsınız. Bu, 5 bin dolarla 3 bin dolarlığın farkı. Yani gittikçe gözlüğün görüntü kalitesi bile artıyor. Dolayısıyla bu teknoloji gelişiyor ve daha emekleme safhasında. Yakın bir gelecekte, tahmin ediyorum bu programları Microsoft gibi büyük firmalar da geliştirecek. Rekabetten sonra geriye 1-2 firma kalacak, tüm dünya bu firmaların ürünlerini, programlarını kullanacak. Ama şu anda eleme bazında.

– Eskiye göre bir ilerleme var değil mi?

Çok ilerleme var. Büyük bir otomobil fabrikasından geldiler, biz de bu teknolojiyi kullanmak istiyoruz, bu konuda eğitim istiyoruz, yatırım yapmak istiyoruz, dediler. Çok büyük faydası var yukarıda bahsettiğim gibi operatör veya bakımcı makineyi görecek gözlük ile debisini, basıncını, sıcaklığını, çektiği gücü, yağın kirlilik seviyesi gibi tüm parametrelerini okuyacak. Makinede kullanılan ürünlerin markasını, modelini, özelliklerini bulacak. Değiştirmek istiyorsa ambar kodunu bulacak. Ambarda var mı; SAP sisteminden onu da görecek.

PRATİĞİ OLMAYAN EĞİTİMİN BAŞARISI DÜŞÜKTÜR

– Eğitim faaliyetleriniz de etkili… Özellikle teorik eğitimden pratiğe geçirdiğiniz bir alan var.

Bizim eğitimlerimizde önemli olan duyma, görme ve uygulamadır yani Audio-Visuel artı pratik. Eğitimde kullandığımız çok iyi görsellerimiz var; slaytlar, filmler, videolar, kesit modeller, bire bir örnekler. Dolayısıyla konuyu çekici ve anlaşılır hale getiriyoruz. Mesela ‘tornada bu böyle yapılır’ dersiniz. Ama onu bir kere geçip tornanın başına yaptırdığınız anda iş biter, eğitim tamamlanmış olur. Onun için laboratuarı olmayan pratiği olmayan eğitimlerde başarı oranı düşüktür. Eğitimde yüzde 50 başarı oranına Audio-Visuel etkinliklerle çıkabilirsiniz, ama birebir uygulama yaptırdığınızda başarı yüzde 80-90’lara kadar çıkar.

– Sektörde yaşadığınız sorunlar nelerdir?

Dediğim gibi, hidrolik pnömatik sektörü doyum noktasına ulaştı. Gerçi Türkiye’deki imalat zamanında yatırımlar yapılmadığı için çok geride kaldı. İthal ürünlerle pazar dolu ve istediğinizi bulabiliyorsunuz her kalitede… Hidrolik pnömatik’te sorun yok. Ama bütün gelişmeler otomasyonda, elektronikte, bilgisayarda. Bu konularda Türkiye’nin gelişmesini bekliyoruz. Mesela bu ‘artırılmış gerçeklik’ programını Türkiye’de geliştirseler keşke.

Entek Yönetim Kurulu Başkanı H.Cengiz Celep

Entek Yönetim Kurulu Başkanı H.Cengiz Celep

PNÖMATİK SATIŞI AZALACAK, FİRMALAR ELENECEK

– Pnömatik firmaları piyasada çok fazla. Onlara bir tavsiyeniz ya da uyarınız var mı?

Pnömatik satışı azalacak. Çünkü artık normal piston yerine elektrikli pistonlar kullanıyoruz. Döner hareketi, ileri geri harekete çeviren dişli grupları var. Bu gruba elektrik motoru takıyorsunuz, isterseniz normal elektrik motoru, hassas konumlandırma isterseniz step motor, hız ve hassasiyet  isterseniz servo motor…Yani pnömatik, hatta hidrolik silindirler bile artık elektrik/elektronik olarak tahrik ediliyor, iş oraya doğru gidiyor. Dolayısıyla pnömatikçiler arasında ileri teknik seviyede olanlar kalır, gelişmelere ayak uydurabilen kalır, ötekiler gider. Bence sadece hidrolik, pnömatik konusuna yeni girenler yatırım yapmasınlar derim.

– Entek’in hedefleri nelerdir?

Biz otomasyon malzemeleri satıyoruz. Bunların Türkiye’de uygulanması ve satılması bizim birinci amacımız. Ama biz çözüm sunuyoruz. Müşteriye gittiğimiz zaman bu hidrolik, bu da valfi demiyoruz. Gerekirse hidrolik ünite yapıyoruz ve önce problemi anlamaktan başlıyoruz. Bunun için imalat ve satış paletimiz o kadar geniş. Toshiba robot satıyoruz, robotlar koruma alanı istiyor; kapı kilitleri, emniyet sistemleri… Schmersal diye bir firma var. O emniyet siviçlerini onun içine alıyor. Yine Keyence’in alan tarayıcıları var. Robotun çalıştığı yere girdiğiniz zaman ilk 15 santimde ikaz veriyor, ama 10 santim yaklaştığınız zaman robotu da durduruyor, alarm da veriyor. Dolayısıyla robotu satarken alan tarayıcı da olması lazım elinizde… Çit varsa, oranın kapı girişi için mesela biz renkli kilitler veriyoruz. Bakım müdürü geldiği zaman içeride sonsuz kalabiliyor ama şefi geldiği zaman sarı kilidi açarsa en fazla 2 saat kalabiliyor, bakım elemanı gelirse 1 saat, bilmeyen biri gelirse 15 dakika… Açıyor içeri giriyor ama 15 dakika sonra alarmlar başlıyor ötmeye… Otomasyonla beraber ona bağlı alanlar da gelişiyor. Biz onları takip ediyoruz. Yani çözüm ne gerektiriyorsa onları temin ediyoruz. Satışı aslında biz şöyle tanımlıyoruz; öncelikle ihtiyacı tespit etmek, daha sonra o ihtiyacı sizin ürünle karşılayacağına ikna etmek, satışta yardımcı olmak… Ben bunu bütün çalışanlara derslerde anlatıyorum. Mesela ‘bluejean’ alacaksınız, bir alış veriş merkezine geldiniz bakıyorsunuz, bütün markalar yan yana. Bir dükkanın vitrininde güzel bir ‘bluejean’ gördünüz. Denediniz tık diye üzerinize oturdu. Bulduktan sonra size dese ki 180 lira… Bu fiyata ‘bluejean’ olur mu? Cevap, bu yeni model… İhtiyacınızı belirlediniz, gittiniz o malın ihtiyacınızı karşılayacağına emin oldunuz, satış bitti. Tamam dediniz, kredi kartına taksit var mı? Cevap: Yok. Ya bırakacaksınız ya da alacaksınız ama tek çekimle yine onu alıyorsunuz. Neden? İhtiyacınızı tespit etmişsiniz, o ihtiyacı onunla karşılayacağınıza emin olmuşsunuz. Bundan sonrası satışta müşteriye yardımcı olma süreci, bu dakikadan sonra fiyat, ödeme filan önemli değil. Satış mühendislerine hep bunu anlatıyorum. Diyorum ki, önce müşterinin ihtiyacını tam tespit edin. O ihtiyacı elimizdeki ürünlerle en mükemmel şekilde nasıl karşılayacağımıza ikna edin; satış bitti….

PROSES EMNİYETİ SEMPOZYUMU SEKTÖRÜ BİRLEŞTİRİYOR

– Proses Emniyeti Sempozyu’nun ikincisi düzenleniyor. Güvenlik konusunda sanayide bir hassasiyet oluşmaya başladı mı? Entek’in bu organizasyona katılma amacı nedir?

Emniyet çok önemli bir konu, hele Proses otomasyonunda…  Düşünün bir yangın çıkıyor, bir yerde bir patlama oluyor, insanlar ölüyor. Diyelim ki, mağdur 900.000.- TL gibi yüksek bir tazminat istiyor, sizin gel biz size 400.000.- TL verelim yeter deme hakkınız var mı? İnsan hayatının karşılığı yok, bedeli yok, nasıl ödeyeceksiniz ?

Bir de sadece insana değil, proseslerin çevreye de etkisi büyük. Büyük bir gazın tankının İzmit Derince’de patladığını düşünün, bölgenin durumu ne olur? Onun için proseste emniyet çok önemli.

Sempozyuma iki senedir gidiyorum. En büyük özelliği sektörü birleştiriyor. A firması bunu istiyor, C firması şunu istiyor. Ama toparladığınız zaman bunları ortak bir platformda birleştirmek mümkün. Burada mesela paslanmaz çelik bir ürün kullanıyorsanız A’yı da B’yi de C’yi de halletmiş oluyorsunuz. Sektör de bu konuda oldukça ileri seviyede. Yeni ürünler çıkartıyorlar. O konudaki gelişmelerden memnunuz.

Endüstri 4.0 da oldukça yaygın uygulanmaya başladı otomasyonda. Bu da bayağı teknolojik yenilikler yaratacak proses otomasyonunda. Mesela arazideki depoların, tankerlerin seviyeleri  eskiden kablo bağlantılı sensörlerle ölçülüyordu. Ama şimdi verileri radyo dalgaları ile iletip okuyorsunuz.

Share.

About Author

Leave A Reply

'