Timur Erk | Köşe Yazısı

0

GERİDE BIRAKTIKLARIMIZ

2016 yılına girerken, geride neler bıraktığımızın ve bazı sektörler itibariyle bu yıl neleri beklediğimizin bir özet tablosunu çıkarmakta yarar gördüm.

DIŞ TİCARET

Geçtiğimiz yıl ihracatımız 157,3 milyar dolardan, 143,9 milyar dolara (%8,56) ve ithalatımız 242,1 milyar dolardan 207,0 milyar dolara (%14,50) geriledi. İthalattaki azalış oranı daha büyük olduğu için, doğal olarak dış ticaret açığı azaldı ve ihracatın ithalatı karşılama oranı %65’ten %69,5’e yükseldi.

İhracattaki azalışın nedenleri arasında, Avrupa pazarlarındaki ekonomik durgunluğu, petrol ve emtia fiyatlarındaki gerilemenin üretici ülkelerin gelirlerini azaltmasını, bölgemizdeki gerginlikleri, Rusya’nın Türk ürünleri ithalatına koyduğu sınırlamaları, pariteden kaynaklanan kayıpları sayabiliriz. Ancak asıl sorunun, Türkiye’nin katma değeri yüksek ürün üretemediğini, piyasalara ucuz mal sunduğunu ve rekabet gücünün sınırlı olduğunu yinelememiz gereklidir. Nitekim, ihracatımız değer olarak azalırken, miktar olarak %1,5 oranında artmıştır. Bu da kg. başına ihracatın ucuzladığını göstermektedir. Diğer ilginç bir nokta, TİM sınıflandırmasında yer alan 26 sektörün 23’ünde ihracat gerilemesinin ortaya çıkmasıdır. Bir başka ifade ile ihracatımızdaki gerileme ‘genel’dir. Doların değer kazanması da ihracatı olumlu yönde etkileyememiştir.

İthalattaki azalmanın sebepleri ise bellidir. 35 milyar dolarlık gerilemenin yaklaşık yarısı petrol fiyatlarının düşmesi sonucu enerji faturasının azalmasından kaynaklanmıştır. Ekonomik durgunluk ve belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde ara malı ve ham madde ithalatında görülen gerileme de bir diğer önemli faktördür.

ENFLASYON

2015 yılı enflasyonu TÜFE’de %8,81 olarak gerçekleşmiştir. Merkez Bankası, geçen yıl için bu oranı en son %7,9 ve 2016 sonu için %6,5 olarak öngörmüştür. Piyasanın beklentisi bile geçen yıl için %8,5’ti. TL’de ki değer kaybı enflasyon için en önemli etken olarak görülmektedir. %30 oranında arttırılan asgari ücretin enflasyona etkisinin  %1,1- %2,2 arasında olabileceği ekonomi yönetimince açıklanmıştır.

Yüksek seyredecek bir enflasyonun faiz artışı tartışmalarını yeniden gündeme getireceği açıktır.

CARİ AÇIK

2015 yılı için cari açığın 30-35 milyar dolar olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Bu rakam ülkemizin daha az dış kaynak ihtiyacı içinde olacağını göstermektedir. Petrol fiyatlarındaki gerilemenin bu yıl da devam edeceği varsayıldığı için cari açığın yönetilebilir olduğu söylenilebilir.  Ancak açığın finansman kaynakları genellikle özel sektörün tahvil ihracı ile gerçekleşmektedir. Son 5 yılda özel sektörün dış borcu 75 milyar dolar artmıştır. Dış borçlanmada referans olarak kabul edilen Libor 2010 yılında %0,30 iken günümüzde %0,60’tır. FED’in faiz artırım kararı ile birlikte dış kaynak bulmakta zorlanma olasılığı da vardır.

YABANCI YATIRIMLAR

2015 yılının dış kaynak girişleri açısından verimli bir yıl olmadığını söylemek mümkündür. Doğrudan yabancı yatırımlar için gelen kaynak 10 milyar dolar civarında beklenmektedir. Rakam giderek küçülmektedir. Sıcak para olarak tabir edilen kısa vadeli sermayede ise girişler değil çıkışlar öncelik almıştır. Geçen yıl, yabancıların hisse senedindeki net satışları 2,4 milyar doları ve devlet iç borçlanma senetlerindeki satışları da 7 milyar doları bulmuştur. Toplam çıkış 9,4 milyar dolardır. Çıkışların ana sebebi, doların değer kazanması ve faiz hadlerinin yeterince yüksek bulunmamasıdır. Yani getirinin azalmasıdır.

Yabancı yatırımcıların geçen yıl hisse senetlerinde %33 oranında zarar yazdığı ve %24 oranında değer kazanan dolar yüzünden de zarara uğradığı ifade edilmektedir. İçeride ve bölgemizde süregelen gerginliklerin de sermaye çıkışlarında rol oynadığını söylemek gerekecektir. Oysa Türkiye, büyümesini dış kaynaklarla gerçekleştirmek durumunda olan bir ülkedir.

BÜYÜME

2014 yılında %2,9 olan büyüme hızının, 2015’in ilk dokuz ayında %3,4’e yükselmesi olumludur. 2016 büyümesi ise %3,5 civarında tahmin edilmektedir. Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı bu rakamın %4’ü aşacağını açıklamıştır. Geçen yıl ki büyüme, iç talepteki artış ve tarım kaynaklıdır. İmalat, ulaştırma ve inşaat gibi sektörlerin büyümeye katkısı sınırlıdır. İhracat ise zaten gerilemektedir. Asgari ücretteki artış, emeklilere zam, çeşitli kesimlere verilen teşvikler, bazı sektörlerde taksit sayısının arttırılması gibi uygulamaların iç talebi ve dolayısıyla büyümeyi yukarı yönde etkilemesi beklenebilir.

Sorun hep vardır ve olacaktır. Önemli olan zamanında ve uzun vadeli, kalıcı önlemler alabilmektir. Yapısal reformların artık geciktirilmemesi, Eylem Planı’nın ikna edici tedbirlerle yürürlüğe konulması, siyasi ve ekonomik istikrarın hassasiyetle korunması, AB ile ilişkilerin sıkılaştırılması, güvenli ve karlı bir yatırım ortamının oluşturulması başta gelen önlemler olmalıdır.

Share.

About Author

Leave A Reply

'