YANDI GÜLÜM KETEN HELVA / İLKER TAN

0

11-14 Nisan 2017 tarihleri arasında, İMCET adı altında düzenlenen Uluslararası Madencilik Kongresi ve Sergisi maalesef benden geçer notu alamadı. TMMOB Maden Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve TMMOB Yönetim Kurulu Başkanının açılış konuşmalarını dinlediğimde mırıldanmaya başlamıştım bile: “Eyvah… Galiba yandı gülüm keten helva…”

Önce katılımdan başlayayım. Bana söylenen şu idi: “Mesleğimizin bütün tarafları bir araya gelecek.” Maden sahipleri, iş adamları, profesyonel üst düzey yöneticiler, meslektaşlarımız maden mühendisleri ve alanımızda hizmet veren diğer çalışma arkadaşlarımız, çalışma ve sosyal güvenlik dünyasının önemli tarafları, ülkemizden ve dünyadan bilim adamları, hükümet yetkilileri… Bu tarafların hepsi bu etkinlikte yer alacak zannetmiştim. Bana diyebilirler ki: “Yanlış anlamışsın, bizim böyle bir duyurumuz ve iddiamız olmadı.” O zaman hemen belgesini sunayım:

“Her 2 yılda bir istikrarla düzenlenen ve yarım asırlık geçmişiyle Türkiye Uluslararası Madencilik Kongresi ve Sergisi’nin amacı; madencilikle bağlantılı çeşitli alanlardan, birçok ülkeyi temsil eden akademisyenleri, mühendisleri, danışmanları, yöneticileri, politikacıları, yatırımcıları, endüstri uzmanlarını ve tedarikçileri bir araya getiren, geniş katılımcılı bir platform… Türkiye’nin en büyük madencilik etkinliklerinden birisi…”

Bunu ben söylemiyorum, İMCET’in Yürütme Kurulu kendilerine ait web sayfasından ilan ediyor.

Peki gerçek bu muydu? Dev bir katılım olacak diye biz ve bizim gibi birçok firma, özel hazırlıklar yaptırdı ve beş yıldızlı otelde yerlerini aldı. Yüklüce paralar ödendi. Yukarıda bahsettiğim, kongreyi düzenleyenlerin de beyanlarını kafamızda tuttuğumuz için, birçok mühendisimiz de beraberimizdeydi. Ben de son derece yoğun bir çalışma ve özel hayat gündemim olmasına rağmen dört günümü ayırdım.

 KÖRLER SAĞIRLAR BİRBİRLERİNİ AĞIRLAR…

Ülke yöneticiliğini yaptığım şirketim ve bilinirliği yüksek olan birçok firma bu etkinliğe katıldı ama IMCET gerçekten son derece başarısız, sönük ve ruhsuzdu. İzlenimlerini paylaşma olanağı bulduğum diğer katılımcı firmaların çoğunun da neredeyse benimle aynı değerlendirmeleri yaptıklarını işittim. Katıldığım en düşük seviyeli etkinliklerden biriydi. Zaten birbirini çok iyi bilen biz firmalar, neredeyse iş bağlantısı adına hiçbir temasın gerçekleşmediği bir toplantı yapmış olduk. “Körler sağırlar birbirlerini ağırlar.” Sergiye katılan firmalar gün boyu oturdu. Bu etkinlik boyunca fazlasıyla oda çalışanı, öğretim görevlisi ve akademisyen gördüm hatta onlardan başka hiç kimseyi görmedim. Kongre, madencilerin bir araya geleceği bir organizasyon olması gerekirken, sadece belli kesimlerin ailecek tatil yapmaya geldikleri bir ortam görünümündeydi.

FİLM AÇILIŞ KONUŞMASINDA KOPTU…

İMCET’te film zaten açılış konuşmasında koptu. Madenciliğin yer yüzündeki öneminden, değerinden, Türkiye’deki madencilik imkan ve kabiliyetinden, bunun memleketimizin huzur, zenginlik ve refahı için ne kadar önemli olduğundan, sorunların ve bunların çözümlerinin neler olması gerektiği ile ilgili tavsiyelerden; devlet, maden sahipleri ve özel teşebbüs, maden mühendisleri, madenlerde çalışan işçilerle ilgili birlik ve beraberlik mesajlarından dem vuran bir açılış konuşması bekliyordum…

Ama yapılan iki açılış konuşması da, içerisinde beklediğim konular bir parça yer almış olsa bile tam anlamıyla böyle bir içeriğe sahip değildi. Mesela konuşmacılardan biri, birden bire referandumda neden “hayır” denmesi gerektiğini anlatmaya başladı. Referandumla ilgili herkes istediğini düşünüp istediği oyu verebilir tabi ki… Ama böyle bir toplantının açılış konuşmasını yaparken, bundan bahsetmek doğru muydu? Biz ticari aktörler, İMCET için o kadar masraf edip, enerjimizi ve vaktimizi harcayıp referandum propagandası dinlemeye mi gelmiştik?

DAKİKA BİR GOL BİR

Bilim, sanayi ve iş adamları, mühendisler ve diğer tüm taraflar daha açılış konuşmasında siyasetin dibine kadar taraf olunan ve ağır bir biçimde hükümetin eleştirildiği bir etkinlikte, konforlu ve huzurlu bir iş ortamı yakalayabilirler mi? Elbette hükümetin doğruları, yanlışları, eksiklikleri dile getirilmelidir. Ama dakika bir, gol bir!.. Bizler ticari kuruluşlarız. Her birimizin temsil ettiği ülkeler, şirketler, dev ekonomik güçler ve merkezler var. Böyle bir açılış konuşması ile tüm bunlar gözetilmemiş oldu.

Hükümeti eleştirmek için Maden Mühendisleri Odası olarak çıkarsınız, istediğiniz siyaseti ve eleştiriyi yaparsınız. Ama kurumsal olarak temsil edildiğimiz hatta bazı firmaların resmen etkinliğin sponsoru olduğu bir ortamda, güncel siyasi bir tartışmada tarafınızı ilan ederek, katılan ticari firmaları da bu tartışmalara ister istemez katmış ve karıştırmış oldunuz. Siyasi arena ile ticari arenayı birbirine karıştırdınız. Nitekim açılış konuşmasını dinleyen birçok değerli katılımcı durumu protesto ederek salonu terk etti. Aralarında bu etkinliğin ardından yayınladıkları metinlerle Maden Mühendisleri Odasını resmen kınayan ve protesto edenler bile oldu.

Elbette Maden Mühendisleri Odası’nın sorunları ilan etmek ve çözüm önerilerini sunmak görevidir. Ama bunun için hükümet yetkilileriyle olumlu ilişkiler kurmaları gerekmez mi? Diyalog halinde olmaları gerekmez mi?

HA KEL HASAN, HA HASAN KEL…

Şimdi diyebilirler ki: “Biz bunu zaten yapıyoruz, hükümet bizi reddediyor.” Siz bu tür konuşmalar yaptığınız ve böyle tavırlar sergilediğiniz için mi hükümet destek vermiyor? Yoksa hükümet destek vermediği için mi bu tür konuşmalar yapıyor ve tavırlar sergiliyorsunuz?

Siyasi ve ideolojik hiçbir mesele ile ne ilgili ne de taraf olmadığımız halde biz ve bizim gibi ticari taraflar bile sizin bu konuşmalarınızdan ve tavırlarınızdan rahatsız oluyorsak…

Aslında sorunun cevabı belli olsa da sonuç hep aynı galiba…

Bizim paralarla, yandı gülüm keten helva…

Share.

About Author

Leave A Reply

'