Yeni kömür çağında yeni teknolojiler, yeni uygulama alanları

0
LEVENT YENER / Maden Y. Mühendisi

Türkiye Madenciler Derneği Denetleme Kurulu Üyesi / Baometal Madencilik A.Ş. Genel Müdürü

Levent Yener“Türkiye 2015 yılı Birincil Enerji Tüketim İstatistikleri” nde kömürün toplam enerji talebi içindeki payı (% 29,1) artmış olsa da yerli kömür payı (% 13,5) ithal kömür payının (% 15,6) gerisine düşmüştür. Aynı durum elektrik enerjisi üretim istatistiklerinde de görülmektedir. Türkiye’de yerli kömürün elektrik enerjisi arzı içindeki toplam payı 1990’lı yıllarda %35 iken, 2000’li yılların başında önce %30’a sonra %25’e inmiş, 2015 yılında daha da gerileyerek %13,4 olmuştur. 2005 yılında yerli kömüre dayalı santrallerin toplam kurulu gücü 8200 MW iken 10 yılda ancak 1650 MW güç eklenerek 2016 yılı ortasında 9.437 MW’a yükselmiştir. 2015 yılında ithal kömüre dayalı santrallerin elektrik üretimindeki payı % 15,3’e yükselerek yerli kömür santrallerini geçmiştir.

Bu eğilimi durdurmak ve ithal kömür ağırlığındaki tüketimi tersine çevirmek için hükümet 2016 yılı başından itibaren bir dizi önlem almaktadır. Yerli kömür kaynaklarına dayalı üretimin artırılması amaçlı desteklenmesine ilişkin 2016 yılında birçok yasa, yönetmelik, genelge ve uygulama tebliği yayımlanmıştır. Bu önlemler ile yerli kömüre dayalı santral kapasitesine 2023 yılına kadar 6000 MW eklenmesi hedeflenmektedir. Bu hedef aynı zamanda mevcut kömür üretimine 30 milyon tonluk ilave demektir.

Son yıllarda dünyada artan kömür tüketimi sonucu atmosfere yayılan kükürt dioksit(SOx),karbon dioksit (CO2), azot oksit (NOx) gazları ve iz elementler tüm canlıların sağlığı açısından derin kaygılara yol açmaktadır. Bu yazıda Türkiye’de kömürün üretimi ve tüketiminin arttırılması dönemine girilirken, verimli çalışma, iş emniyeti, işçi sağlığı hususlarına dikkat çekmek ve çevreye olumsuz etkilerin minimuma indirilmesi için dünyada yeni uygulanan veya modernize edilmiş teknolojilerin ülkemize kazandırılması gereğine işaret etmek için bazı analizler yapılmıştır.

Yeni Kömür Çağı

Modern anlamda kömür madenciliği 18. Yüzyılda önce İngiltere’de, sonra Almanya, Polonya, Fransa, Belçika ve ABD’de başlamış, daha sonra 19. Yüzyılda Osmanlı Devleti, Avustralya ve Güney Afrika’da yaygınlaşmıştır. Kömürün insanlık tarihindeki esas önemi buharla çalışan makinelerin icadına temel olan yakıt olmasıdır. Buharlı makineler 18. Yüzyılın son yıllarında önce kömür madenlerinde, sonra dokuma sanayii ve tarım, daha sonra demir izabesi ve demiryolu ile deniz ulaşımı alanlarında Batı Avrupa’da hızla yaygınlaşmış, önce İngiltere sonra tüm dünyada büyük teknolojik ve toplumsal değişimlerin yaşanmasına ve kolonyalizmin doğmasına neden olmuştur.

Fakat esas çığır açan gelişme, buharlı makinelerle tahrik edilen hava basan körüklerin 1784 tarihinden itibaren demir cevheri izabesinde kullanılmasıdır. Bol hava, bol oksijen demektir, bu şekilde demir çelik sanayiinde odun kömürünün yerini taşkömürü almış ve hızla üretimi ve kalitesi artan demir metali ile birlikte insanlık “Birinci Sanayi Devrimi” aşamasına geçmiştir. Bu sanayi devrimine bir çok teknoloji tarihçisi tarafından aynı zamanda “Kömür ve Demir Çağı” adı verilmesi ve başlangıç tarihinin 1784 olarak kabul edilmesi bu nedenledir.

Tüm 19’uncu yüzyılda ve 20’inci yüzyılın ilk yarısına kadar tahtını koruyan kömürün konumu petrol ve doğalgazın yaygınlaşmasıyla geriye düşse de 21’inci yüzyılda tekrar yükselmektedir. 2000-2010 arası dünya enerji arzındaki artış miktarının % 45‘ini kömür tek başına karşılamıştır. Bu durum Asya ülkelerinde özellikle Çin Halk Cumhuriyetindeki yüksek arz ve taleple ilgilidir. Uluslararası Enerji Ajansının 2035 yılına uzanan senaryolarına göre bu durum değişmeyecek gözükmektedir. Almanya Kömür Üreticileri Birliği verilerine göre Kömür, uranyum ve diğer fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında rezerv (% 45,8), kaynak (%72,3 )ve rezervlerin–kaynakların tükenme ömrü (tedarik riski) açısından da büyük üstünlüğe sahiptir.

Kömürün 2040 yılına kadar gelişmekte olan ülkelerdeki talebi karşılama projeksiyonlarına bakıldığında Yeni Kömür Çağının eşiğinde olduğumuz aşikardır. Kömür boldur ülkelere ve kıtalara dengeli dağılmıştır, üretim ve nakliye maliyeti diğer yakıtlara göre nispeten düşüktür.

Yeraltında Kömür Gazlaştırma Yöntemi

(UCG-Underground Coal Gasification)

UCG yönteminde kömür, yer altında başka deyişle bulunduğu yerde gazlaştırılarak yer yüzüne çıkarılır, enerji ve sanayi hammaddesi olarak gerektiğinde istenmeyen katı partiküllerden ve gazlardan temizlenerek doğrudan kullanılır. UCG yöntemiyle kalorifik değeri düşük veya yüksek, kül nispeti ve nemi az veya çok, terk edilen veya jeolojik ve coğrafi konumu gereği çıkarılması güç veya kolay her lokasyonda bulunan her cins kömür, hava, oksijen ve buhar karışımı enjeksiyonu ile yanıcı gaz (Sentez Gazı) haline dönüştürülür.

Kömürün gerek rezerv kategorisinde (900 milyar ton, % 64) diğer fosil yakıtlara olan üstünlüğü, gerekse kaynak kategorisinde (18 trilyon ton, %95,5) taşıdığı potansiyel dikkate alındığında UCG’nin önümüzdeki orta ve uzun dönemde geleceğin teknolojisi olması mukadderdir. UCG Yöntemi ticari olarak yaygınlaştığı takdirde dünyada bilinen kömür rezervleri kısa zamanda 3-4 kat fazlasına kadar yükselebilecektir.

UCG’nin Avantajları

– Ocak işletmeciğine gerek duyulmaz,

– Kömürün yıkanması ve öğütülmesine gerek yoktur,

– Kömürün nakline ihtiyaç yoktur,

– Tasman hareketleri yeraltı işletmeciliğinden daha

fazla değildir,

– Kömürün yakılması için reaktör gerekmez,

– Kül ve cüruf atımına gerek olmaz,

– Tesislerin işletmeye alınması daha kısa sürelidir,

– Gazlaştırma ünitesine ihtiyaç olmaz,

– İşçilik ve bakım masrafları daha düşüktür,

– Konvansiyonel işletme yöntemlerine göre daha az

yatırım bütçesi gerektirir,

– Konvansiyonel yöntemlerle işletilemeyen yataklar

ekonomiye kazandırılır.

– UCG yönteminde toplam gaz verimi %80’e ulaşabilmektedir, bu verim üretilmiş kömürün yeryüzü tesislerindeki gazlaştırma verimine çok yakındır.

UCG Yönteminin Kısa Anlatımı

Kömürü yer altında, yani doğal olarak bulunduğu yerde gazlaştırmak ve oluşan gazı yüzeye çıkararak bir doğal gaz gibi kullanmak olanaklıdır. Bunun için yeraltındaki kömür seviyesine kadar inen, biri enjeksiyon kuyusu diğeri üretim kuyusu olmak üzere iki sondaj kuyusu açılır. İki kuyu arasındaki mesafe kömürün geçirimliliğine bağlı olarak birkaç m veya birkaç 10 m olabilir. Kuyuların derinlikleri ise genellikle 50-400 m arasındadır.

Enjeksiyon kuyusundan oksitleyici olarak, basınçlı su buharı ve sınırlı miktarda hava ve oksijen basılır, kömürün ısınması ve tutuşması sağlanır. Yanma zonunun içinde yer alan ve yüksek sıcaklık – basınç altında buhar ve oksijen ile tepkimeye giren kömürden H2, CO ve çok daha düşük oranlarda CO2, CH4 ve NH3 gibi gazlar türer. Türeyen gazlar üretim kuyusu aracılığıyla yeryüzüne çıkarılır.

Gazlaştırma işleminde kömürün tam yanmasını engellemek için sınırlı miktarda hava ve oksijen kullanıldığından kömüre ait S, H2S’e, N ise NH3’e dönüşmektedir. Kömürün bol oksijenli bir ortamda tam yanması halinde CO2+H20 oluşur, kömüre ait S ve N sırasıyla SO2 ve NO2 gazlarına dönüşür, bir başka deyişle H2, CO, CH4 gibi yanıcı ve enerji kaynağı olarak değerlendirilebilecek gazlar oluşmaz. Elde edilen gaz esas olarak H2 ve CO karşımıdır. Enjeksiyon kuyusundan hava basılması halinde üretilen gazın ısıl gücü iki kat artmaktadır. Yapılan deneyler yer altında gazlaştırılması planlanan kömür seviyesinin en az 1 m kalınlıkta olması, yanal olarak süreklilik sunması ve üzerine örtü kaya görevi yapacak geçirimsiz kayaların bulunması gerektiğini ortaya koymuştur.

UCG reaksiyonları kömür damarına enjekte edilen oksijen, hava ve buharın miktarıyla kontrol edilebilmektedir. Herhangi bir panoda kömürün tükenmesi durumunda kül ve curufların biriktiği boşluğa tuzlu su doldurulup kuyular terk edilmektedir.

UCG’de enjeksiyon kuyusundan kömür damarları içine buhar ve oksijen verilerek kömür yanma sıcaklığına getirilir. Oksijen miktarının dikkatlice ayarlanması ile kömür tamamen yakılmaz, kimyasal olarak parçalanır. İşlem yanma değil, kısmi oksidasyondur. Ve elde edilen yanıcı sentez gazı istenirse daha fazla buhar ile muamele edilerek daha yüksek hidrojen ihtiva eden gaza dönüştürülür.

UCG-Sentez Gazından Elde Edilen Muhtelif Ürünler

UCG’den elde edilen Sentez Gazı yerüstü gaz türbinlerinde yakılarak elektrik üretilir veya kömür kimyasalları (metanol, asetik asit ve anhidrit dimetileter, etilen, propilen, formaldehit, metil asetat, poliolefinler), sıvı ve gaz yakıtlar ve gübre (amonyak. üre) üretiminde hammadde olarak kullanılır. Sentez gazından elde edilen hidrojenden yakıt hücresi enerjisi olarak yararlanılır. Sentez Gazı demir dışı metal cevherlerinin direkt izabesinde redükleme ve ısı kaynağı işlevi görür.

Türkiye’deki gazlaştırma sahaları

Kömürün yer altında gazlaştırılması yöntemi, “kömürün temiz kullanımı teknolojileri” kapsamında yer almaktadır. Ayrıca derinde olduğu için günümüz koşullarında açık ve yer altı yöntemleriyle üretimi söz konusu olmayan kömür yataklarından da yararlanılması olanak dahilindedir. Ülkemizde kömürün yeraltında gazlaştırılmasına uygun olabilecek sahalar mevcuttur.

Soma sahasının güney batıya doğru olan uzantısında yer alan derin ve oldukça kalın kömürler, Trakya’da yerleşim yerlerinin yakınında, derindeki kömür sahaları, ulaşım akslarının altındaki Eskişehir- Alpu kömür sahası, Orta Anadolu’da Merzifon ve Sorgun gibi yüksek uçuculu derin sahalar, Mengen ve Gediz gibi yüksek kükürtlü sahalar, Doğu ve Orta Anadolu’da terk edilmiş ocaklar ilk bakışta ele alınabilecek sahalar olarak görülmektedir. Deneyim ve ciddi bir bilgi birikimi gerektiren bu konunun Türkiye’de kapsamlı bir şekilde gündeme gelmesi gerekir. İTÜ Kimya ve Makina Fakültelerinde Türkiye linyitleri üzerinde bazı deneysel UCG çalışmaları yapılmıştır.

Yerüstünde Kömür Gazlaştırma Yöntemi

(Sentez Gazı ve Türev Ürünleri)

Petrolün ve doğalgaz rezervleri ve kaynaklarının sınırlı olması, bunlara karşılık dünyadaki kömürlerin rezervinin ve kaynaklarının neredeyse sınırsız olduğu göz önüne alındığında 21. yüzyılda kömür yeniden önem kazanmaktadır. Günümüzde elektrik, ısı, buhar üretiminde ve demir başta olmak üzere metal indirgeme sektöründe önemli paylar alan kömürün gelecekte gazlaştırma yönteminin ticari olarak yaygınlaşması sonucu muhtelif kimyasal maddeler, azotlu gübreler, SNG ve sıvı yakıtlar üretiminde de önemli bir hammadde kaynağı olacağı beklenmektedir.

Sentez Gazı ve Kullanım Alanları

“Kömürün Yakılması” sürecinde oksidasyon sonucunda ısı ile birlikte karbondioksit ve su buharı çıkar. “Kömürün Gazlaştırılması” ise tamamlanmamış bir yanma şeklidir. Daha az ısı ile birlikte esas olarak karbonmonoksit ve hidrojen karışımı bir gaz elde edilir. Bu sihirli gaza “Sentez Gazı” denir ve çok çeşitli kullanım alanları vardır. Sentez Gazı gaz türbinlerinde veya motorlarında yakılarak mekanik güç ve ısı elde edilir, bu güç elektrik üretiminde, ısı ise imalat sanayilerinin ihtiyaç duyduğu ısıtma, kurutma, pişirme, soğutma ve buhar eldesinde kullanılabilir. Sentez Gazı kimyasal proseslerle katalizörler yardımıyla ulaştırmada kullanılan sıvı yakıtlara, azotlu gübre eldesinde kullanılan amonyak ve plastik sektörünün ham maddesi olan olefinlerin eldesi için metanol ve etanole dönüştürülebilir, metanasyon prosesi ile doğalgazı (LPG, LNG) ikame etmek üzere SNG gazı elde edilebilir.

Sentez Gazı metalürji sektöründe kok kömürü yerine demir cevherinin düşey veya döner fırınlarda direkt redüksiyonu için kullanılabilir, yakıt hücrelerinde kullanılan hidrojen elde edilebilir. Biyokütle ve organik artık ve atıkların kömür ile birlikte karıştırılarak hibrit gazlaştırmaya imkan tanımakta oluşu bir diğer avantajdır. Kömür gazlaştırmanın tercih edilmesi için bir diğer neden de çevre koruma politikaları gereği giderek daha da önem kazanan karbon, kükürt ve azot oksitlerin salımını önlemede direkt yakmaya göre daha kolay ve ucuz yöntemlerin uygulanmasına imkan tanımasıdır. Yüksek kükürtlü kömürlerin gazlaştırılmasında yan ürün olarak sülfürik asit ve amonyum sülfat gübre elde edilebilir.

Kömür Gazlaştırma Teknolojileri

Gazlaştırma, muhtelif katı yakıt ve/veya atıkların yanabilen kimyasal içeriğini, yine kimyasal içeriğin kullanılması amacıyla termo-kimyasal olarak gaz yakıtlara dönüştürme işlemidir. Başka deyişle Gazlaştırma, karbon içerikli maddelere sınırlı miktarda oksijen, hava, hava-su buharı karışımı veya zenginleştirilmiş oksijen içerikli hava verilerek yanabilen gaz bileşenlerin (CO, H2, CH4 v.b.) oluşumunu sağlayan kimyasal bir süreçtir.

Gazlaştırma işleminde bazı reaksiyonların gerçekleştirilmesi için yeterli miktarda ısının sağlanması gereklidir. Gazlaşma sürecinde, dehidrasyon veya kurutma işlemi yaklaşık 100 °C’de başlar. Yakıt daha sonra pirolize uğrar,oksijensiz ortamda 200-300°C’de uçucuları ayrıştırılır. Pirolizde buharlaşmayan uçucusu alınmış olan sabit karbon ve külden oluşmuş maddeye katı çar adı verilir. Pirolizden çıkan sabit karbon sisteme verilen hava, hava su buharı karışımı, oksijen veya oksijenle zenginleştirilmiş hava ile birlikte ekzotermik bir şekilde reaksiyona girer. Böylece gazlaştırıcının bu bölgesinde sıcaklık artar ve kalan nesneler reaktörde indirgenme reaksiyonlarıyla hidrojen, karbon monoksit, metan gibi yanabilen gazlara dönüşür.

Gazlaştırma sonucu elde edilen sentez gazı, orijinal katı haldeki yakıta oranla daha temiz, daha kolay nakledilebilir, gaz motorlarında, türbinlerde ve kazanlarda daha verimli olarak yakılabilir, yakıt pillerinde veya başka birçok amaçla kullanılabilir. Ayrıca, sentez gazının yakılması sonucu oluşan ürünlerin miktarı, normal olarak katı halde yakma sonucu oluşan ürünlere göre daha azdır. Bu durum, gaz temizleme ve yakma sistemlerinin işletim kolaylığını ve ekipmanların daha küçük boyutta olmasını mümkün kılmakta ve dolayısı ile belli oranda fiyat avantajı sağlamaktadır.

Gazlaştırma, katı yakıtların oksidantlar (hava, oksijen, su buharı, hidrojen, karbondioksit veya bunların farklı oranlardaki karışımları) ile temas edebileceği bir reaktör içinde meydana gelmektedir. Kullanılan yakıt cinsine, kullanım amacına ve sistem kapasitesine göre en çok tercih edilen gazlaştırıcı tipleri sabit yataklı, akışkan yataklı ve sürüklemeli akış yataklı gazlaştırıcılardır..

Dünyada Gazlaştırma Sektörünün Görünümü

Başta Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan, Batı Avrupa ve ABD olmak üzere birçok ülkede katı yakıtlardan gazlaştırma teknolojisi ile Sentez Gazı üretimi yapılmaktadır. Üretim yapılan, inşa halinde olan ve planlanan toplam 1870 adet gazlaştırma tesisinin 1450 adedi hammadde olarak kömüre dayalıdır.

Dünyada 2015 yılında katı yakıtlarda üretilen Sentez Gazı’nın %38’i metanol, %18’i amonyak, %17’si sıvı yakıtlar, %8’i elektrik, %5’i hidrojen, %5’i diğer kimyasallar, %4’ü ise SNG, %1 DRI ve %4’ü diğer amaçlar için kullanılmıştır. Kömür gazlaştırma tesisleri günümüzde kimyasal üretiminde yoğunlaşmış iken, Çin’de önümüzdeki yıllarda SNG dönüşüm tesisleri ağırlık kazanacaktır. Avrupa’da ise tesislerin hammadde kullanım ağırlığı ise biyokütle ve organik artık ve atıklardır. Orta ve uzun dönemde ise kombine çevrim elektrik üretiminin ağırlık kazanması beklenmektedir.

Elektrik Üretiminde Kömür Gazlaştırma – IGCC Teknolojisi

Kömürden elektrik üretiminde, teknolojik olarak kullanılan tesisler esas olarak iki ana tipe ayrılabilir.

* Elektrik enerjisi üretilen santraller

* Elektrik enerjisi ve ısının birlikte üretildiği santraller

Klasik buhar santrallerinde genellikle sadece elektrik enerjisi üretilmekte, elektrik enerjisi ve ısı üretilen buhar santrali tesislerinde ise, buhar türbininin atık buharı ya kondenzatörlerde sıcak su üretiminde kullanılmakta veya bir veya birden fazla buhar kazanıyla tüketicinin kullanımına sunulmaktadır. Sisteme devrettirilen soğutulmuş buhar, besleme suyu tankına ve oradan da ısıtılmak üzere tekrar kazana gönderilmektedir. Genellikle karşı basınç türbinleri ve kondenzasyon türbinleri, buhar türbinleri olarak kullanılmaktadır.

Isı ve buharın kombine kullanıldığı santrallerde ise sadece elektrik enerjisi üretilen santrallere göre yakıtlardan çok daha etkin bir şekilde faydalanılmaktadır. Ancak gerek dünyada gerekse dünyada bölgeler üstü elektrik üreticilerince elektrik üretilen büyük kömür santrallerinde ısı ve buharın kombine kullanımı oldukça düşük düzeylerde gerçekleşmektedir. Kömürün yakılarak elektrik enerjisi üretildiği santrallerdeki yakıt verim oranı genellikle %40’ların üzerine çıkmamaktadır. Almanya’daki Schwarze Pumpe ve Lippendorf ’taki yeni santrallerde bu verimler %41 ve %43 olarak gerçekleşmektedir.

Türkiye’de ve dünyada eski kömür santrallerinde ancak %28-36 arasında değişen verimlere ulaşılabilmektedir. Birleşik Güç Sisteminde türbin buharı, enerjisini ısı değiştiricide sistemde devrettirilen suya vermekte ve besleme suyu olarak sisteme devrettirilmektedir. Isıtılan devre suyu geçiş istasyonuna nakledilmekte ve burada binaların ısıtma sistemine bağlı su devresinin ısıtılmasında kullanılmaktadır.

Isı, buhar ve elektrik üretilen santrallerdeki maksimum üretilebilir elektrik enerjisi güçleri nispeten düşmekte, buna karşın yakıttan faydalanma oranı %90’lara kadar çıkmaktadır. Mesela Almanya-Senftenberg santralinde yakıttan faydalanma oranı %93 düzeyindedir.

Kömürde Güç Üretim Teknolojilerinin Geleceği

İklim değişikliği sözleşmesinin getirdiği zorlayıcı kurallar çerçevesinde, önümüzdeki yarım asırda kömürde çevre kirleticilik ve verim açısından üst seviyede teknolojik normları uygulamak gerekmektedir. Bütün koşulları karşılayan bir teknoloji henüz bulunmuş değildir. Birkaç ümit verici teknoloji ticarileşme aşamasının eşiğindedir. Bunlar arasında ileri kömür yakma ve temizleme teknikleri; atmosferik akışkan yatakta yakma, basınçlı akışkan yatakta yakma, entegre gazlaştırmalı kombine çevrim, sıcak gaz temizlenmesi, kuru desülfirizasyon yöntemleri ve katalizörlerle nitrürsüzleştirme sayılabilir. Bütün bu teknikler ya daha yüksek verim veya kirletici emisyonu azaltma veya her ikisini birden vaat etmektedir. Bu açıdan önümüzdeki yıllarda kömürle güç üretiminin gazlaştırmayı içeren kombine sistemlerle ve diğer yüksek verimli sistemlerle gerçekleştirilmesinin teşviki gerekecektir. Dünyada kömüre dayalı IGCC santralları henüz yaygınlaşmamıştır. Faaliyette olan iki büyük santral ABD’deki Kemper santrali ile Çin’deki DongGuan santralidir.

Kömür Gazlaştırmada Perspektifler

Kömür gazlaştırma projeleri öncelikle Asya’daki gelişmekte olan ekonomilerin gelecekteki büyümeye ihtiyaç duyan elektrik enerjisi projelerinin büyük bir bölümünü sağlamaya adaydır. Enerjinin yanı sıra geleneksel gazlaştırma ürünleri olan kimyasallar ve gübre de dahil olmak üzere tüm sektörlerdeki talebin önümüzdeki 20-30 yıl içinde hızla büyümesi beklenmektedir.

Hızla sanayileşmekte olan Çin, Hindistan, Endonezya gibi Asya ülkelerindeki büyük nüfus ile Afrika ve Brezilya dahil Latin Amerika ülkeleri yoksulluktan çıkacak ve eşzamanlı olarak bu bölgelerde önümüzdeki yirmi yılda yaklaşık iki milyar yeni insan doğacaktır. Bu aşırı nüfus hareketi yakın tarihteki herhangi bir olaydan çok farklı olarak temel insan gereksinimlerini (su ve enerji) yi karşılamak için büyük bir ihtiyaç yaratacaktır. Türkiye’nin de dahil olduğu bu gelişmekte olan ekonomilerin büyümek için ortak özellikleri, zorlukları ve ihtiyaçları vardır.

Yeni ve değişen piyasa şartları göz önüne alındığında kömür, biyokütle, kentsel katı atık (MSW) ve diğer düşük-negatif değerli organik sanayi atıkları bu ülkelerde hammadde olarak çok caziptir. Ancak dünyada büyük tesislerde yaygın olarak kullanılan mevcut gazlaştırma teknolojilerinin bu yeni duruma adapte olmaları güç olacaktır.

Not: Yukarıdaki makale, Türkiye Madenciler Derneği’ne ait ‘Sektörden Haberler Bülteni’nde 5 bölüm halinde yayımlanmış olan yazılardan özetlenerek alınmıştır.

Share.

About Author

Leave A Reply

'